Enternasyonalist Komünist İşçi Grubu’nun Temel İlkeleri

See also :

 

Enternasyonalist Komünist İşçi Grubu'nun Temel İlkeleri

 

Bir süre önce, Enternasyonalist Komünist İşçi Grubu ismi ile ortaya çıkmış yeni bir oluşumun aşağıdaki temel ilkeler metni elimize geçti. Enternasyonalist görüşü açık bir biçimde savunan böylesi bir oluşumun ortaya çıkışından büyük bir sevinç duymaktayız. Bu minvalde, elimize geçmiş olan bu metni, internet sitemizde yayınlıyoruz.

EKA

 

Temel İlkeler

Biz Marmara endüstri havzasında yaşayan bir grup komünist olarak işçi sınıfı mücadelesine örgütlü ve enternasyonel müdahalenin gerekliliğini farkettiğimizden biraraya geldik. Bu doğrultuda komünistlerin ilk yapması gereken şeyin işçi sınıfının tarihsel deneyimleri ve bundan çıkarılması gereken dersler üzerinde netleşmek olduğunu düşünüyoruz. Bir yandan kapitalizmin derinleşmekte olan krizi, diğer yandan yükselmekte olan işçi sınıfı mücadelesi komünistlerin örgütlü ve enternasyonel müdahalelerini gerekli ve mümkün kılmaktadır. Bu yüzden aşağıda belirttiğimiz hedefleri gerçekleştirmek için biraraya geldik.

1 Burjuva sol ne iddia ederse etsin, komünistlerin dayanışması her zaman için uluslarasıdır. Bu dayanışma ulus yanılsaması üzerinden değil sınıf gerçekliği üzerinden yükselir. Bu yüzden her türlü birlik ve dayanışma çağrısı başından beri enternasyonel olmak zorundadır. Bizim perspektifimiz de komünistlerin uluslararası birliğini sağlamak için katkı sunmak, bunda aktif rol almak ve bu yolda ilerleyecek olan tartışmalara katılmaktır.

2 Bize göre komünistlerin diğer temel bir rolü de işçi sınıfı mücadelesi içerisinde olmak, mücadele içerisindeki işçilerle dayanışmak ve onun zaferi için kavgaya girmektir. Bu mücadele içerisinde kendimizi işçi sınıfının bir parçası olarak görüyoruz ve onun üzerinde görmüyoruz. Ancak komünistler olarak mücadeleye girerken bizi işçi sınıfından ayıran iki temel fark olduğunu düşünüyoruz. Bunlar da Marxın 1848 devrimlerinden önce söylediği gibi komünistlerin farklı ülkelerin proleterlerinin mücadelelerinde her türlü milliyetten bağımsız olarak tüm proletaryanın ortak çıkarlarına işaret etmek ve bunları öne sürmek ve de işçi sınıfının burjuvaziye karşı savaşımının geçmek zorunda olduğu çeşitli gelişme aşamalarında, her zaman ve her yerde bir bütün olarak hareketin genel çıkarlarını temsil etmektir.

3 Bu iki hedefi gerçekleştirebilmek için komünistler olarak işçi sınıfının güncel ve tarihsel mücadele ve örgütlenme deneyimlerinden dersler çıkarmak gerektiğini inanıyoruz. Bu geniş ve enternasyonel bir tartışmayı gerekli kılıyor. Bu tartışmanın ana hatlarını belirleyecek ilkelerin şunlar olduğunu düşünüyoruz:

I.
İşçi sınıfı dünya üzerindeki tek devrimci sınıftır.
Çünkü işçi sınıfı zaferine ulaşmak için dünya üzerindeki bütün devletleri ve ücretli işi ortadan kaldırmak zorunda kalacaktır.

II.
Sosyalist ya da komünist devlet mümkün değildir.
Şimdiye kadar çökmüş ve hala varolmakta olan, adı sosyalist bütün devletler kapitalizmin zayıf formlarından başka birşey değillerdir. Kübadan Rusyaya, Vietnamdan Çine, hepsi bu tanıma dahildir. İşçi sınıfının ilk görevi her zaman için sınıf şiddetinin bir uzantısı olan devlet mekanizmasının topyekün ortadan kaldırılmasıdır.

III.
İşçi sınıfının yeni sınırlar ile kazanacağı hiçbir şey yoktur.
Emperyalizm, kapitalizmin krizinin ifadesidir ve insanlığı savaşlar yoluyla yıkıma sürüklemektedir. Ulus adına işçi sınıfını bu savaşa çağıran ulusal kurtuluş mücadeleleri, halk cepheleri ya da benzerleri bütünüyle gericidir karşı devrimcidir.

IV.
Parlamentolar ucube sirkleridir.
İşçi sınıfının seçimler yoluyla kazanacağı hiçbir şey yoktur. Mevcut düzende bütün iktidar metada, parada ve sermayededir. Kısaca insan emeğinin yabancılaşmış biçiminin kontrolü altındadır. Bu anlamda toplumun nasıl örgütlendiğine dair formel, biçimsel çözümler ya da demokrasi bu içeriği ıskalamaktadır. Sonuç olarak parlamentoyu ve demokrasiyi bir kurtuluş olarak gösteren her siyasi çözüm işçi sınıfını kandırmakta ve onu yenilgiye mahkum etmektedir.

V.
Sendikalar devletin fabrikadaki polisidir.
Ekonominin planlanmasının ve toplumsal barışın sürdürülmesinin asli unsurlarından olan sendikaların esas rolü emeğin disiplin ve kontrol altında tutulmasıdır. Her grevde işçilerin mücadelesinin karşısına dikilen sendikaların yıkımı işçi sınıfı mücadelesinin başlıca görevlerinden biridir.

VI.
İşçi sınıfı mücadelesinde yalnızdır.
Şimdiye kadarki işçi sınıfına karşı olan güvensizliğin ifadesi solcular tarafından cephecilik ve türlü sınıf ittifakı teorileriyle ortaya konmuştur. İşçi sınıfının bu ittifaklarla kazanacak hiçbir şeyi olmadığı gibi, bu ittifaklar onu sadece egemen sınıf içindeki mücadelelerde piyon olmaya itecektir.

VII.
Dünya komünist devrimi ya da kapitalist barbarlık!
Bugün insanlığın karşı karşı olduğu kriz radikal bir krizdir. Etnik kıyımlardan ekolojik yıkımlara, toplumsal yeniden üretimin bütün boyutlarıyla çökmesinden siyasal üstyapının her yönüyle yozlaşmasına kadar kapitalist toplum tam bir çöküş içerisindedir. Kapitalizmin bu krizinin temelinde onun temel birimi olan metada dahi görebileceğimiz bir çelişki, kullanım değeri ile değişim değeri arasındaki çelişki yatmaktadır. İnsanın yaratıcı etkinliği o derece üretken hale gelmiştir ki; artık değer ilişkileri çerçevesinde tutulamamaktadır. Bu da canlı emeğin yani proletaryanın ekonomik krizlerle, savaşlarla ve toplumsal yozlaşmayla fütursuzca yıkımına neden olmaktadır.

Bu radikal durum radikal bir çözümü gerekli kılmaktadır. Bu da komünist bir dünya devriminden başka birşey değildir. Bu komünist dünya devriminin yolu işçi konseylerinin dünya ölçeğinde yönetimi ele almasıdır.

Enternasyonalist Komünist İşçi Grubu