Bosch İşçilerinin Sendika Değiştirme Süreci : Türk-İş'ten DİSK'e Değişen Bir Şey Yok!

Burada yazının yoğunlaştığı konunun daha çok Bosch işçilerinin Türk Metal-İş'ten istifa ederek Birleşik Metal-İş'e toplu geçişlerinden öte aslında işçilerin mücadelesinde bu ana kadar olumsuz bir etkilerinin dışında pozitif hiçbir etki ve izlenim bırakmamış bir 'bozacı'dan, bundan sonra da birkaç yüzdelik maaş zammı ve mücadelenin önüne geçen sahte eylemlilikler ile günümüzde işçilerden sömürdükleri aylıklarla ayakta kalmaya çalışan 'şıracı'ya tamah ettirilen, işçilerin kendi mücadelelerini ellerine almadaki bir engel olarak sendikaların içerisinde bulunan Türk-İş konfederasyonu çetesinden DİSK'in Birleşik Metal-İş çetesine geçen işçilerin hikayesi olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanısıra burjuva solunun bu hadisenin şakşakçılığına soyunması ile yazımızın amacı işçi sınıfının mücadeleleri ekseninde etkisinin daima gelişen sınıfsal hareketliliklerinin önüne set çekmek dışında başka bir işlevi yerine getirmeyen burjuva demokrasisinin araçları olarak sendikaların varoluş amaçlarını Bursa'daki bu örnek üzerinden biraz daha açabilmek gayesidir.

Bilindiği üzere, son olarak Bosch işçilerinin üyesi oldukları Türk Metal-iş'ten DİSK konfederasyonunun bir üyesi olan Birleşik Metal-İş'e geçişleri ile yeniden gündeme gelen Türk-iş / DİSK arasındaki burjuva solunun kullandığı sahte ayrımın kökeninde aslında tamamen (özel / kamu ya da karlı / karsız) sektörler ayrımı varolmaktadır. Bu konuya dair düşüncelerimizi Yeni Sendikalar Yasası ile ilgili kaleme aldığımız yazımızda da dile getirmiştik ve bir süredir sendikalar üzerine güncel yazılar ve yorumlar ile programatik görüşlerimizi okuyucu ve sempatizanlarımıza aktarmaya gayret etmiştik, ediyoruz da.[1]

Buradaki mesele Türkiye'deki burjuva solunun, burjuva politikalarının dümenine su taşımaktan başka pek de bir işe yaramadığı ve yıkılması gerektiği noktasına dikkat çekmektir. Mesele konfederasyonlara üye sendikalarının işçilerinin bir sendika üyeliğinden istifa ederek bir diğer sendikaya üye olması meselesi değildir. Mesele birçok boyutuyla ele alındığında daha iyi anlaşılacaktır.

6 bin işçinin çalıştığı Bursa'daki Bosch fabrikasında Türk-İş'e 30-35 TL'lik aidatlar ödenmesine rağmen herhangi bir faaliyet gözlemlemediklerini, enflasyon oranında maaş zammı alamadıklarını ve 3 vardiya çalışarak sosyal yaşamdan tamamen koptuklarını ifade eden işçilerin tepkisi sonucu vardiya sonrası şubeye yürüyüşü ile toplu istifalar ve sendika değiştirme süreci başlamış oluyordu.

Bu sendika değiştirmeler ilk değillerdi; nitekim bazen tam tersi de oluyordu. DİSK / Birleşik Metal-İş'ten Türk-İş Türk Metal-İş'e geçişlerin kendisi de bunu gösteriyor. Buradan baktığımızda da görüntüdeki durumun aslında işçilerin haklarının daha az yendiğine, daha az dolandırıldıklarına "inandıkları" bir sendikayı tercih ediyor olmaları durumu ile karşılaşıyoruz.

Burada yaratılan "işçilerin mücadeleci bir sendikaya geçişi" havasının karşısına, işçilerin her iki sendika konfederasyonundan diğer bir konfederasyona geçişlerde önlerine koydukları kriterler, ölçütler ve gereklilikler mevcut. İşçilerin sendikalar arasında tercih yapmalarına neden olan etmenlerin başında Toplu İş Sözleşmeleri (TİS)'nin istenilen ölçütlerde imzalanması, diğer bir deyişle maaş zammı ve diğer maddi iyileştirmeler, çalışma koşullarının düzeltilmesi, varolan sosyal imkanların varlığının devam ettirilmesi, arttırılması ya da korunması. Bununla birlikte "işçilerin yuvaya dönmesi" bir tarafa, konu adeta o sendikadan bu sendikaya koşarak üye olmaları ve varolan yaşam koşulları yönündeki acil ihtiyaçlarının bir göstergesi olması ile alakalı.

Ama konuyu böyle görmeyen burjuva solunun manşetlerine bakınca beklenen sonuçlarla karşılaşıyoruz. Sendikaların dönüştürülebilecek birer "işçi evi" olarak gören solcular manşetlerinde "Bosch İşçileri Yuvaya Döndü!"[2], "Bosch İşçileri: '30 Yıllık Esaret sona Erdi!'"[3], "Ve Bosch İşçisi Tarih Yazdı"[4], "Bosch İşçisinin Tercihi Mücadeleci Sendika"[5], "Ve Esaret Kırıldı: Bosch İşçisinin Tercihi Birleşik Metal-İş"[6] gibi başlıklara yer veriyorlardı. Hatta sendikalara eleştirel yaklaşan kimi solcular ise konuya yine aynı pencereden bakmayı tercih ediyor, sınıf politikası yerine haber ajanslığı rolünü oynayıp kenara çekilerek aynı zamanda işçiler içerisinde olmayan birşeyi varmış gibi göstererek Türk-İş'ten istifa edip DİSK'e geçmeyi matah bir şeymiş gibi "Bosch'ta Türk-Metal Hanedanlığı Yıkılıyor" başlıklarıyla işçi sınıfı içerisinde yayıyorlardı.[7] Büyük bir akıl tutulmasının ürünü başka başlıklar da internet üzerine mevcut.[8]

İşçilerin bu sendika değiştirmelerinin temelinde aidat, vb. gibi konular olduğu halde, burjuva solunun bunu sendikalar arası isim tercihi gibi göstermek, daha reformistten daha mücadeleciye geçişi olarak kutsama ikiyüzlülüğü ile DİSK'e geçişler söz konusu iken ve bunu her gün servis ediyorlarken kendilerince daha az mücadeleci, ya da az "devrimci ya da "mücadeleci" / "devrimci" bir sendika konfederasyonuna ya da sendikaya geçişte bunu kimi zaman haber yapma gereği bile duymuyor, haber değeri görüp manşetlerine taşısa bile sadece yorumsuz bir haber içeriği döşeyip "haber vermiş olmanın rahatlığıyla" bu işçilerin neden böyle bir tercih yaptıklarını okuyucularına aktarmaktan kendilerini alabiliyorlardı.

Neden? Çünkü böyle yaparlarsa o çok savundukları mevcut "mücadeleci" sendikaların içerisindeki bağ kurabilecekleri işçi sayısı daha da artacaktır. Geçiş yapılan "devrimci" sendika ile olan bağlarından mütevellit bu sendikalar üzerindeki nüfusları belli bir mücadele pratiği içerisinden geçmiş işçiler nezdinde daha da artacak, genel kurul salonlarında "muhalif" sendikacılığın hadislerini okuyup işçilerden bağımsız kurdukları sözde "birlikler"inin yayınladığı birkaç bildiriyi kürsüden kendi siyasetlerinde ve ilgili sendikada örgütlü işçiler aracılığıyla okuyacaklar, hem üye işçilerin gözlerinde yerlerini sağlamlaştıracaklardır. Böylece hem işçi sınıfı içerisinde ikameci siyasetlerinin kara propagandasını yapacaklar, hem de böylece kendi politikaları ekseninde etkisi altına aldıkları işçilerin üzerinden bütün çirkinliğiyle "örgütlenebilecek potansiyel işçileri" tespit edecekler, hem de buradan aslında bütün bu pratikleriyle "demokratik","muhalif","mücadeleci", "sınıftan yana" "devrimci" sendikacılığı yalanının mümkün olduğu, sendikaların ele geçirilebileceği, böylece daha iyi sendikaların varolabileceği yalanını işçilerin gözlerinin içine baka baka söyleyeceklerdir. En nihayetinde, sözde sendikal demokratizmi meşrulaştıracaklardır.

Ancak solcular bunları biliyorlar. Ancak bilip de görmezden geldikleri şeyler bulunuyor. Birleşik Metal-İş'in de cevap veremeyeceği daha çok soru bulunuyor. İşçi sınıfının metal sektöründeki unsurları üzerine çöreklenmiş sadece bir başka sendika olan Birleşik Metal-İş, mesela kendileri ile MESS arasında yapılan TİS görüşmelerinin tıkanması neticesinde 9-15 Şubat 2011 tarihlerinde 33 fabrikaya asılan grev kararı ve sonrasına dair ne söyleyebilirler? Peki 2011 yılı sonunda, ÇİMTAŞ Çelik fabrikasında çalışan DİSK Birleşik Metal-İş Gemlik şubesine üye 320 işçinin, Türk Metal İş'e geçmesinin önünü açan etkenlerin neler olduğuna dair kendileri hangi fikirdeler? Ya da 2009'un Şubat ayında, Bursa Organize Sanayi Bölgesi'nde bir süredir patronun işçileri sendika değiştirmeleri yönünde tehdit ettiği ve Birleşik Metal-İş temsilcilerinin satın alındığı iddialarıyla çalkalanan Grammer fabrikasında çalışan 500 işçinin bir gün içerisinde Türk Metal-İş'e geçmesinin önünü açan etkenlerin ne olduğu konusunda hem bu işçi düşmanı sendikaların sadece bir tanesi olan Birleşik Metal-İş ya da DİSK'in, onların temsilcileri yekpare burjuva solunun bir cevabı bulunuyor mudur? Bu işyerinde de Nisan ayında Birleşik Metal-İş'e üye 118 işçi işten çıkartılmıştı. Peki ya Bosch işçileriyle aynı ilin proletaryasından Bursa ASEMAT işçilerinin sendikanın astığı grev pankartı ile uzun süredir devam eden eylemlilikleri ile ilgili düşünceleri nedir?

Bizce ne DİSK, ne Türk-İş, ne de başka bir sendika işçi sınfının mücadelesi için bir alternastif olamaz. Zira Birleşik Metal-İş'e üye olduktan sonra Bosch işçilerinin Türk-İş'e üyeyken yaşadıkları mağduriyetleri aratmayacak yeni saldırılar ile karşılaşacaklarını söylüyoruz. Yine patron ile TİS görüşmelerinde enflasyonun altında bir zamda anlaşılacak, gerektiğinde sosyal haklardan kısıntı yapılacak, gerekirse öne çıkan birkaç işçi işten bir gecede çıkartılacaktır. Türk-İş ve özellikle de Türk Metal-İş ve Tek-Gıda-İş'in karakterlerini geçtiğimiz yıllarda işçi sınıfının deneyimlediği pratikler ile görebilmiş olduk. Bu demek değildir ki teslimiyetçi ya da "sarı" sendikaları sadece gündeme gelenlerdir; sendikanın rengi yoktur çünkü sendikalar bugün yapısal ve içinden geçilen tarihsel konjonktür itibariyle birer devlet aparatlarıdır.

Peki ya burjuva solu? Varoluşlarının ana "ekseni" işçilere dışarıdan bilinç taşımak iddiası olan burjuva solunun devrimcileri işi daha da ileri götürdüğünün örneklerini de takip etmek zor değil. Mesela "direniş çadırı" meselesi. Örneğin ücretlerini alamadan birkaç ay öncelerine kadar yüksek karlar açıklayan Hey Tekstil'den atılan işçilere yaptıkları "tavsiyeler" oldukça düşündürücü. Bosch işçilerinin DİSK Birleşik Metal-İş'e geçişlerini kutlayanlar bu sefer de Hey Tekstil işçilere "Ontex/Canbebe direnişçilerinin kendi direniş çadırlarını Sefaköy İşçi Kültür Evi'ne bıraktıkları direnişin ilk günlerinden beri BDSP'liler tarafından işçilere ve komiteye defalarca söylenmişti."[9] tavsiyesi yaparak sözde "devrimciliklerini" aklamaya çalışmışlar, her zaman en doğrusu ve "en mükemmelini kendilerinin bildiğini" iddia edecekler, işçi sınıfı karşısında kendilerini birer öğretmen gibi göreceklerdi. Ama ne de olsa işçiler sadece seminerler verilmeyi hakeden birer "bilinç taşınması gerekenler topluluğu"dur, öyle değil mi?[10]

Artık işlevi de açık hale gelen ve direnişteki işçilerin hem moral hem de fiziken adeta çökmelerine, "mücadele" uğruna adeta sokaklarda açıkça sivil/resmi kolluk kuvvetlerinin ve patronun kiraladığı çetelerin saldırılarına açık hedef haline getirilen ve çadırlar, direniş noktaları, vb. kurdurularak aylarca ve hatta yıllarca bu biçimde sürdürülen ve açılan davaların sonuçlanması beklenirken samimi işçilerin iyi niyetlerinin stalinistler tarafından bu biçimde kullanılmasının önünü açan ve artık bir işlevi olmayan, aksine burjuva solunun dümenine su taşıyan, kendi haber kanalları, internet siteleri ve kampanyalarında propaganda malzemesi haline getirilen bu "işçi yanlısı olayım", "inadına sınıf politikası güdeyim" derken mücadeleyi baltalayan bu gibi uvyerist tavsiyeler üzerine kurulu stratejilerin hiçbir işlevi kalmıyor. Olan yağmur, çamur, kar, kış demeden işletme önlerinde bekletilen birkaç işçi ya da işçilere ve ailelerine oluyor. Direnişin doğası ve sınıfın mücadele azmi günümüzden ele alınarak değerlendirildiğinde henüz enternasyonalist, ciddi bir devrimci kalkışmanın olmadığı şu dönemde bu tür maceracılıklara itilen işçilerin de en son olarak refromlar bir yana sadece hakları olanın geri alınması ile mücadelelerini sonuçlandırdıklarını, herhangi bir reformun kazanılmadığını ve bunların tamamen dönemin gereklilikleri olarak sadece savunma eylemlilikleri olarak kalmak zorunda olduğunu söyleyebiliyoruz.

Özellikle Gebze Direnişi gibi dönemlerde "neden işten atılmak gibi dar bir hedefe kilitleniliyor" gibi eleştiriler getirenlerin bugün "işten atılmalara karşı direniş çadırları" olarak sloganlaştırabileceğimiz politikalarıyla düştüğü acziyet, Türkiye'deki burjuva solunun değerlendirmesinin sağlıklı yapılabilmesi için önemli bir ayrıntıyı oluşturuyor.

İşçi sınıfının kendi mücadelesinin kontrolünü devletin işyerindeki polisi olan sendikaları yıkmak iken, bunun destekçisi halindeki burjuva solunu da yıkmalıdır. İşçi sınıfı mücadelesini ancak bu şekilde geliştirebilir, sağlam deneyleri ile hayat laboratuarında yeni tecrübeler kazanabilir. Onun dışındakiler tamamen yenilgi ve varolan hakların gaspından başka bir anlam taşımayacaktır.

Nevin

 


 

1. http://tr.internationalism.org/yeni-sendikalar-yasasi-uezerine-duesuenceler
2. http://www.kizilbayrak.net/rss/arsiv/2012/03/15/artikel/170/bosch-iscile...
3. http://www.kizilbayrak.net/rss/arsiv/2012/03/15/artikel/170/metal-iscile...
4. http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=43647
5. http://muhalefet.org/haber-bosch-iscisinin-tercihi-mucadeleci-sendika-23...
6. http://www.unionbook.org/profiles/blogs/esaret-kirildi-bosch-s-n-n-terc-...
7. http://devrimciproletarya.net/?p=29974
8. "Bosch İşçileri Çeteyi Aşıyor, Birleşik Metal'de Birleşiyor!" (http://www.kizilbayrak.net/rss/arsiv/2012/03/15/artikel/170/bosch-iscile...), "Bosch'taki Yetki Birleşik Metal-İş'te" (http://www.alinteri.org/?p=15789), "Bursa'da İşçi Baharı Başladı" (http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=43686), "Bosch İşçisi Birleşik Metal-İş Dedi" (http://www.demokrathaber.net/calisma-hayati/bosch-iscisi-birlesik-metal-...), "Ve Bosch İşçisi Tarih Yazdı" (http://sosyalbilimler-haberportal.blogspot.com/2012/03/ve-bosch-iscisi-t...), "Bosch İşçisi Kaderini Kendi Çizmek İstiyor" (http://www.evrensel.net/news.php?id=25136)
9. http://www.kizilbayrak.net/sinif-hareketi/haber/arsiv/2012/03/19/artikel...
10. www.kizilbayrak.net/sinif-hareketi/haber/arsiv/2012/03/17/artikel/170/he...

 

Tags: