“İnsan Bitiyordu Topraktan!” - Germinal, Émile Zola

See also :
25102011-germinal.jpg

"Nisan güneşi olanca görkemiyle gökyüzündeki tahtına kurulmuş, dört bir yana ışık saçıyor, doğum sancılarıyla kıvranan toprağı ıslatıyordu. Toprak ananın verimli bağrından yaşam fışkırıyor, tomurcuklar çatlayıp yeşil yaprak halini alıyor, tarlalar, başvermek için sabırsızlanan tohumların itişiyle ürperiyordu. Tohumlar şişiyor, çatlıyor, sıcağa ve ışığa kavuşmak üzere toprağı yarıp dışarı fırlıyordu. Özsuyu, büyük bir coşkunluk içinde, hışır hışır yükseliyor, çatlayan tomurcukların sesi yeryüzünü kaplayan bitmez tükenmez bir öpücük halinde uzayıp gidiyordu. Arkadaşları durmadan kazma sallıyor, her an yüzeye yaklaşıyorlarmış gibi, kazma sesleri gittikçe belirginleşiyordu. Cana can katan o nisan sabahında, gökteki alevli yıldızın gönderdiği ışınlarla yanıp tutuşan uçsuz bucaksız ovanın dört bir yanından derin bir uğultu yükseliyordu. İnsan bitiyordu topraktan, gelecek yüzyılda ürün vermek üzere yavaş yavaş filizlenen, pek yakında yerküreyi sarsarak başverecek olan, öç almak için yanıp tutuşan, kapkara bir insan ordusu boy atıyordu."

En büyük başyapıtını bu sözlerle bitiren Émile François Zola 29 Eylül 1902'de hayata gözlerini yumduğunda, cenazesinde toplanan Fransız işçi kitleleri kol kola girerek hep bir ağızdan sadece şu kelimeyi haykırarak inletmişlerdi Paris sokaklarını: "Germinal! Germinal!"

Émile Zola, Türkçe'ye Tohum Yeşerince ismiyle de çevrilmiş olan başyapıtı Germinal'i Nisan 1884 ile Ocak 1885 arasında kaleme aldı. Germinal 1885'in Mart ayında ilk kez yayınlandı. Esasında Zola'nın Les Rougon-Macquart: İkinci İmparatorluk Altına Bir Ailenin Doğal ve Sosyal Tarihi isimli yirmi kitaplık serisinin 13. kitabı olan Germinal, Zola'nın kaleme aldığı en büyük eser olarak kabul ediliyor ki edebi açıdan muhteşem anlatımı, sınıf bilincinin gelişimini ve sınıf mücadelesinin ortaya çıkışını olabilecek en kapsamlı biçimde ele alışı, derinlikli karakterleri ve bir hikaye olarak şahane olay örgüsüyle, bu yorumun neden yapıldığını kestirmemiz zor değil.

Hikayemiz, 1860'larda Étienne Lantier isimli göçebe işçilik yapan bir delikanlının Kuzey Fransa'da bulunan Montsou isimli madencilik kasabasina gelmesiyle başlıyor. Bu kasabada iş bulan ve yaşamaya başlayan Étienne kısa süre içerisinde korkunç çalışma koşulları ve şirket yönetiminin işçi maaşlarına saldırıları karşısında siyasileşmeye, bir yandan da yönetime karşı dik duruşu ve ciddiyetiyle işçiler arasında tutulmaya başlıyor. Étienne okumaya girişiyor; bir yandan işten atılmış ve Montsou'da bir işçi meyhanesi açmış ve zamanla reformistleşmiş eski işçi önderi Rasseneur ile, diğer yandan sessiz sakin bir biçimde madenlerde çalışan anarşist Rus sürgünü Souvarine ile tartışmalara girişiyor, öteki yandan ise Birinci Enternasyonal temsilcileriyle irtibata geçiyor. Birinci Enternasyonal'in sosyalist görüşlerini benimseyen Étienne, Montsou işçilerinin kendi aralarında bir yardım sandığı kurmaları gerektiğini savunmaya başlıyor ve içten içe işçilerin Enternasyonal'e üye olmalarınının hayalini kurmaya başlıyor. En nihayetinde, yönetimin korkunç sömürü koşullarını ağırlaştırması sonucu işçiler greve gidiyorlar ve sonrasında grev bir isyana ve devlet güçleri ile işçiler arasında bir çatışmaya dönüşüyor. Montsou maden işçileri grevi zaferle bitmiyor ama Zola kitabını iyimser bir biçimde bitiriyor.

Germinal'de, anarşizm ile marksizm arasındaki çelişki ve Birinci Enternasyonal'de olanlar, reformizmle devrimcilik arasındaki çatışma, işçi önderlerinin bürokratikleşmesi, işçi ailelerinin yapısı ve ilişkileri, genç kadın ve erkek işçiler arasındaki ilişkiler, kadın işçilerin karşılaştıkları baskı, ev kadınlarının militanlaşması, işçilerin biriken öfkesinin ortaya çıkışı, şiddet sorunu, burjuvazinin ve yönetimin farklı kesimlerinin içinde bulunduğu durum ve işçilere bakışı gibi pek çok farklı konu ustalıkla işleniyor. Bu kadar farklı konunun aynı kitapta her şey yerli yerine oturarak böylesi bir ustalıkla işlenebilmiş olmasının nedeni, yalnızca Zola'nın üstün edebi yetenekleri değil, bütün bu konuların işçilerin hayatında gerçek bir yer tutuyor oluşu. Germinal gücünü Zola'nın edebi ustalığından aldığı kadar, çırılçıplak gerçekliğinden de alıyor, zira kitabın arkasında dönemin Kuzey Fransa'nın çeşitli maden kasabalarının ve çeşitli madenci grevlerinin detaylı bir biçimde gözlenmesi ve incelenmesi yatıyor. Öte yandan Zola'nın ustalığı, asla didaktik ve zorlama olmayarak, başından sonuna kadar doğal ve edebi bir anlatımla gerçekliği olduğu gibi gözler önüne sermesiyle Germinal'i sınıf mücadelesini ele alan kitapların büyük bir çoğundan ayırıyor. Bütün bu unsurlar birleşince de tarihin yazılmış en büyük başyapıtlarından bir tanesi ortaya çıkması şaşırtıcı değil. Germinal'i bütün okurlarımıza öneriyoruz.

Gerdûn