Yarın ne olacak?

See also :
706484048922248_1260179732.jpg

 

Bugün genel grevin gerçekleşmesi, emekçilerin Tekel işçilerinin mücadelelerinin kendi mücadeleleri olarak gördüklerini gösteriyor. Emekçilerin birçoğu kendilerinin bu saldırılardan doğrudan etkileneceklerini görebiliyor. Türkiye'de, hükümetin özelleştirmeler yoluyla daraltmayı hedeflediği büyük bir kamu sektörü var. Bugün Tekel'de olanlar yarın diğer sektörlerde olacak. Tekel işçilerinin bugün doğrudan maruz kaldığı saldırılara yarın diğer sektörlerdeki işçiler maruz kalacak. Kamuda farklı isimlerle, farklı sektörlere dayatılan bu çalışma koşulları, özel sektör için de geçerli. Bunun yanı sıra giderek artan işsizliği düşünüldüğünde işçi sınıfının tümünün yaşam koşullarına ne denli büyük bir saldırının gerçekleştiğini görmek zor değil. Her birimiz kendi hayatımızın ne kadar yoksullaştığını zaten biliyoruz ama önemli olan kamuda olsun özel sektörde olsun bu saldırının genel bir saldırı olduğunun farkına varmak. Tekel işçilerinin onurlu mücadelesi, bu koşullar altında tüm işçi sınıfına bir umut oldu. Bugün onların kazanması, tüm işçi sınıfının kazanması anlamına geliyor. Bu mücadele çalışma ve yaşam koşullarına yöneltilen genel saldırıyı durdurma gücüne sahip.  Tam da bu nedenle, emekçilerin bugün neden grevde, sokaklarda olması gerektiği çok açık.

 

Peki yarın ne olacak? Binlerce işçi, yağmura, kara, soğuğa rağmen 52 boyunca Türk-İş binasının önünde beklediler ve sendikaları bir günlük grev ilan etmek zorunda bıraktılar. Fakat bu grev tek başına, hükümetin ekonomik programının çok önemli bir parçasını değiştirmesi için yeterli olmayacaktır. Grevin ardından Erdoğan, büyük ihtimalle kararından vazgeçmeyecektir.

 

Sendikaların bu grevin ardından ne yapacağını hep birlikte göreceğiz fakat etkili bir rol oynayacakları oldukça şüpheli. Sendikaların bu grevin çağrısını yapmaları çok uzun sürdü. Aslında bu çağrıyı yapmalarının nedeni de işçilerin güvenini tamamen kaybetmekten korkmaları oldu.  17 Ocak'taki mitingden sonra Türk-iş binasında Mustafa Kumlu'yu arayan işçiler "İşçi düşmanı, AKP'nin uşağı" sloganları atıyorlardı. Birçok işçi, bu süreçte sendikaların işçilerin çıkarları için çalışmadığının farkına vardı. Bunu, Batman'dan bir tekel işçisinin şeker işçilerine yazdığı mektup açıkça dile getiriyordu: "Emekçi, onurlu Şeker İşçisi kardeşlerimiz, Bugün Tekel İşçisinin vermiş olduğu onurlu mücadele tüm emekçilerin, hakları elinden alınanlar için tarihi bir fırsattır. Bu fırsatı tepmemek adına siz emekçi kardeşlerimizi de bu onurlu mücadelenin içinde görmek bizi daha çok sevindirir ve güçlendirir. Arkadaşlar özellikle şunu belirtmek istiyorum ki şu an sendikacılar sizlere "Biz bu işi çözeriz" diye umut vaat edebilirler. Ama biz de aynı süreçten geçtiğimiz için şunu çok iyi biliyoruz ki onlar tuzu kuru ve hiçbir hayat endişesi olmayan insanlar. Ama emeği elinden alınacak, hakları gasp edilecek olan sizlersiniz. Bugün bu mücadelede yer almazsanız yarın sizin için çok geç olabilir. Sonuçta siz olmazsanız da bu mücadele zaferle sonuçlanacak, bundan herhangi bir kuşku ve endişemiz yoktur. Çünkü şunu iyi biliyoruz ki emekçiler tek vücut olunca başaramayacakları hiçbir şey yoktur. Bu duygularla bütün Tekel İşçileri adına sizi saygı ve tüm içtenliğimle selamlıyorum."

 

Tekel işçileri bu mücadeleyi devam ettirmekte kararlı. Yapılan referandurumda %99 devam oyu kullanıldı. Sadece 28'i yani %1'den azı 4C koşullarını kabul etti. Fakat bu kararlılık kazanmak için yeterli değil. Burada bulunan herkesin anladığı üzere gerekli olan dayanışma ve birliktir.

 

Tekel işçileri, diğer emekçilerden destek almaya, onların da eyleme geçmesini sağlamaya çalıştı. Fakat mücadelenin yayılmaması, onları açlık grevi gibi eylemlere sürükledi. Fakat bu diğer sektörlerde hiç mücadele olmadığı anlamına gelmiyor. Onlar da mücadele etme isteği gösteriyorlar. İtfaiyecilerin, demir yolu emekçilerinin, hastane emekçilerinin ve diğerlerinin mücadeleleri bunu açık ifadeleridir. Fakat bu kıvılcımlar tek başına kaldığında sönmeye mahkûmdur ancak onların buluşması, bir yangına dönüşmesi ile kazanabiliriz.

 

Yarın Tekel işçileri Türk-İş önünde mücadeleye devam ederken biz ne yapacağız? Bu eylemi ardından, işlerimize geri dönüp hayatlarımıza devam mı edeceğiz? Her emekçi için sorun bu mücadeleye nasıl devam edebileceğimiz, bu mücadeleyi nasıl geliştirip yayabileceğimizdir. Tekel işçilerini düzenli olarak ziyaret etmek, işçi arkadaşlarımızla bu mücadeleyi geliştirmek için neler yapabileceğimizi tartışmak için toplanmak, TEKEL işçilerini konuşmaları için bu toplantılara davet etmek bu mücadelenin gelişmesi için yapabileceklerimiz. En önemlisi ise tüm bunların gerçekleşmesi için sendikalara bel bağlamamamız, kendi işimizi kendimiz yapmamız gerekiyor çünkü onlar bizim adımıza bizim için hareket etmediler; etmeyecekler. Yarın Tekel işçilerine ne olacağının sorumluluğu emekçilerin ellerindedir, aynı bu mücadeleyi kazanma gücünün emekçilerin kendi ellerinde olduğu gibi.