Published by: DünyaDevrimi
14/05/2012 - 01:52

Örgütümüzün yeni bir şubesinin meydana gelmesi bizler için her zaman çok önemli bir olay olmuştur. İlk olarak onun zorluklarına rağmen uluslararası bir ölçekte devrimci azınlıkları dünya proletaryasının kapasitesinin ileri bir kanıtı olarak yükseltecek ve ikincisi bunun anlamının örgütümüzün küresel varoluşunu güçlendirecek olması nedeniyledir.

Published by: DünyaDevrimi
08/05/2012 - 01:56

Dünyanın bütün işçileri, birleşin!”. Kapitalist bir düzen altında bu doğru ve gerçekliktir. Biz işçilerin ulusal çıkarları ya da enternasyonalist bir sınıf olarak yan tutacağımız ve savunacağımız ulusalcılık yoktur. Dünyanın her neresinde bulunuyorsak bulunalım bizler sermaye ve yerel devlet tarafından sömürülür ve zulmediliriz.

Published by: DünyaDevrimi
06/05/2012 - 00:49

eka

EKA’nın güçlerinin, karşı karşıya olduğumuz devasa sorumluluklarla kıyasladığımızda fazlasıyla kısıtlı olduğunu gerçeğini saklamak anlamsız olacaktır. Dünya genelinde düzenin krizine devrimci cevaplar arayan yeni bir kuşağın ortaya çıktığını görüyoruz fakat örgütümüzün genel hedeflerine sempati duyanların EKA’yla temasa geçmeleri ve EKA’nın eyleme ve büyüme kapasitesine kendi katkılarını yapmaları temel bir öneme sahip.

Published by: DünyaDevrimi
03/05/2012 - 01:05

EKA Türkiye seksiyonu olarak 1 Mayıs'ın tarihsel ve güncel önemine değindiğimiz bildirimizi yayınlıyoruz.

Published by: DünyaDevrimi
06/04/2012 - 12:52

Burada İspanya'daki son genel grev sırasında bir kitle meclisi çağrısı yapan Alicante Eleştirel Blok & Kitle Meclisi ve Palencia İşçi Grubu tarafından sendikaların rolünü mahkum eden iki bildiriyi yayınlıyoruz.

Published by: DünyaDevrimi
26/03/2012 - 20:31

Burada yazının yoğunlaştığı konunun daha çok Bosch işçilerinin Türk Metal-İş'ten istifa ederek Birleşik Metal-İş'e toplu geçişlerinden öte aslında işçilerin mücadelesinde bu ana kadar olumsuz bir etkilerinin dışında pozitif hiçbir etki ve izlenim bırakmamış bir 'bozacı'dan, bundan sonra da birkaç yüzdelik maaş zammı ve mücadelenin önüne geçen sahte eylemlilikler ile günümüzde işçilerden sömürdükleri aylıklarla ayakta kalmaya çalışan 'şıracı'ya tamah ettirilen, işçilerin kendi mücadelelerini ellerine almadaki bir engel olarak sendikaların içerisinde bulunan Türk-İş konfederasyonu çetesinden DİSK'in Birleşik Metal-İş çetesine geçen işçilerin hikayesi olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanısıra burjuva solunun bu hadisenin şakşakçılığına soyunması ile yazımızın amacı işçi sınıfının mücadeleleri ekseninde etkisinin daima gelişen sınıfsal hareketliliklerinin önüne set çekmek dışında başka bir işlevi yerine getirmeyen burjuva demokrasisinin araçları olarak sendikaların varoluş amaçlarını Bursa'daki bu örnek üzerinden biraz daha açabilmek gayesidir.

Published by: DünyaDevrimi
23/03/2012 - 17:43

11 Mart günü Esenyurt'ta bir inşaat şantiyesinde çıkan yangın bizlere bir kez daha kapitalist sömürünün nasıl bir gerçeğe sahip olduğunu gösterdi. Adana'daki baraj inşaatında çalışan işçilerin baraj sularına kapılıp kaybolmalarının ardından daha cesetleri bulunamamışken Esenyurt'taki yangın faciasını yaşadık. Bu yangının ardından burjuvazinin bakanları, belediye başkanları, dalkavukları ve soytarıları, aklınıza kim gelirse, bu sömürü sirkinin gülen yüzlü cellatları, hepsi aynı ağızdan “vadeleri dolmuş” ya da “kader” açıklamalarında bulundular. Ama şunu bilmiyorlar ki; onların kaderinde de savundukları bu sistemin işçi sınıfının ellerinde can vereceği gerçeği var.

Published by: DünyaDevrimi
21/03/2012 - 23:22

Bundan bir süre önce, yeni yeni gündeme gelen ve arkasından türlü yaygara kopartılan yeni sendikalar yasası üzerine düşüncelerimizi belirtmiştik.[1] Buna dair birtakım öngörülerimiz bulunuyordu ve yeni gelişmeler sonrasında tasarının burjuvazinin meclis ve komisyonlarında görüşülerek netleştirilmesi ve yasalaşması üzerine bu yazıyı kaleme almayı önemli görüyoruz.

Published by: DünyaDevrimi
16/03/2012 - 18:34

Hindistan'da, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen grevler, her ne kadar sendikalar tarafından organize edilmiş olsalar da Hindistan işçi sınıfının 100 milyonluk bir katılımı ile gerçekleşmiş olması, hem yazıda da belirtildiği üzere onun hoşnutsuzluklarının varlığınının ve aynı zamanda da bu ülkenin proleterlerinin sınıf mücadelesinin gelişiminin bir parçası olduğununu bir göstergesidir.

Published by: DünyaDevrimi
12/03/2012 - 18:03

Burjuvazinin uzmanları Çin'in adını, dünyanın ekonomik 'kaleleri' listesinde, krizin kasıp kavurduğu kapitalizmin sözde kurtuluşu olacak Brezilya, Rusya ve Hindistan gibi ülkelerin adına yazıyorlar. Bu ön dörtlü Portekiz, İrlanda, İtalya, Yunanistan ve İspanya arka beşlisinin tam zıddıymış gibi lanse ediliyor. Arka beşli hızla ekonomik krizin derinlerine düşmüşken, ön dörtlü düşmek üzereler, ki bu da hakim sınıfın kapitalizmin ölümcül krizini aşabilecek iktisadi mucize umutlarını söndürüyor. Hindistan ve Brezilya gibi 'gelişen' ülkelerin faaliyetleri hızla düşüyor. 2008'den beri dünya ekonomisinin temel lokomotifi olarak sunulan Çin dahi, resmi olarak kötüye gidiyor. China Daily gazetesinin internet sitesindeki bir makaleye göre, iki bölge (ki bunlardan biri kitlesel tüketim ürünü imalat sektörünün büyük bir kesimini barındıran ve bu nedenle ülkenin en zengin bölgelerinden olan Guangdong) Pekin'e borçlarının faiz ödemelerini geciktireceklerini çoktan bildirmiş durumdalar. Başka bir değişle, Çin iflasla karşı karşıya.

Published by: DünyaDevrimi
08/03/2012 - 17:23

Geçtiğimiz Ocak ayında Nijerya'da gerçekleşen altı günlük genel grev, ülkede yaşanan en büyük toplumsal hareketlerden biriydi. Sendikalı işçi sayısı 7 milyon olan ülkenin her tarafında gerçekleşen grev dalgasına toplam on milyon işçi katıldı ve bütün önde gelen şehirlerde büyük eylemler gerçekleşti. Grev, bir gecede yalnızca benzinin fiyatını iki katına çıkartmakla kalmayıp, yiyecek, ısınma ve ulaşım maliyetlerini de devasa bir biçimde etkileyen benzin ödeneğinin kesilmesine karşı protestoların bir parçasıydı. İşsizliğin fazla (kırk yaş altı nüfusun %40'ı) ve açlığın yaygın (nüfusun %70 günde 2$'dan az bir parayla geçinmektedir) olduğu bir ülkede, böylesi bir öfke patlaması beklenebilir nitelikteydi.

Published by: DünyaDevrimi
07/03/2012 - 18:20

Aşağıda eski-SSCB'de bulunan EKA sempatizanlarının, Moskova, St. Petersburg ve seksen kadar farklı şehirde seçime fesat karıştırılması üzerine onbinlerce kişinin katıldığı eylemlere dair yayınladıkları bildirgeyi yayınlıyoruz. Bu kitlesel eylemlerin, onlarca yıldır (1920'lerin ortalarından beri, hatta) dünya çapındaki karşı devrimin pençesinde yaşamış, proletaryası fiziksel ve ideolojik olarak Stalinizm tarafında, bir de “komünizm” adı altında ezilmiş bir ülkede gerçekleşmesi özellikle dikkate değerdir.

Published by: DünyaDevrimi
03/03/2012 - 00:26

Aslında insanlar ve köpekler arasında binlerce yıldır bir arada yaşamaktan gelen köklü ve güzel bir ilişki vardır. Bu tüm doğa tarihinde, iki tür arasında gerçekleşebilmiş en yakın ilişkidir aynı zamanda. Köpekler, binlerce yıl boyunca insanların canlarını, evlerini, ailelerini, mallarını, mülklerini, büyük ve küçükbaş hayvanlarını korumuş, bunun yanı sıra insanlara hem oyun arkadaşlığı hem de can yoldaşlığı yapmışlardır. Köpeğin bütün bunları, insanın bahşedeceği bir parça yemek umuduyla yapıyor olması da, onun insan tarafından kontrol edilmesini kolay kılmıştır.Sadakatleri, korumacılıkları, heyecanları ve saflıklarından kaynaklı sevimliliklerinden dolayı, acı bir ısırılma deneyimi yaşamamış insanların büyük çoğu köpeklerden sevecenlikle bahseder.

Published by: DünyaDevrimi
29/02/2012 - 18:08

“(...) Siyasal ve ekonomik grevler, kitle grevleri ya da kısmi grevler, gösteri ya da mücadele grevleri ayrı ayrı sektörleri ya da tüm kentleri etkileyen genel grevler, barışçı talep mücadeleleri ya da sokak savaşları, barikat çarpışmaları – bütün bu mücadele biçimleriyle birbirleriyle kesişir ya da yakınlaşır, iç içe geçer ya da biri diğerine taşar.” (Kitle Grevi, Siyasi Partiler ve Sendikalar, R.Luxemburg)

Published by: DünyaDevrimi
28/02/2012 - 17:34

Geçtiğimiz günlerde Çalışma Bakanlığı'nın meclise sunduğu yeni yasa tasarısı kapsamında, sendikalar ve sendikalaşma üzerine birtakım değişiklikler yapılıyor olacağı haber bültenleri ve internetteki haber kanallarında dolaşmaya başlamıştı. “Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı” adı altında yapılması öngörülen bu değişiklere de övgü ve tepkileri de beraberinde getirdi. Meclis Genel Kurulu'na gelmesi sürecinde de, yapılacak olan değişikliklerin hangi düzlemde gerçekleşeceğinin karara bağlanması için de burjuvazinin meclisinin işkolu istatistiklerini de değerlendirmesi gerekeceğine vurgu yapılıyor.

Published by: DünyaDevrimi
16/02/2012 - 00:46

Geçtiğimiz günlerde Yunanistan'daki 48 saatlik grev ve sonrasında ortaya çıkan mücadelelerde kimi zaman işgaller ile ilgili de haberler geliyordu. Toplumsal devrime vurgu yapan bu bildirinin milliyetçi ve reaksiyoner ulusal eğilimlerin tamamen reddetmesinin yanısıra, "ekonominin tamamen lağvedilmesi" olgusunu temel çıkış noktası saymasına da ayrıca dikkat çekmek istiyor ve kitle meclislerinin, saf ve tekil birer örnek teşkil etmelerinden öte, sınıfın önümüzdeki mücadelelerinde belirleyici olması muhtemel oluşlarının da yegane bir proleter deneyim olmalarına da ayrı bir önem yüklemek istiyoruz. Kimi kamu bina ve mekanları işgal edildi ve sonrasında işçi sınıfına karşı Yunanistan meclisinde oylanan kemer sıkma paketinin tamamen yeni bir saldırı politikası olması bir tarafa, topyekün kapitalist bir ekonominin bir yansıması olduğuna vurgu yapan bir işgal bildirisini de sitemizde yayınlamayı önemli görüyoruz. EKA

Published by: DünyaDevrimi
09/02/2012 - 12:58

EKA Türkiye seksiyonu olarak bir süredir düzenli bir biçimde yayınlamaya özen gösterdiğimiz Kürdistan bölgesindeki gelişmelere dair tartışmaların genel bir sonucu olarak aşağıdaki bildirgeyi yayınlamanın anlamlı olacağını düşünüyoruz. Süregelmekte olan bu emperyalist savaş çemberinde kalmış olan milyonlarca insanın, kimlerin çıkarına canlarını vermeye zorlandığının net ve bir o kadar da genel bir ifadesini vermeye çalışan bildirgemizin esas hatlarını, yine bu bildirgenin başlığında netleştirmeye çalıştığımız ve esas olarak farklı farklı ulusların emperyalist çıkarlarının ekseninde aynı sınıftan kardeşlerini boğazlamaya itilen işçi sınıfının tek çıkar yolu enternasyonalizm eksenli bir sınıf savaşıdır.

Published by: DünyaDevrimi
27/01/2012 - 01:41

13 Ocak 2012 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurucusu Rauf Denktaş öldü. Denktaş, başta, hayatının çok büyük bir bölümü boyunca hizmet ettiği TC emperyalizmine olmak üzere büyüklerine saygılı, fakat elini kana bulamaktan korkmayacak kadar da cürretkar ve hırslı bir politikacıydı. Türk emperyalizminin bir maşası olarak kurulmuş bir çetenin reisliğiyle başlayan siyasi yaşamı, Denktaş'ı cumhurbaşkanlığına, en nihayetinde ise dizi oyunculuğu ve yorumculuğuna kadar götürdü. Ömrü boyunca çıkarlarını savunduğu milliyetçi Kuzey Kıbrıs Türk burjuvazisi ve hizmet ettiği TC devletinin temsilcileri, Denktaş'tan mehtiyelerini eksik etmediler, hizmetle geçen ömründen dolayı minnetlerini ifade ettiler.

Published by: DünyaDevrimi
09/01/2012 - 18:51

Önce internetten, Uludere'de kaçakçılık yapanların bombalanarak öldrüldüğü üzerine haberler yayılmaya başladı. Ortada bir çok rakam dolaşıyordu ve sanki bunlar nefesi kesilen, buz gibi soğukta ılık kanı akan ve ölen insanlar değildi de sadece rakamlardı. Bu insanların hepsi birer hayattı, kimisi dersane parası biriktirmek için gitmişti sınırın öteki tarafına, kimisi savaşta kaybettiği babasının yerini almak zorunda kaldığı için gitmişti. Sadece kazandıkları elli liraydı. Kürdistan'da bu parayı bile kazanmak oldukça zor olsa gerek ki bu yaştaki insanlar yaşamları pahasına katırlar sırtında yük yerine kendi cesetlerinin taşınacağı bu tehlikeli işi yapmaya mecbur kalmışlardı. Belki de bu işi yaptıkları için kendilerini şanslı sayıyorlardı, kimbilir.

Published by: DünyaDevrimi
09/01/2012 - 18:40

Yakın bir sempatizanımızın demokrasi aldatmacısını eleştirmek amacıyla kaleme aldığı bu yazıyı internet sitemizde yayınlıyoruz. Görüşlerimize yakın hisseden okuyucularımızı da bize yazılarla katkı sunmaya davet ediyoruz.

Published by: DünyaDevrimi
17/10/2011 - 00:44
logo.jpg

EKA olarak geçtiğimiz aylarda 19. Kongre'mizi gerçekleştirdik. Genel olarak bir kongre, devrimci örgütlerin yaşantısının en önemli anıdır ve devrimci örgütler işçi sınıfının bizzat bir parçası oldukları için, kongrelerinin temel derslerini çıkartarak onları sınıfın daha geniş kesimlerinin erişimine sunmak gibi bir sorumlulukları vardır. Bu yazıyı kaleme alma amacımız da budur. Başlamadan kongremizin, bahsettiğimiz örgütümüzün sınırları dışına açılma kaygısını da pratiğe geçirdiğini ifade etmemiz gerekli.

Published by: DünyaDevrimi
25/09/2011 - 23:27
clip_image002.jpg

29 Eylül 1911’de İtalya Devleti’nin Osmanlı egemenliğindeki Libya topraklarını işgal etmesiyle Ekim 1912’ye kadar devam edecek İtalyan-Türk savaşı patlak verdi. Esasında İtalya yaz aylarından beri bu savaşa hazırlanmaktaydı. İtalya, geçmiş yüzyıllardaki paylaşım yarışında geri kalmış ülkelerdendi ve dünyanın büyük güçlerce paylaşılmış yerlerinin hızla tükendiği bu konjonktürde, İtalyan burjuvazisinin tereddütleri hızla erimişti. İttihatçıların yönetimindeki Osmanlı Devleti de, başta zayıf konumundan dolayı pek istekli olmadığı bu savaş için kollarını sıvamakta gecikmeyecekti.

Published by: DünyaDevrimi
17/09/2011 - 23:35
clip_image002.jpg

1908 isyanını en fazla benzetebileceğimiz olay, 1905 Rus devrimidir. Şüphesiz ilk göze çarpan benzerlik, iki örnekte de köşeye sıkışmış monarşilerin büyük tepkiler karşısında bir meşrutiyet rejimi ve parlamentolar ilan etmiş olmalarıdır. Bu noktadaki temel farklılık, Osmanlı Meclis-i Mebusan’ının Rus Duma’sından fazlasıyla güçlü oluşu ve Osmanlı burjuvazisinin gerçek iktidarı monarşiye bırakmamakta kararlı oluşuydu. Tabii ki, Rusya’nın 1905 ile Osmanlı’nın 1908’i arasındaki en temel farklardan birisi, 1905 devrimi bizzat işçi grevleriyle başlamışken, 1908 isyanının ordu içerisinde ve subayların önderliğinde başladığı gerçeğidir.

Published by: DünyaDevrimi
08/09/2011 - 00:05
greece-protests.jpg

Bir süre önce Yunanistan'daki Ta Paida Tis Galarias (TPTG - http://www.tapaidiatisgalarias.org/) örgütü bize Yunanistan'daki kitle meclisleri hareketlerine dair kaleme aldıkları yazılarını gönderdiler. Bu yazıyı yayınlamaktan ve yaygınlaştırmaya çalışmaktan mutluluk duyuyoruz, zira kanımızca, bizzat hareket içinde yer almış yoldaşların yazmış olduğu bu yazı Yunanistan'daki kitle meclisleri hareketinin ilk açık, net anlatısını ve yorumunu teşkil ediyor. Arkadaşların Yunanistan'daki son olaylara dair analizi bizim Atina ve öteki Yunan şehirlerindeki eylemlere ilham veren İspanya'daki 'öfkeliler' hareketine dair söylediklerimize bir hayli yakın...

Published by: DünyaDevrimi
07/09/2011 - 02:25
spain-15M.jpg

Bu makale örgütümüzün İspanya şubesi Acción Proletaria tarafından İspanya'da gerçekleşen son dönem hareketlerin bir değerlendirmesini yapma niyetiyle kaleme alınmıştır.

Published by: DünyaDevrimi
21/07/2011 - 00:15
clip_image002.jpg

Abdülhamit rejimi, 1902’den beri sallanmaktaydı; 3 Temmuz 1908’de, yanından geyiğini ayırmayan Resneli Niyazi adlı eksantrik bir İttihatçı subayın, komutasındaki iki yüz kadar asker ile Makedonya dağlarına çıkmasıyla, saltanat sallanmaya başladı. Üç hafta içerisinde bu ayaklanma Osmanlı ordusu içerisinde hızla büyümüştü. Kıvılcım, kısa zamanda Makedonya’daki Osmanlı ordusunun neredeyse tamamını, imparatorluk genelinde ise ciddi bir kısmını saran bir yangına dönüşmüştü.

Published by: DünyaDevrimi
10/07/2011 - 00:50

21 Mayıs 1889 tarihinde, İstanbul’daki Askeri Tıbbiye Mektebi’nde beş öğrenci bir araya geldi. Bu öğrenciler, İshak Sükûti, İbrahim Temo, Abdullah Cevdet, Mehmed Reşid ve Hikmet Emin’di. Bu beş tıp öğrencisinin bir araya geldiğinden ne hocalarının haberi vardı ne de sınıf arkadaşlarının. Çok önemli gördükleri bir meseleye dair büyük işler yapmak için, tam bir gizlilik içinde buluşmuşlardı.

Published by: DünyaDevrimi
26/06/2011 - 20:24

Üç yıllık bir örgütlenme çalışması ve altı yıllık bir eylem deneyiminin ardından, 1896 yılına gelindiğinde Devrimci Hınçak Partisi içerisinde iki belirgin hizip ortaya çıkmıştı. Hiziplerden bir tanesinin başını, partinin kurucularından olan ve partinin yönetimini elinde tutan Avetis Nazarbekyan ve eşi Maro Vardanyan çekmekteydi. Öteki hizbi ise Nazarbekyan ve Vardanyan’ın muhalifleri oluşturmaktaydı. Öte yandan, Devrimci Hınçak Partisi içerisinde ortaya çıkmış olan bu ayrışma, basitçe Nazarbekyan ve Vardanyan’ın şahsiyetiyle ilgili olmaktan çok uzaktı. Muhalifler partinin çizgisinin çok temel bir yönüne, partinin sosyalist olmasına muhalefet etmekteydiler. Onlara göre merkezin Ermeni sorununu Rusya’nın işçi sorunlarını bağlaması çok ciddi bir hataydı ve böylelikle yalnızca tutucu Ermeni burjuvazisinin ve Müslüman toplumun değil, Osmanlı İmparatorluğu’nda ortaya çıkmış olan herhangi bir sosyalist hareketi de desteklemeye hevesi olmayan Batılı burjuva devletleri de ürkütülmüş oluyordu.

Published by: DünyaDevrimi
16/06/2011 - 01:18
clip_image002.jpg

1889 senesinde, dönemin farklı sosyal demokrat partilerini bir arada toplamak amacıyla Almanya, Fransa ve Belçika gibi Batı Avrupa ülkelerinin sosyalist partileri tarafından başlatılmış bir girişimin sonucu olarak, gelecekte dünya genelinde komünist hareketlerin çoğunluğunun içerisinden çıkacağı İkinci Enternasyonal isimli örgüt kuruldu. Kuruluşundan çöküşüne kadar Batı Avrupa merkezli bir yapı olarak kalsa da ve merkezileşmiş bir yapıdan ziyade ulusal partilerin bir federasyonu olarak tasarlanmış olsa da, Kuzey ve Güney Amerika’dan Uzakdoğu’ya, İkinci Enternasyonal dönemin dünya genelindeki bütün sosyalist hareketleri için bir çekim ve yönelim noktası olacaktı.

Published by: DünyaDevrimi
04/05/2011 - 01:49
k.afrika

Kuzey Afrika'da başlayan ve Kafkaslarda kadar tırmanan bir toplumsal olaylar dizisinden geçtik, geçiyoruz. Yaşananlara herkes kendi durduğu yerden bir anlam ve amaç tanımlama ihtiyacı hissederek onlarca yazılar yazıldı, yorumlar yapıldı. Hatta başlarına sıfatlar eklenerek devrimler dendi. Ama bunların ancak iki yorumu olabilirdi özünde; birincisi burjuva yorum, diğeri ise işçi sınıfı yorumu. Buradaki amacımız kimin burjuva kimin işçi sınıfı yorumunu tahlil etmek olmayacak elbette.

Published by: DünyaDevrimi
02/05/2010 - 20:00

İlk yazımızda Tekel mücadelesinde 20 Ocak tarihine kadar olan gelişmeleri aktarmaya çalışmıştık. Bu yazıda ise, kaldığımız yerden devam ederek çadırların kurulmasından, 2 Mart günü sökülmesine uzanan süreci aktarmaya çalıcağız. Anlattığımız, tüm işçi sınıfının hikayesidir. Deneyimlerini paylaşarak yazımıza katkı sunan ve bu deneyimlerin hem Tekel mücadelesinin devamına hem de bundan sonraki mücadelelere ışık tutmasını sağlayan Tekel işçilerine teşekkürü borç biliriz.

Published by: DünyaDevrimi
21/01/2010 - 01:50
turkis-occupation.jpg

14 Aralık 2009'da onlarca şehirde bulunan Tekel işletmelerinde çalışan binlerce işçi, evlerinden, ailelerinden ayrılarak, kendilerine sermaye düzeni tarafından dayatılan korkunç koşullara karşı mücadele edebilmek için Ankara'ya doğru yola çıktılar. Tekel işçilerinin yakın zamanda ilk ayını tamamlamış olan bu onurlu mücadelesi, bütün işçilerin katılacağı bir grev fikrini gündeme taşıyarak, kısa zamanda bütün ülkedeki işçi sınıfı hareketinin başını çekmeye başladı. Bizim burada aktarmaya çalışacağımız, Tekel mücadelesinde şu ana kadar olanların hikayesidir. Unutulmamalıdır ki, anlatılan yalnızca Tekel işçilerinin değil, dünyadaki bütün işçilerin hikayesidir. Sınıfımızın mücadelesini ileriye taşıyan onurlu Tekel işçilerine, hem kararlı direnişlerinden, hem de yaşadıklarını, deneyimlerini, düşüncelerini bize aktararak böylesi bir çalışmayı mümkün kılmalarından dolayı, sıcak bir teşekkürü borç biliriz.

Published by: DünyaDevrimi
11/07/2009 - 14:00
clip_image002.jpg

İŞÇİ HAREKETİ VE KIZIL SENDİKALAR Türkiye'de işçi hareketinin, sendikalizmin ve sendikaların tarihini incelemek çerçevesinde Dünya Devrimi'nin geçtiğimiz sayısında başladığımız yazı dizisine bu sayıda devam ediyoruz. Osmanlı İmparatorluğu'ndaki işçi hareketini, sendikaları ve sosyalizmi anlatan ilk yazımızı şu şekilde bitirmiştik:

Published by: DünyaDevrimi
03/04/2009 - 14:00

Bu yazıyla birlikte, Türkiye’deki sendikaların ve sendikalizmin tarihine dair bir yazı dizisine başlıyoruz. Bu yazı dizisini hazırlarkenki amacımız, sendikaların ortaya çıkışını, kapitalizmin geçirdiği dönemsel değişikliklerden etkilenişini ve sendikal kurumların nasıl burjuvazinin silahlarına ve bugün gördüğümüz karşı-devrimci işleve sahip devlet kurumlarına dönüştüğünü, tarihsel bir çerçeve ile açıklamaktır. Bu bağlamda yazı dizimizi Osmanlı İmparatorluğu dönemindem başlatmayı uygun bulduk, zira hem Türkiye’deki işçi sınıfı hareketleri bu dönemde başladığı, hem de Türkiye’deki hakim burjuva siyasi rejiminin kökenleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemini yöneten İttihat ve Terakki Partisi’nde olduğu için hikayemiz pek çok açıdan burada başlamaktadır. Bunun yanısıra Osmanlı İmparatorluğu’ndaki işçi hareketinin, sendikaların ve sosyalist yapıların, tarihsel siyasi gelişimler göz önünde bulundurularak incelenmesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezinde kapitalist olmayan bir üretim ilişkisinin hakim olduğu ve burjuva devrimini Kemalist milliyetçi hareketin gerçekleştirdiği efsanesinin saçmalığını ortaya koymak açısından da bir önem taşımaktadır.

Published by: DünyaDevrimi
30/03/2011 - 01:51
ayaklanma.jpg

‘Devrim'... Bugün, Arap dünyasındaki olaylarla ilgili bu sözcük dolaşıyor herkesin dilinde. İlkin bu hususu tartışmaya açarken anlamamız gereken nokta, bu ifadeyi kullanan herkesin ‘devrim'den aynı anlamı çıkartmadığı noktasıdır. Devrim terimi, bugün öylesi bir anlam erozyonuna uğramış gibi gözükmektedir ki; Gürcistan'daki "Gül devrimi"nden, bugün verildiği isimle Mısır'daki "Lotus devrimi"ne (ki hatırlatalım ki Mısır'da yönetimdeki patronlar dahi değişmemiştir, eski kabine üyelerinin yirmi yedisi hala hükümette görev yapmaktadır), Ukrayna'daki "Turuncu devrim"den, peşi sıra gelen etnik temizliklerle Kırgızistan'daki "Lale Devrimi"ne (veya Pembe devrime), Lübnan'daki "Sedir devrimi"ne ve hatta (George W. Bush hiç de tutmayan ifadesi ile) Irak'taki "Mor devrim"den, İran'daki "Yeşil devrim"e (liste uzuyor, gidiyor) yönetimdeki herhangi bir patron takımı değişimine bu isim takılmaktadır.

Published by: DünyaDevrimi
24/02/2011 - 02:25
platformDireniş.jpg

Artık yolu Sakarya meydanına düşen Ankaralıların pek azı geçtiğimiz sene bugünlerde o sokaklarda toplanmış olan binlerce işçiyi, yakılmış olan ateşleri hatırlıyor gibi. Çok uzun bir süre değil, aylarla ifade edilebilecek bir zaman önce, işçilerin işgal ettiği, korumak için devlet güçlerinin önüne barikatlar çektiği Türk-İş konfederasyon genel merkezinin önü bir hayli sakin şimdilerde.

Published by: EKA
24/10/2008 - 19:28
Mayıs 1968

Medyayı son dönemde işgal eden 1968 Mayıs'ına dair televizyon programları ve kitapların çoğunda Mayıs ayı boyunca Fransa'yı etkileyen öğrenci hareketinin enternasyonal niteliğinin sürekli altı çiziliyor. Daha önceki makalelerimizde de belirttiğimiz gibi, Fransa'da ki öğrenci hareketinin kitlesel olarak gelişen ilk hareket olmadığını herkes biliyor. Aslında bu hareket tabiri caizse 1964 sonbaharında Amerikan üniversitelerinde başlamış hareketin en arka vagonuna atlamış bir hareket. ABD'de başlayan bu hareket batı ülkelerinin çoğunluğunu etkileyerek, diğer Avrupa ülkeleri için bir referans noktasına dönüştüğü Almanya'da 1967'de tepe noktasına ulaşmıştı. Ne var ki 60'ların öğrenci hareketinin enternasyonal karakterinin altını çizerek tatmin olan aynı gazeteci ve tarihçiler bütün dünyada bu dönemde gelişen işçi mücadeleleri hakkında tek bir söz bile söylemiyorlar. Şurası da açık ki Fransa 68 "olaylarının" en önemli yönü olan dev grevi basitçe görmezden de gelemiyorlar. İşçi hareketinin tarihindeki en büyük grevin üstünü kapatmak onlar için bile çok zor bir şey. Fakat bundan bahsettikleri zaman da proletaryanın bu hareketini bir tür "Fransız istisnası" olarak sunmaya çalışıyorlar.

Gerçekte ise, belki de öğrenci hareketinden de fazla enternasyonal hareketin parçası olan şey Fransa'da ki işçi sınıfının bu hareketidir ve bu da ancak enternasyonal bir çerçevede kavranabilir. Bu makalede diğer konular ile birlikte vurgulayacağımız konuda işte budur.

Published by: EKA
11/09/2008 - 22:39
Sud Aviation 1968

Mayıs 68'de gerçekleşen olaylara dair söylenen yalanlara karşı, devrimcilerin gerçeği tekrar ortaya dökmeleri, bu olayların derslerini çıkartmaları ve onların çiçeklerden oluşmuş bir çığın altında gömülmesini engellemeleri gereklidir.

Bundan önce yayınladığımız ve içerisinde '68 Olayları'nın ilk unsuru olan öğrenci ayaklanmasını irdelediğimiz iki makalede bunu yapmayı amaçladık. Şimdi ise hareketin temel unsurunu, yani işçi sınıfı hareketini ele alacağız.

İlk makalede Fransa'daki olayların anlatımını: "14 Mayıs'tan da tartışmalar pek çok yerde devam ediyordu. Bir gün öncesinin devasa eylemlerinden ve oradan alınan güç ve cesaretten sonra, hiçbir şey olmamış gibi devam etmek imkansızdı. Nantes'da, Sud-Aviation işçileri, en genç işçilerin başını çektiği spontane bir greve gittiler ve fabrikayı işgal etmeye karar verdiler" diye sonuçlandırmıştık.

Şimdi hikayeye buradan devam edeceğiz.

Published by: EKA
11/09/2008 - 22:32
Renault Flins 1968

Mayıs 68'e dair bu yazının ilk kısmında, hareketin ilk kısmını, öğrenci eylemlerini ele almıştık. Yazıda Fransa'da 22 Mart'tan Mayıs ortasına kadar devam eden öğrenci hareketlerinin, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde, Berkley Üniversitesinde başlayan ve neredeyse bütün Batı ülkelerini etkileyen uluslararası bir hareketin bu ülkedeki ifadesi olduğunu göstermiştik. Dolayısıyla yazının ilk kısmını şöyle diyerek sonuçlandırmıştık: "Bu hareketleri nitelendirenin ne olduğu net: herşeyden önce, Vietnam savaşının reddi. Fakat mantıksal olarak Hanoi ve Moskova rejimlerinin müttefiki olan Stalinist partilerin bu hareketlerin Kore Savaşı sırasında olduğu başlarını çekmelerini beklemek mantıklı olacakken, 68'de durum hiçbir şekilde böyle değildi. Tam tersine, bu partilerin eylemlerde hemen hemen hiçbir etkinlikleri olmadı ve çoğu zaman bu hareketlere tamamen karşıydılar.

1960'ların sonundaki öğrenci hareketlerinin temel özelliklerinden bir tanesi budur ve bu özelliği hareketin gerçek önemini göstermektedir."

Şimdi ise hareketin yukarıda bahsi geçen gerçek önemine değineceğiz. Bunu yapmak için ise şüphesiz öğrenci eylemlerinin temel meselelerini hatırlatmak gerekiyor.

Published by: EKA
11/09/2008 - 22:23
Workers on strike at Citroën
Kırk yıl önce, 22 Mart 1968'de, Paris'in batı banliyölerinden biri olan Nanterre'de, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra uluslararası tarihin önemli olaylarından bir tanesi; basının ve Fransız politikacıların genellikle '68 olayları' diye tabir ettiği olaylar başladı.