Ulysses'in Bakışı: Lenin'in Şahsında Sosyalizm Mitinin Çöküşü

 

 

 

 

Theo Angelopoulos epik ve şiirsel sinemanın en özgün yönetmenlerinden olmakla beraber filmlerinin politik yanıda ağır basmaktadır. Theo Angelopoulos'un 1995 yılında çektiği Ulysses'in Bakışı isimli filmi balkanların siyasi coğrafyasına, tarihine ve dağılan Yugoslavya'nın parçalanma öyküsüne değiniyor. Fakat film içerisinde sadece politik öğeleri değil aynı zaman karekterlerin kendi içsel yolculukları ve arayışlarını da işliyor. 1905 yılında Manaki kardeşler tarafından çekilmiş üç bobin filmi aramak üzere yola çıkan Ulysses'in Bakışı filminde yönetmeni oynayan “A”, kendi kişisel yolculuğunu yaparken bir taraftanda Balkanlar'daki savaşın ve parçalanmanın trajedisine tanık oluyor. Filmde aradığı ise üç bobindir ve o ilk bakışı, masumiyeti aramaktadır. Bobinleri bulabilmek için Balkanlar'da bir çok ülkeyi dolaşarak en sonunda Saraybosna'ya gitmektedir. Sarayabosna ise savaşın en şiddetli biçimde sürdüğü yerdir.

Filmin sayfalarımızda yer bulmasının anlamı ise Balkanlar'daki emperyalist paylaşım savaşının içinden geçiyor olması ve Lenin'in heykeli üzerinden yapılan politik göndermeler.

Savaşın acımazsızlığını çıplak bir şekilde vermiyorsa da savaşın yarattığı insani tarajediyi güçlü bir şekilde anlatıyor. Yakılmış ve terk edilmiş köy bu durumu anlatan en güçlü sahnelerden bir tanesi. Balkanlar'daki savaş, kapitalist pazar ve ulusal ekonomilerin paylaşımı üzerinden ortaya çıktı. Reel sosyalizm diye ifade edilen sovyet emperyalizminin denetimindeki pazar alanlarının çöküşüyle beraber Batı Avrupa ve amerikan kapitalistleri için yeni pazar ihtimalini ortaya çıkardı. Kapitalistler için bu kaçırılmayacak bir fırsattı ve bu fırsatı değerlendirip yerli burjuvalarla angajmanlara girerek savaşa dahil oldular. Emperyalist kutuplaşmanın somutlaştığı Balkanlar coğrafyası milliyetçiliğin hortlamasına zemin hazırladı. Filmde şehir isimleri üzerinden, hortlayan milliyetçiliğe gönderme yapılmakta. “Türklere karşı ayaklanmada Balkanlar'ın birleşmesini hayal edenler vardı. O dönemde Türkler bütün Balkan uluslarını demir yumruk altında yönetiyorlardı. Ben şahsen, ideal bir gelecekte Balkanlar'ın bu birleşmiş uluslarına Türkiye'nin de katılmasını düşünebilirim. (Theo Angelopoulos Agorakitaplığı s.117)” Yönetmenin bir söyleşide söylediği bu sözler, filmde balkanlarda ki tüm ulusların tek bir ulus gibi yaşayabileceği ideal geleceğe yapılan vurguyu anlatıyor. Fakat yönetmenin kafasındaki tek ulus olan Balkanlar, sosyalizm adı altında devlet kapitalizminin işçi sınıfına dayatıldığı bir Balkanlar mı bilemiyoruz. Yinede milliyetçilik karşıtı bir hissiyatın geliştirilmiş olması önemli. Filmin, insanların milli kimlikler üzerinden bölünmüşlüğünün gerçek dışı olşunu anlatan diğer bir sahnesi ise; sisin çökmesinin ardından savaşın iki tarafında olan gençlerin birleşerek şarkılar söyleyip, dans ettiği bölümüdür.

Filmin en çarpıcı sahnelerinden biri olan Lenin heykelinin Tuna nehrinden bir mavnayla tüm Balkanları dolaştığı sahnedir. Lenin heykelinde cisimleşmiş olan ise sosyalizm hayalidir. 68 kuşağından olan yönetmenin politik fikirlerini tam olarak bilmesekte sosyalizm inancını taşıdığını söyleyebiliriz. Devlet kapitalizminin (reel sosyalizm) çöküşünün ardından yönetmenin sosyalizme olan inancını yitirdiği çıkarımını yapabiliriz. Heykelin geçtiği sırada kıyıdaki insanların istavroz çıkarmaları, bir cenaze törenini temsil ediyor ve heykelin Tunadan geçirilişi devlet kapitalizminin çöktüğünü, kıyıdaki insanların sosyalizm miti karşısında son görevini yerine getirdiğine gönderme yapıyor. Tuna nehrinde mavna üzerinde dolaştırılan ve ağıtı yakılan Lenin heykeli parçalanan Balkanlar'a veda anlamını taşımaktadır. Lenin'in heykeli, Stalinizm tarafından yaratılan sosyalizm mitinin somut bir ifadesini gözler önüne seriyor. Angelopoulos'un Stalin değilde Lenin'in heykelini kullanmış olması Stalinizmle bir mesafesinin olduğunu akla getirse de, devlet kapitalizminin yıkılışı ardından böyle bir film çekerek sosyalizme elveda demesi, yaratılan sosyalizm mitine inandığını gösteriyor.

Film seyredenlerin sabrını sınasa da seyredilmeyi hak ediyor. Ulysses'in Bakışı, diğer Angelopoulos filmlerinde olduğu gibi Yunan mitolojisine bol göndermenin olduğu; şiirsel bir anlatımla bezenmiş olağanüstü bir film. Bütün okurlarımıza öneriyoruz.

Salih