Besinlerdeki Hile, Sadece At Etiyle Sınırlı Değil

 

Bu yılında başında, et ürünlerindeki skandal, Avrupa genelindeki başlıca süpermarketlerinin hazır gıdalara at etinin karıştırılması söylentileri ile başladı. At eti ucuz olduğu için sığır etlerinin neredeyse 100%'ünde at etine rastlandı.

Hakim sınıf, hiçbir şeye sahip olmayan işçilerin ya da başka herhangi birisinin sağlığından daha çok, karı maksimize etme ve sermayeyi büyütme görevi ile ilgilenmesiyle dürüstlüğünü açık ediyor. Her halükarda, bu bizlere at etinin yenilebileceğini ve tedarikçiler tarafından dikkat edilmeyen 'bute' (yani çok tehlikeli yan etkileri bulunan ve kullanımı yasaklanan phenylbutazone) gibi ete bulaşan veterinerlik ilaçlarından kaçınmayan kamu sağlığı alanına ait bir sorun olmaktan ziyade basit bir hilebazlık konusuymuş gibi yansıtıldı. Eğer at eti tüketen herhangi birisi için risk çok düşük ise de bu egemen sınıfın bu konuya dikkat ediyor olmasından kaynaklanmıyor. 1981'de İspanya'da 600 kişinin ölümüne neden olan kimyasal yağ sendromu, zeytinyağı yerine satılan ve endüstri için üretilmiş kolza yağından kaynaklanmıştı. ABD'de yapılan bir araştırma[1] ise bizlere, ithal edilen zeytinyağlarının %69'unun gerçekten zeytinyağı olmadığını kanıtladı.

Hileli gıda, kapitalizmde yeni bir şey değil ve endüstriyelleşme ve şehirlerin giderek daha çok artan gıda ihtiyacı ile büyümesinin bir sonucu. 19. yüzyılda, kimi zehirli maddeler dahil olmak üzere birçok madde, ekmeğe ve biraya katılıyordu. Paris'te şap ve sıva, talaş ve striknin kullanılması da bunlardan sadece birkaçı. Yıllar sonra, 1860'ta İngiltere'de yürürlülüğe giren yasalar ile ortadan kalkmadan önceye kadar, bu tür maddelerin yeniden besinlerde kendisini göstermesi tehlikesi varolmaya devam etti.

Günümüzde, besinlerdeki yabancı madde oranından endişe duymamış için daha çok nedenimiz var. Fukushima'daki nükleer kaza ve günlük besin harcamasıyla ortaya çıkan atık besinler bunlara birer örnek. Günümüzde yapılan çalışmalar gösteriyor ki; Türkiye, Yunanistan, Nijerya, Mısır ve Avustralya'daki Yeni Güney Galler'de devam eden madencilik, döküm ve diğer endüstriyel süreçlerle arsenik, kadmiyum, çinko, kurşun ve bakır gibi ağır metaller, suda ve sebzelerde yüksek derecede ortaya çıkabiliyor. Burjuva sınıfı bu konu üzerine ne çalışmak ne de Hindistan, Çin ve diğer 'gelişmekte olan' ülkelerdeki endüstriyel kirliliğe karşı bir çözüm geliştirme çabasındalar. 1950'lerde 50 bin kadar insan, Japonya'nın Minamata kentinde balık etindeki cıvadan zehirlendiler ve zehirlenenlerden 5 bini yaşamını yitirdi. ABD Besin ve Madde İdaresi, köpekbalığı ve kılıçbalığı gibi cıva oranı yüksek balık etinin tüketimi konusunda insanları uyarıyor.

Medya ve siyasetçiler, sığır eti yerine at eti yenildiği üzerine herneyi gündeme getirdiyse bunu, bir üreticinin malları yerine diğer rakip üreticinin ürünlerine yönlendirmek için ya da siyasi üstünlük için yapıyor. Bu da bizlere daha temel bir sorun için yeterli ipucunu veriyor: kar hevesi sağlığımızı bozuyor.

Alex

1. http://olivecenter.ucdavis.edu/news-events/news/files/olive%20oil%20fina...