1968 Devrimci Gençlik Hareketinden, Denizlerden TEKEL işçilerinin mücadelesine…

 

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilişlerinin yıldönümünde direnişteki bir işçinin kaleme aldığı bu yazıyı web sitemizde yayınlıyoruz. Yazıda ifade edilen, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının TİP/DİSK çizgisinden devrimci bir kopuş ifade ettiği görüşünü paylaşmamamıza rağmen, yazının TİP/DİSK çizgisine dair söylediklerine, DİSK'in 15-16 Haziran'da yaptıklarına dair analizine, ve günümüz için mücadeleci işçilerin sendikacılıktan bir kopuş yaratmaları fikrini tamamen katıldığımızı ifade etmek istiyoruz. Türkiye'de 68 hareketine dair görüşlerimizi detaylı bir biçimde açıklayan  bir yazıyı ayrıca hazırlamaktayız.

EKA

Değerli arkadaşlar,

6 Mayıs 1972 Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'ın idam edildiği tarih. 38 yıl sonra sizlerle bu 3 devrimciyi anarken bir başka açıdan konuya yaklaşmak istiyorum.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının; bu dönemdeki devrimci öğrenci hareketinin siyasal olarak ülke çapındaki ve sosyalist hareket üzerindeki etkileri ile TEKEL işçilerinin militan mücadelesini karşılaştırmak, birlikte ele almak istiyorum.

Öncelikle 68 gençlik hareketinin toplum üzerinde ve siyasal alanda etkisi ne olmuştu; bunu hatırlayalım.

Deniz Gezmiş, Mahir Çayan,  İbrahim Kaypakkaya gibi devrimci önderlerin liderliğini yaptığı hareket sosyalist hareketin tarihinde devrimci bir kopuşu ifade eder.

Nedir bu kopuş?

Birincisi, sosyalist mücadelede parlamentocu, reformcu ve yasalcı çizgiden fiili ve meşru mücadele hattına geçiş yapılmıştır.

Türkiye İşçi Partisi 1965 seçimlerinde parlamentoya 15 milletvekiliyle girmiştir, büyük bir ilgi çekmiştir. Ancak halkın davası için gerekli militan, kararlı ve risk alan bir çizgiye mücadeleyi taşıyamamıştır. Sosyalist hareketi ileriye taşıyamamıştır.

Örneğin 15-16 Haziran 1970 işçi ayaklanmasında TİP'in önderliğini devrimci bir çizgide göremiyoruz. TİP'li sendikacıların da mücadeleyi büyütecek bir çizgileri olmamıştır.  DİSK liderliği 15-16 Haziran eylemlerini sonlandırmak için çalıştı.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları bu yasalcı ve reformcu çizgiye karşı başkaldırıyı temsil eder.

Onlar 12 Mart askeri darbesine karşı da fiili ve meşru mücadele hattını; bu hat içinde devletle karşı karşıya gelmeyi göze alırlar. O gün için bu karşı karşıya geliş biçimsel olarak ele alınıyor, silahlı örgüt üyesi olmakla ifade ediliyor. Burjuvazi konunun bir yönünü öne çıkartmak istiyor. Denizlerin ve diğer devrimci gençlik liderlerinin esas özelliği fikri düzeyde devrimcilikleridir, yasalcılıktan kopuşu ifade ediyorlar.

Denizlerin bir diğer önemli özelliği Kürt ve Türk halkının birlikte kurtuluşunu ifade etmiş olmalarıdır. İdam sehpasına çıkışında Deniz'in sözlerini hatırlayalım: Türk ve Kürt halkının kurtuluşu için ölümü gülerek karşılamaktan söz ederler, sehpaya tekmeyi kendileri atar!

Gelelim TEKEL işçilerine...

TİP gibi bir parti bugün yok. Ancak işçi hareketi içinde yasalcı, reformcu çizgi sendikalarda bürokratik kastların oluşmasına yol açmıştır. Bu çizgi uzun yıllardır egemendir ve 12 Eylül rejiminin yarattığı yasal koşullardan da destek bulmaktadır. Bu çizginin kırılması gerekir.

TEKEL işçisi, 1968 devrimci hareketi gibi sendikalardaki egemen mücadele çizgisini kırma yönünde büyük bir adım atmıştır. Sendikalardaki, sosyalist siyasetteki mevcut yapıyı sarsması bakımından, parçalaması noktasında TEKEL işçileriyle Denizlerin hareketinin sonuçları arasında bağ vardır. İstanbul 1 Mayıs'ında eğer sahnedeki Türk-İş Genel Başkanı ve diğer sendika bürokratları konuşturulmadıysa, TEKEL işçilerinin sendikal harekette yaratmak istedikleri kopuş sayesindedir.

İkincisi benzer nokta, Kürt-Türk-Laz ve her milliyetten ve mezhepten TEKEL işçisi, "bölünme" sendromu içindeki Türkiye'de 78 gün boyunca diz dize olması, hakların ve işçilerin birliğini somut olarak ortaya koymuş olmalarıdır. Tıpkı Denizlerin çağrısında olduğu gibi: Türk ve Kürt halkının ortak kurtuluşu için birleşmiş olmak önemlidir.

Tabii ki militanlık ve kararlılık; fiili ve meşru mücadelede ısrar TEKEL işçilerinde en az Denizlerdeki kadar nettir. 78 günlük çadır eylemi ve bu dönemdeki bir eylem ve etkinlik bunun ifadesidir (AKP'nin işgalinden, Ankaragücü maçına vb.)

Şimdi üçüncü ve eksik kalan konu üzerinde duralım...

Denizlerin Türkiye sosyalist hareketi üzerinde yarattığı siyasal çizgi değişikliğini ve militanlığını emek hareketiyle buluşturacak bir çizgi maalesef 1970 sonrasında, 1980'lerde ortaya çıkartılamadı. Onların mirasçısı olduğunu söyleyenler Denizlerin sadece bir yönünü öne çıkarttılar. Medya kahramanlık, gençlik üzerinde durdu; kendine benzetmeye çalıştı.

TEKEL işçilerinin de eksikliği Denizlerin sürekliliği olan devrimci bir örgütü inşa etme isteğinin henüz TEKEL işçileri arasında ortaya çıkmamış olmasıdır.

İşçi sınıfı ve devrimci örgüt-parti olmaksızın hem Denizlerin dün, TEKEL işçilerinin bugün ifade ettiği düşüncelerin, taleplerin hayatta karşılık bulması mümkün olmayacaktır.

Şimdi bu görev burada ve her yerde devrimcilere ve işçilere düşmektedir.