Tartışmaya Katkı: Sendikalar Niye Var?

"Tartışma kültürü, yani karşılıklı saygı ve aktif dinleme üzerine kurulu açık tartışmalar sadece kitle meclislerinde değil onun çevresinde de filizlenmeye başladı: tartışma ve takas edilen fikirler için yapılan sayısız toplantı yapıldı, gezici kütüphaneler örgütlendi... Çok kısıtlı araçlar ile geniş bir entelektüel faaliyet sokak ve meydanlarda doğaçlama bir şekilde gerçekleştirildi. Ve kitle meclisleriyle olduğu gibi, işçi sınıfı mücadelesinin bir geçmiş deneyimini yeniden canlandırdı." - 2011'in Toplumsal Hareketleri Üzerine Değerlendirme [1]

Bir süredir Enternasyonal Komünist Akım'ın Türkiye şubesi olarak sendikalar üzerine düşüncelerimizi, sempatizanlarımız ve tartışma çevreleri içerisinde görüşlerimizi daha iyi ifade edebilmemiz açısından yayınlama gayreti içerisindeyiz. Bunlar aynı zamanda kendi iç tartışmalarımızın da bir tezahürü. Dahası, tanıştığımız kimi çevrelerin de bu yönde tartışma ve netleşmeye gitme amaçlarının da yoldaşça uyarısıyla, konu ile ilgili gelecek tartışmalarımızın yolunu aydınlatacak bir referans metnin devrimci azınlık ve grupların tartışabileceği mecralar yaratabilmesi ve netleşebilmesi için bir ihtiyaç olduğu görüşündeyiz.

Bundan bir süre önce sitemiz üzerinden yayınladığımız, daha öncesinde örgütümüzün İngilizce sitesinde de yayınlanmış olan ve enternasyonalist anarşistler ile varolan ortak noktalarımıza dair vurgumuzun yeraldığı metinde[2], enternasyonalizme ilkesel bağlılık ve seçim sirklerine katılmama ilkesi ile birlikte, şöyle ifade yer alıyordu:

"Bu anarşistler doğrudan eylem ve kitlesel sınıf mücadelesi ile kitle meclisleri ve işçi konseylerindeki öz-örgütlülüğü savunuyorlar."

Bu da işçi sınıfının kendi öz-inisiyatifinin açığa çıkartılmasının araçları olarak açık kitle toplantıları ile onun devrimci dönemlere has toplumsal devrim araçlarının, yani işçi konseylerinin gerekliliğine işaret etmekteydi. Hal böyleyken, günümüzde devletin (resmi ya da değil) bir aparatı konumunda yer tutmuş sendikalara dair tartışmaların hangi rota üzerinde yürütülebileceğine dair düşünmemimiz tekrardan gerektiriyordu.

Bir diğer taraftan da bu tartışmanın boyutu ister istemez, bugüne kadar samimi ve sınıf mücadelesine dair açık ve içten olan unsurların enerjileri ve iyi niyetleri üzerinden kendisine kısıtlı da olsa bir alan açmış olan ve Türkiye sınırları içerisinde “sol”, “Türkiye solu”, “Türkiye devrimci hareketi” ve benzeri adlarla tanımlanagelmiş grup, örgüt ya da partilerin de bakışlarından bağımsızlaşmaya temas ediyor olacaktır. Eleştiri ile aşılamayanın, ötesine geçilemeyenin giderek böylesi siyasi zaaflar yaşayan unsurları ele geçirmeye başlayabildiği günümüzde, tarihsel bir ifadeyle bu burjuva solu eğilimlerin “aşılması” işi ya da üzerinde çalışılması onun “içinden” değil, bizzat dışından gerçekleşebilecek, farklı bir boyut ya da alanın işi olarak, yine işçi sınıfı mücadelesinin çözücü halkayı sahiplendiği fikrini taşıyoruz. Çünkü bizlere göre karşı-devrimci kampın temsilcileri asla proleteryanın kendi mücadelesinin önünü açmasında bir atıf noktası olamazlar; aksine böyle bir yönelimin dogmaları, ideolojik yozlaşmayı ve çürümeyi de beraberinde getirdiğini tekrar tekrar gözlemledik.

Tabii ki; yanlış ve sınıf hareketine zarar veren Türkiye ve dünyadaki burjuva solunun bütün manevralarını, ayak oyunlarını ve adam kafalamaya dair küçük hesaplarını mahkum etmekten kendimizi alıkoymayacağız. Ancak bunun da işçi sınıfının mücadelesinin bir sonucu ve aynı zamanda bir ürünü olduğu fikriyle soruna yaklaşmamız, tartışmak isteyen ve netleşme yönünde samimi gayret içerisinde olan proleter unsurların bu isteklerinin tamamen bir süreç (ve hatta uzun bir süreç) meselesi olduğuna dair taşıdığımız fikrimizi de buraya not düşmemiz gerekiyor. Esas olan mücadelenin gelişimine ne kadar katkı sağlayabilecek oluşumuz.

Tartışmalarımıza ve ileride gerçekleşecek olan yeni gruplaşma ve netleşmelere katkı sunacağını düşündüğümüz, sendikalar konusuna dair referans başlıklarımızı da buradan hareketle ifadelendirmemiz gerekiyor. Bu başlıklar aynı zamanda proleter kamptaki bütün unsurların bugüne kadar “işçilerin evi” olarak görülen sendikalara dair taşıdıkları kuşku ve çekincelerinin de açığa çıkmasına, bunların çevrelerindeki diğer proleter unsurlar ile tartışmalarında ön açıcı olabilmesine yardımcı olacağını düşünüyoruz.

  • Günümüzde emek, emeğin korunumu ve toplumsal barış neyi ifade ediyor?
  • Sendikalar sınıfın tümünün ya da belli bir kesiminin çıkarlarını savunabilir mi?
  • Sendikalar devrimcileştirilebilirler mi? Sendikalar, işçi sınıfına karşı mıdır?
  • Mücadelenin genelleşmesi, kitleselleşmesi ve devrimcileşmesi ne ifade ediyor?
  • Sendikalar dışında, sınıf mücadelesinin yürütülmesi için işçi sınıfının örgütlülüğü nedir?

Bütün bu başlıklar elbette ki çeşitlendirilebilir ve zenginleştirilebilir. Bu da tartışmanın içeriğine ve unsurların netleşme yönündeki gayret ve isteklerini besliyor olacaktır. Tartışmanın da genelleşmesi, sınıf bilincinin onun kendi mücadelesi çerçevesi ile belirlenmiş hatlarındaki gezintide işçi sınıfının enternasyonalist sınıf perspektiflerine yeni ve hayatın yeşilinden beslenen, işçi sınıfının mücadelesini eksen almış tartışma çalışmalarına da ön ayak olacağı fikrindeyiz.

EKA, bugüne kadar sınıfın çıkarlarının yine sınıf kitleleri içerisinde açığa çıkartılması ve mücadelenin bizzat içerisinden gelecek olan yaratıcı ve devrimci güç ile yarının kendisinin yaratılacağı görüşünü savundu ve bu görüşleri netleştirmeye çalışmaya devam edecek. Bunun sürekliliğini ise asla sadece kendi başımıza sağlamadık ve gelecekte de sağlayamayağız. Zira bu süreklilik, ancak sınıfın bütün kesimlerinden, bütün sektörlerinden tartışmaya yönelik devrimci desteğin kendisiyle sağlanabilir. Bizim çabalarımız ise bu dinamiğin yalnızca bir parçasıdır.

"Devrimci örgütler, sınıf bilincini geliştirmek ve yaygınlaştırmak rollerini gerçekleştireceklerse, kolektif, enternasyonal, yoldaşça ve herkese açık tartışmanın geliştirilmesi kesinlikle gereklidir. Bunun yüksek düzey bir siyasi olgunluk (ve ayrıca daha genel olarak insani olgunluk) gerektirdiği açıktır. EKA'nın tarihi de bu hedefe bir gecede ulaşılmasının mümkün olmadığının ve bunun bizatihi tarihsel gelişimin ürünü olduğunun bir örneğidir." - Tartışma Kültürü: Sınıf Mücadelesinin Silahı[3]

Dünya Devrimi - EKA Türkiye Şubesi

1. http://tr.internationalism.org/2011in-toplumsal-hareketleri-uezerine-deg...

2. http://tr.internationalism.org/duenyadevrimi/201208/403/komuenist-sol-ve-enternasyonalist-anarsizm-boeluem-1-ortak-yoenlerimiz

3. http://tr.internationalism.org/eka/201208/406/tartisma-kueltuerue-sinif-muecadelesinin-silahi