Published by: DünyaDevrimi
22/12/2011 - 00:06
etha-20111218-grev-afis-00_ext.jpg
Bilindiği üzere “Sağlık hakkı meclislerini kuruyoruz, 663 sayılı kanun hükmünde kararnameyi oyluyoruz!” adı altında “21 Aralık’ta grevdeyiz!” sloganıyla bugün bir iş bırakma eylemi düzenleniyor. Sağlık sektöründek sendikalar ve meslek birlikleri tarafından alınan bu “grev” kararına daha sonrasında KESK tarafından da destek verildi. Peki bu kararname neyi kapsıyordu? Bu, yeşil kartın iptal edilmesi, işçi sınıfından yeni bir sağlık priminin kesilmesi, hastanelerde ödenen katılım paylarının %300 ile %1500 arasında arttırılması gibi saldırılarla yine işçi sınıfının cebindeki üç beş kuruşa da el konacağı anlamına geliyor.
Published by: DünyaDevrimi
15/12/2011 - 00:03
sgbp
Bir süredir emek dünyası ile ilgili gündemi takip edenler Sendikal Güç Birlği Platformu (SGBP) adında bir oluşumun varlığından haberdardır. Buna göre Türk-İş sendikalar konfederasyonu bünyesinde bulunan ve kendilerini Türk-İş'e “muhalif” ilan eden 10 sendikanın belli başlı şubeleri bir dizi başlık ile bir toplantı gündemi belirlemişti ve bu toplantılar İstanbul, Bursa, Lüleburgaz, Diyarbakır ve Ordu gibi illerde gerçekleştirilmişti.
Published by: DünyaDevrimi
04/12/2011 - 21:42
savinkov
Bu seferki kitap tanıtımımız gerçekleştiği zaman dünyada yeni bir devrimler çağını başlatan 1917 Ekim Devrimi'nin ön sürecinde ortaya çıkan ve Çarlık Rusyası'nda devrimin yönelimlerini ve potansiyel olasılıkları üzerinden faal olan bir çok siyasi grup, örgüt ve parti arasından 1901'de çeşitli dağınık grupları biraraya toplayarak kurulan Sosyalist Devrimci Parti (SD) içerisinde yapılanmış ve “çatışma grubu” ya da “savaş örgütü” adı altında silahlı faaliyet yürüten bir terör eylemcisi olarak Boris Savinkov'un “Bir Teröristin Anıları” başlığı altında toplanan anılarınından oluşuyor.
Published by: DünyaDevrimi
15/11/2011 - 02:40
kickingLoukanikos.jpg

Sitemizi takip eden okuyucular, geçtiğimiz günlerde Yunanistan'da Stalinistlerin devlet güçlerinin öncü kolu rolüne soyunarak Yunan burjuvazisinin meclisini koruma çabalarını dair değerlendirmemizi fark etmişlerdir. Şimdi ise, daha öncesinde de bir yazılarını çevirerek yayınladığımız, Yunanistan'daki Ta Paida Tis Galarias (TPTG - http://www.tapaidiatisgalarias.org/) örgütün açıklamasını yayınlamaktan mutluluk duyuyor, ve TPTG'li yoldaşlarımızın ve bütün militan işçilerin burjuva Yunan devletine ve onun Stalinist karşı-devrimci ajanlarına karşı verdikleriyle mücadaleyle dayanışmamızı ilan ediyoruz. EKA

Published by: DünyaDevrimi
13/11/2011 - 21:19
van-depremi.jpg

Van depremi üzerine yazmayı belli açılardan bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bunun bir çok sebebi olsa da, en başta depremin kapitalizmin çürümekte oluşunu bir kez daha ortaya koyması ve beraberinde onun nasıl aç gözlü fırsatçı olduğu gerçeğini ortaya çıkarması geliyor. Başka bir olgu ise işçi sınıfı içinde yayılmaya çalışılan milliyetçilik ve bu milliyetçi durumun her iki ulusun işçileri üzerinde yarattığı sınıfsal yabancılaşma. Van depremi üzerinden ise bu yabancılaşma üzerine inşa edilen milliyetçi histeriler.

Published by: DünyaDevrimi
12/11/2011 - 01:00
oakland işgal-1.jpg
2 Kasım tarihinde, ABD'nin dört bir yanında patlak vermiş işgal hareketinin Kalifornia eyaletinin Oakland şehrindeki ayağı olan Oakland İşgali Kitle Meclisi'nin çağrısıyla bir genel grev gerçekleşti. Kentin merkezi Oscar Grant meydanını işgal edenlerin oluşturduğu ve herkesin katılımına açık olan kitle meclisinin çağrısını yaptığı 2 Kasım Oakland grevi, kitlesel eylemlere ve akşam başlayıp sabahın erken saatlerine kadar Amerikan devletinin polis güçleriyle çatışmalara sahne oldu. Eylemler sırasında yüzü aşkın gösterici tutuklandı. Polisin eylemcilere karşı bol miktarda biber gazı ve göz yaşartıcı bomba kullandığı eylemde Amerikan çevik kuvvet polisi, polisin göstericilere karşı uyguladığı şiddeti kameraya çeken anarşist bir devrimciyi silahla vurarak ciddi bir biçimde yaraladı.
Published by: DünyaDevrimi
28/10/2011 - 00:11
25102011-germinal.jpg

En büyük başyapıtını bu sözlerle bitiren Émile François Zola 29 Eylül 1902'de hayata gözlerini yumduğunda, cenazesinde toplanan Fransız işçi kitleleri kol kola girerek hep bir ağızdan sadece şu kelimeyi haykırarak inletmişlerdi Paris sokaklarını: “Germinal! Germinal!”

Published by: DünyaDevrimi
24/10/2011 - 23:22
empsavas.jpg

Emperyalist TC ordusunun 27. defa Irak Kürdistanı'na girdiği iddialarının Türk basınında yer aldığı şu günlerde, TSK'nın ve PKK'nin iddialarına göre yaklaşık üç günlük bir süreç içerisinde, TC emperyalizmi ile Kürt burjuvazisi arasındaki savaşta iki yüze yakın işçi çocuğu hayatlarını kaybetmiş bulunmakta. PKK, son günlerdeki çatışmalarda ölen askerlerin sayısının, devlet kaynaklarının iddialarının aksine 24 değil 81 olduğunu iddia ediyor.

Published by: DünyaDevrimi
24/10/2011 - 23:18
kadin.jpg

Dünyanın efendileri için milyonlarca insanın ölmesi sadece istatiksel bir veriden ibaret. Burjuva iktidarlar, sömürülerini arttırmak, karları için daha fazlasını katmak amacıyla savaşlardan, iç çatışmalardan medet ummaktadırlar. Böylece ayakta kalmayı düşlemektedirler. Dünyanın dört bir yanındaki bu saldırganlık hali, kadınların şiddete maruz kalmalarına, cinsel meta olarak kullanılmalarına, mülteci konumuna düşürülmelerine, tecavüze uğramalarına, yoksulluk ve sefalet içine itilmelerine sebep olmaktadır.

Published by: DünyaDevrimi
19/10/2011 - 22:10

Milliyetçiler ve sol-liberaller; Troçkistler ve Enver Hocacılar, Yeşiller ve Anarşistler; Türkücüler ve LGBT'ler... Pek çok ve farklı farklı siyasi eğilime veya kimlik örgütüne mensup delegeler 15-16 Ekim tarihlerinde, Ankara'da önce çatı partisi daha sonra da “Kongre Hareketi” adıyla olarak bilinen hareketin ilk kongresinde bir araya geldiler.

Published by: DünyaDevrimi
13/10/2011 - 22:30
8ekim.jpg

Geçen hafta (8 Ekim 2011) Ankara'da "tüm temel haklarımız için, insanca yaşamı savunuyor, eşit, özgür, demokratik bir Türkiye istiyoruz" talebiyle düzenlenen "demokrasi" mitinginde EKA olarak tutum alışımızı ortaya koyan bildirimizi paylaşıyoruz.

Published by: DünyaDevrimi
03/10/2011 - 02:54
28092011-savas-3.jpg

Geçtiğimiz günlerde, son aylarda devam eden Türk-Kürt savaşının şiddetinin iyice arttığına tanık olduk. Bir yandan emperyalist TC'nin KCK operasyonu kapsamında sayısı sadece geçtiğimiz aylar içerisinde 3,500 kişiyi bulmuş tutuklamaları ve baskı politikaları, hem Irak Kürdistanı'nda, hem de Türkiye Kürdistanı'nda yağmaya devam eden bombalar, gerillalara saldırılar ve sınıra asker sevkiyatları... Öteki yandan Kürdistan'da PKK'nin asker ve polisi hedef alan ama sivillerin de ölmesine neden olan eylemleri, Elazığ ve Diyarbakır'da öğretmen kaçırılması, çatışmalarda öğretmenlerin canlı kalkan olarak kullanıldığı iddiaları ve TAK'ın Ankara'da patlattlığı bomba...

Published by: DünyaDevrimi
03/10/2011 - 02:45
260911_tr-israil.jpg

Son dönemde burjuva gündem oldukça yoğun. Doğu Akdeniz'de yoğunlaşan emperyalist kapışma sürerek devam ediyor. BM raporu krizinin ardından açıklanan beş maddelik yaptırım paketi, yeniden alevlenen Türkiye-İsrail ilişkileri ve son olarak sondaj gerilimi, Türkiye-İsrail ilişkileri üzerine bundan sonra da yazılacağa benziyor. Bizim amacımız emperyalist ilişkilerin arka planını görmek ve siyasi yansımalarını işçi sınıfı nezdinde tahlil etmek.

Published by: DünyaDevrimi
30/09/2011 - 22:25

"(...)Biz oranın kütüphane olmasından yanayız. Müze filan olması doğru şeyler değildir. Neyin müzesini yapacağız? O zaman Türkiye'nin her köşesini müze yapmak lazım.'' – Muhsin Yazıcıoğlu.

BBP (Büyük Birlik Partisi) eski genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, 2009 yılında kendisine Sivas'ta gerçekleşen ve 33 kişinin yanarak ya da dumandan boğulmak suretiyle hayatını kaybettiği Madımak yangını ile ilgili yöneltilen sorular üzerine bu şekilde cevap veriyordu.

Published by: DünyaDevrimi
25/09/2011 - 23:40
sike.jpg
Geçtiğimiz yaz Türkiye'nin spor gündemine, başta Fenerbahçe olmak üzere Beşiktaş, İstanbul Büyükşehir Belediyespor, Karabükspor, Mersin İdman Yurdu, Giresunspor gibi Süper Lig ve 1. Lig'in çeşitli takımlarının bulaştığı anlaşılan şike skandalı oturdu. Futbol sanayisinin Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım ve Beşiktaş teknik direktörü Tayfur Havutçu'nun da içlerinde bulunduğu önemli isimleri tutuklanmış bulunuyor.
Published by: DünyaDevrimi
17/09/2011 - 22:25
noBoiloutForCapitalism.jpg

Eğer yalan ölümcül bir günah olsaydı, egemen sınıf uzun bir zaman önce ölmüş olurdu. Her yerde, çatı katlarından çığırıyorlar, televizyonlarda, radyolarda, gazetelerinde ve bültenlerinde haykırıyorlar: Bakın: orada, tünelin sonundaki ışık! Kanıt: işsizlik düşüyor. Ya da öyle görünüyor. ABD ve Fransa’da, geçtiğimiz birkaç ayda işsizlik oranında 2007 krizinin patlak vermesinden beri en büyük düşüş gerçekleşti. Almanya’da işsizlik oranı 1992’den beri hiç bu kadar düşük olmamıştı! Ve büyük uluslararası kuruluşlar iyimserliklerini gösteriyorlar. IMF’ye göre 2011’de dünyanın büyümesi % 4.4’e ulaşacak. Asya Gelişim Bankası, Çin için % 9.6 ve Hindistan için % 8.2’lik büyüme oranları öngörüyor. Almanya, Fransa ve ABD'nin sırasıyla % 2.5, %1.6 ve %2.8’e erişecekleri söyleniyor. Hatta IMF, Japonya için deprem ve nükleer felakete rağmen bu yıl % 1.7’lik bir büyüme oranı beklediğini söylüyor.

Published by: DünyaDevrimi
17/09/2011 - 22:14
worldEconomicCrisis.jpg

2007’de borç balonu patladığında çökmenin eşiğinde dev bankalar bulunuyordu. Sadece dünya devletlerinin hazinelerinden gelen muazzam kredi akışları sayesinde varlıklarını sürdürebildiler. Bu durum, hükümetin doymaz bankerlere ne yapmaları gerektiğini anlatmasından değil, kapitalist sistemin küresel finansal makinesinin çöküşüne dayanamayışından kaynaklıydı.

Published by: DünyaDevrimi
15/09/2011 - 22:40
myt-pcc.jpg

“Bir prens hayvanların doğasını iyi bilmeli ve hayvanlar aleminden aslan ile tilkiyi özümsemelidir. Zira aslan tuzaklardan, tilki ise kurtlardan korunamaz. Bu yüzden tuzakları fark etmek için tilki, kurtları korkutmak için ise aslan olmak icap eder (…) Dolayısıyla bilge bir hükümdar verdiği bir sözü eğer artık çıkarına uygun değilse veya sözü vermesine neden olan koşullar ortadan kalkmış ise tutamaz ve tutmamalıdır (…) Bir prensin, sözünü tutmayışının üzerine kapatacak meşru nedenleri asla tükenmez (...) Fakat bu tabiatın üzerinin nasıl kapatılacağını bilmek, dürüst gözüküp niyetleri gizlemek şarttır. İnsanlar öye basit düşünürler, anlık ihtiyaçları onlara öyle hükmeder ki aldatmak isteyen, kendisine aldanmak isteyen birilerini her zaman bulabilir” - Nicolò Machiavelli, Prens

Published by: DünyaDevrimi
13/09/2011 - 23:47
12eylul.jpg

2 Eylül darbesi, onlarca insanın öldüğü, hapishanelerde onlarca yılın geçirildiği ve her anlamda bedelini işçi sınıfının ödediği, burjuva gericiliğinin gerçek yüzlerinden biridir. Burjuvazi şimdilerde ise bu darbeyi yine kendi siyasi amaçları doğrultusunda “12 Eylül ile hesaplaşıyoruz!” propagandasını kullanarak, işçi sınıfını kandırmakta, darbe mağdurları tarafından açılan utanç müzeleri, 12 Eylül'de işkence merkezleri olan bazı hapisanelerin yine müze haline getirilmesi için yapılan çalışmalar, burjuva demokrasisinin aklanmasına istenilen desteği sunmaktadır.

Published by: DünyaDevrimi
12/09/2011 - 21:03
karanliginOtesinde.jpg

Öyle anlar vardır; insan için artık mücadeleden başka çarenin bir seçenekmiş gibi görünmediği. Buradaki kısa anlatıda konusu geçen, zamanının iki “belirleyici” aygıtı arasında geçirdiği koskoca geçmişini 840 sayfalık bir kitaba sığdırabilen Jan Valtin'in hikayesi de işte böyle bir anda, henüz daha çok küçük yaşlardayken birlikte yaşamaya, katran kavanozuna elini daldırmaya alıştığı “denize gittiği” anda başlıyor; Richard Julius Herman Krebs'in mücadelesini de bu şekilde okuyabiliriz. Özellikle de sefil yaşamına alternatif olarak gördüğü tek şey olarak, bu sefil yaşamın temellerini yoketmeye çalışma ideali için savaşan bir insanın hayatının 20 yıllık kesitini.

Published by: EKA
21/12/2008 - 13:16

Yirminci yüzyılın başında, Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında proleterya devasa kavgalar verdi. 1917'de, Rusya'da burjuva iktidarını devirdi. 1918 ile 1923 arasında Avrupa'nın en temel ülkesi Almanya'da aynı amacı gerçekleştirmek için çok sayıda mücadele verdi. Bu devrimci dalga dünyanın İtalya'dan Kanada'ya, Macaristan'dan Çin'e, gelişkin bir işçi sınıfı olan her yerini kasıp kavurdu.

Published by: EKA
03/05/2008 - 22:49
affiche1968.jpg
Kırk yıl önce, 22 Mart 1968'de, Paris'in batı banliyölerinden biri olan Nanterre'de, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra uluslararası tarihin önemli olaylarından bir tanesi; basının ve Fransız politikacıların genellikle '68 olayları' diye tabir ettiği olaylar başladı. O gün olanlar, kendi başına sıra dışı değildi. Paris'te bulunan Amerikan Ekspres şubelerine karşı bir saldırıya karıştığı söylenen aşırı sol bir öğrencinin tutuklanmasına karşı bir protesto düzenlenmişti. Onun 300 yoldaşı bir amfide toplantı düzenlediler ve 142'si akşam Üniversite Konsey odasını işgal etmeye karar verdiler. Bu Nanterre öğrencilerinin huzursuzluklarını ilk gösterişleri değildi. Tam bir sene önce zaten öğrenciler ile polis arasında üniversitede yurtlarında kızların yapabildiği ama erkeklere yasak olan serbest dolaşım meselesi üzerinde çatışmalar çıkmıştı. 16 Mart 1967'de, yurtlarda kalan 500 kişinin oluşturduğu bir ARCUN adlı bir gurup pek çok şeyin yanında 21 yaşından büyük öğrencilere bile reşit değil muamelesi yapan üniversite kurallarının yürürlükten kaldırılması çağrısı yapmıştı. Sonrasında, 21 Mart'ta, hükümetin talebi üzerine polis kızlar yurdunu orada bulunmuş olan ve binanın tepesinde barikat kurmuş olan 150 oğlanı tutuklamak amacıyla kuşatmıştı. Fakat ertesi sabah polis kendisini birkaç bin öğrenci tarafından çembere alınmış bulacaktı ve en sonunda öğrenci barikatlarına dokunmadan kaçma emrini alacaktı. Fakat bu olaylar, ve de öğrencilerinin öfkelerinin başka yansımaları, özellikle üniversite reformuna dair 1967 sonbaharında gündeme gelen ‘Fouchet Planı'na karşı tepkiler, kısa ömürlüydü. 22 Mart 1968 tamamen farklı bir olaydı. Bu tarihi izleyen olaylar birkaç hafta sonra savaştan beri en büyük öğrenci hareketine, ve daha önemlisi neredeyse bir ay boyunca 9 milyon işçinin katılımıyla uluslararası işçi hareketinin tarihindeki en büyük greve yol açacaktı.
Published by: EKA
25/11/2007 - 20:03

Komünist devrim hayaleti dünyayı sarsmak için geri döndü. Elli yıldan uzun süredir yönetici sınıf geçen yüzyılda ve bu yüzyılın başında proleteryayı rahatsız eden şeytanların ebediyen kovulduğuna inanıyordu. Gerçekten de işçi hareketi son elli yıl yaşadığı kadar korkunç ve uzun süren bir yenilgi yaşamamıştı. 1848'deki mücadelelerinden sonra işçi sınıfını bastıran karşı devrim, 1871'de kahramanca Paris Komünü'nü yaratmaya çalışanların çaresizliği ve 1905 mücadelelerinin yenilgisinin ardından gelen moral bozukluğu, son yarım yüzyılda sınıf mücadelesini ne zaman ortaya çıksa boğan karşı devrimci havayla kıyaslandığında hiçbirşeydi. Karşı devrimin boyutları, burjuvazinin Birinci Dünya Savaşı ardından gelen büyük devrimci patlamaya karşı iliklerine kadar hissettiği korkunun bir yansımasıydı.