Osmanlı İmparatorluğu’nda Sosyalizm ve İşçi Hareketi (2)

Türkiye Komünist Partisi'nde Sol Kanat - 1. Hareketin Kökenleri

Ermeni ve Makedonya Sosyalizminin Sol Kanadı’nın Gelişimi

Üç yıllık bir örgütlenme çalışması ve altı yıllık bir eylem deneyiminin ardından, 1896 yılına gelindiğinde Devrimci Hınçak Partisi içerisinde iki belirgin hizip ortaya çıkmıştı. Hiziplerden bir tanesinin başını, partinin kurucularından olan ve partinin yönetimini elinde tutan Avetis Nazarbekyan ve eşi Maro Vardanyan çekmekteydi. Öteki hizbi ise Nazarbekyan ve Vardanyan’ın muhalifleri oluşturmaktaydı. Öte yandan, Devrimci Hınçak Partisi içerisinde ortaya çıkmış olan bu ayrışma, basitçe Nazarbekyan ve Vardanyan’ın şahsiyetiyle ilgili olmaktan çok uzaktı. Muhalifler partinin çizgisinin çok temel bir yönüne, partinin sosyalist olmasına muhalefet etmekteydiler. Onlara göre merkezin Ermeni sorununu Rusya’nın işçi sorunlarını bağlaması çok ciddi bir hataydı ve böylelikle yalnızca tutucu Ermeni burjuvazisinin ve Müslüman toplumun değil, Osmanlı İmparatorluğu’nda ortaya çıkmış olan herhangi bir sosyalist hareketi de desteklemeye hevesi olmayan Batılı burjuva devletleri de ürkütülmüş oluyordu. Muhalefet, çareyi partinin programından sosyalizmin çıkartılmasında görüyordu; zira sosyalizm onlara göre Türkiye Ermenistan’ının özgürlüğe kavuşması için gerekli değildi. Muhalefet yeni bir merkez komite seçilmesi için bir toplantı yapılmasını talep ediyordu. Sosyalist kanat buna yanaşmadı. Bunun üzerine muhalifler 1896’nın Ağustos ayında Londra’da kendi başlarına bir toplantı yaptılar. Sosyalist kanat, muhalifleri bunun üzerine suçladı ve Eylül ayında Londra’da, muhalifler olmaksızın olağan 2. Kongresi’ni gerçekleştirdi. Bu kongrede kitle eylemleri, silahlı eylemler gibi pratikler reddedildi, sosyalist doktrinin savunulmaya devam edeceği kuvvetli bir biçimde vurgulandı. Dolayısıyla milliyetçi muhalefet ile sosyalist merkezin ayrışmaları tamamlanmıştı[30].

İki yıl sonra, 1898’de eski muhalifler Londra’da resmi olarak yeni partilerini kurdular. Partinin adı Veragazmiya Hınçak Partisi, yani Yeniden-kurulmuş Hınçak Partisi olmuştu. Bölünme sonrasında, muhalefet ilkin Osmanlı sınırları dâhilinde ve Mısır’da daha güçlüydü, sosyalist kanat ise Kafkasya’da ciddi bir çoğunluk desteğine sahipti[31]. Öte yandan, Veragazmiya Hınçak Partisi’nin, Ermeni milliyetçi hareketi içerisinde oynamak istediği rolü oynayabilecek kadar güçlü olmadığı da yakında ortaya çıkacaktı. Devrimci Hınçak Partisi’nin 1896’ya kadar oturduğu koltuğun yeni bir talibi vardı; zira Veragazmiya, genel hatlarıyla bu yeni kuvvetin, yani Ermeni Devrimci Federasyonu, yani Taşnakların peşine takılmaktan ileri gidemeyecekti. Devrimci Hınçak Partisi ise, ancak 1896’dan sonra dönemde anlaşılan anlamıyla sosyal demokrat bir pratiğin içerisine girmiş oldu. Artık çalışmaların merkezinde Marksist teorik çalışmaları Ermenice’ye çevirerek yayınlamak ve genel olarak propaganda faaliyetleri bulunuyordu[32].

Devrimci Hınçak Partisi, artık kendi pratiğinin ve kısmen kendi ideolojisinin yarattığı sosyalizm karşıtı unsurları içinde barındırmamaktaydı. Bununla birlikte, genel yönelimi sosyal demokrasi minvaline oturmuş olsa da, sosyal demokrasinin sol kanadında olduğu söylenemezdi; ayrıca genel hatlarıyla ulusal Ermeni siyasetinin, enternasyonalist sınıf mücadelesi namına terk edildiğini söylemek de mümkün değildi. Devrimci Hınçak Partisi’nin sosyalizm karşıtı sağ kanadı, partiden ayrılmıştı; fakat buna rağmen parti, çareyi yalnız sınıf mücadelesinde gören sol unsurları tatmin edecek noktada değildi. Ermeni Marksist solunun Devrimci Hınçak Partisi’nden ayrışmaya başlayacağı ilk coğrafya ise, partinin sınıf mücadeleleriyle en fazla ilişkilendiği Kafkaslar olacaktı. Bu coğrafyada, mücadele deneyimi ve geçmişi bakımından Osmanlı İmparatorluğu’ndaki işçi sınıfına kıyasla bir hayli ileride olan bir işçi sınıfı mevcuttu. Aynı zamanda, Kafkasya için 1890’lar, Osmanlı’da olduğu gibi işçi sınıfının tamamen bastırılmış ve sindirilmiş olduğu bir dönem değildi. Bu minvalde Ermeni Marksist solunun ilkin bu coğrafyada ortaya çıkması bir hayli beklenebilir bir durumdu.

Ermeni Marksist solunun ilk örgütü, 1898’de Tiflis’te kurulan Marksist Ermeni İşçiler Grubu’ydu. Grubun kurucuları arasında başı çeken isimler Kevork Haraçyan, Melik Melikyan, Karekin Kozikyan, Haik Pilossian, Aşot Hümeryan ve Assadour Kakhoyan’dı. Arkomedes takma adıyla bilinen Kafkasya doğumlu Kevork Haraçyan, Hınçak dergisinin kurucularındandı ve Avetis Nazarbekyan ve Maro Vardanyan ile birlikte Hınçak programını kaleme almıştı. Ayrıca Komünist Manifesto’nun Fransızca ve Rusça çevirilerini karşılaştırarak Manifesto’nun ilk Ermenice çevirisini hazırlamıştı. Haraçyan, Hınçak çevresinin ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra Hınçaklardan ayrılmıştı. Sonrasında Kafkasya’da, özellikle Tiflis’teki işçi hareketi içerisinde mücadelesini sürdürmüş, ayrıca buradaki Sosyal Demokrat örgütlerde de bulunmuştu. Dedüşka takma adıyla bilinen Melik Melikyan bugün Azerbaycan sınırlarında kalan bir köyde doğmuştu ve devrimci hareketle 1890’larda Kafkasya’da tanışmıştı. Yessalem takma adıyla bilinen Karekin Kozikyan 1878’de Osmanlı İmparatorluğu’nda, Harput’ta doğmuş ve 1894–95 kıyımları sırasında Kafkasya’ya göç etmişti. Bir işçi olan Kozikyan siyasetle çok genç yaşta tanışmıştı: Marksist Ermeni İşçiler Grubu kurulduğunda yirmi yaşında olan bu militan, aynı zamanda eski bir Hınçak üyesi olma özelliğini taşıyordu. Atamyan takma adıyla bilinen Haik Pilossian da Türkiye doğumluydu ve Kozikyan’ın yakın bir dostu ve yoldaşıydı. Aşot Hümeryan Tiflis doğumlu bir işçiydi ve Hınçaklara yakın olan Devrimci Ermeni İşçileri Derneği’nin kurucularından olmuş, 1 Mayıs ile ilgili ilk bildiriyi kaleme almıştı. Keço takma adını kullanan Assadour Kakhoyan ise Kafkasya işçi hareketi içerisinde siyasileşmiş ve Ermenistan’daki ilk grevin tarihini yazmıştı[33].

Marksist Ermeni İşçiler Grubu çok büyük olmasa da yalıtılmış bir Ermeni örgütü değildi. Tiflis’teki Gürcü devrimci işçileriyle sıkı bağları vardı. Yeni örgüt, ayrıca Ermenilerin çoğunlukta olduğu deri ve ayakkabı fabrikalarında yapılan grevlere katılmıştı[34]. Marksist Ermeni İşçiler Grubu, 1900–1901 yıllarında Banvor (İşçi) isimli illegal bir yayın çıkartmaktaydı. Bu yayından Ermeni Marksist solunun ilk örgütünün çizgisini net bir biçimde görmemiz mümkün olmaktadır. Banvor “Bütün ülkelerin işçileri, birleşiniz!” sloganı ile çıkıyordu ve kendisini Ermeni sosyalist işçilerin yayın organı olarak nitelendiriyordu. Yayında hem Taşnaklar hem de Hınçaklar Ermeni işçi sınıfını milliyetçi bir yaklaşımla yalıttıkları için sert bir biçimde eleştiriliyor, Ermeni sorununun çözmeye ancak işçi sınıfının kadir olabileceği vurgulanıyor, Kafkasya’da bütün milletlerden işçilerin ortak mücadelesi savunuluyordu. Bu minvalde küçük ama etkili olan Marksist Ermeni İşçiler Grubu, milliyetçiliğin hiçbir etkisi altında bulunmayan, tamamen proletarya enternasyonalizminin ilkelerine bağlı ilk Ermeni sosyalist örgütü olarak tarihe geçmekteydi[35]. 1901 senesinde devlet güçleri örgüte saldırılar düzenleyerek Marksist Ermeni İşçiler Grubu’nu dağıttılar, pek çok önemli militan hapse girdi. Öte yandan, Ermeni Marksist solunun varlığı devam edecekti.

Marksist Ermeni İşçiler Grubu, Kafkasya’da ortaya çıkmış enternasyonalist bir örgüttü. Bu da Kafkasya sosyalist hareketinin, dolayısıyla Rus sosyalist hareketinin örgütü oluşturan militanların siyasi geleceklerini ciddi bir şekilde etkileyeceği anlamına geliyordu. 1902 yılının ilkbaharında, Politeknik Enstitüsü’nden kovulduğu Riga şehrinden, doğduğu Tiflis’e gelen Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi üyesi genç bir adam, bu etkilerin büyük ölçüde merkezinde olacaktı. Stepan Shaumyan, Karekin Kozikyan’la aynı yıl, 1878’de doğmuş bir Ermeni’ydi. Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ne 1900 yılında, Riga’da katılmıştı. Shaumyan, Tiflis’e geldikten birkaç ay sonra, Marksist Ermeni İşçiler Grubu’nun Melik Melikyan, Aşot Hümeyran ve Assadour Kakhoyan gibi militanları ile bir araya gelerek Ermeni Sosyal Demokratlar Birliği adındaki örgütü kurdu. Yeni örgüt, Proletaryat (Proletarya) adlı yayın organında yayınladığı manifestoda, kurulduğu temelleri şu şekilde açıklıyordu:

“Faaliyetlerinde, Ermeni Sosyal Demokratlar Birliği, örgütlenme ağını bütün Rusya içerisinde yaymaya çalışan Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin şubelerinden biri olarak, RSDİP ile tam bir mutabakat içerisindeyiz ve onunla beraberce, genel olarak Rus proletaryasının, özelde ise Ermeni proletaryasının çıkarları için savaşacağız.

(…)

Sosyalist gayeye ulaşılması kanımızca ne işçi sınıfının ekonomik düzlemdeki çabalarıyla, ne de kısmi siyasal ve sosyal reformlarla mümkündür; bunun tek yolu bütün mevcut sistemi toplumsal devrim yoluyla yıkmaktır ki bunun gerçekleşmesinin zorunlu öncülü proletaryanın siyasi diktatörlüğü olacaktır.

(…)

Rus devletinin değişen kültürel gelişim evrelerinde pek çok farklı milliyetten meydana geldiğini ve yalnızca yerel öz-yönetimlerin gelişiminin bu heterojen unsurların korunmasını sağlayabileceğini göz önünde bulundurarak, geleceğin özgür Rusya’sında federatif bir cumhuriyetin kurulmasını temel öneme sahip görüyoruz. Kafkaslara gelince, nüfusun fazlasıyla çeşitli milli bileşenlerinin mevcut olduğu şu durumda, bütün yerel sosyalist unsurları ve farklı milliyetlerden bütün işçileri birleştirmeyi amaçlıyoruz.

(…)

Kafkasların bahsi geçen milliyetler çeşitliliğini ve farklı milliyetler arasında coğrafi sınırların yokluğunu göz önünde bulundurursak, programımıza Kafkas halklarının siyasi bağımsızlık talebini eklemenin mümkün olmadığını düşünüyoruz.” [36]

Militan bir enternasyonalizm savunusu yapan Ermeni Sosyal Demokratlar Birliği’nin yayınının ancak tek bir sayısı çıkabildi; öte yandan örgütün ortaya koyduğu görüşler, Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin yurtdışında bulunan önemli sayılabilecek bir liderinin, Vladimir Lenin’in dikkatini çekmişti. Lenin, Iskra’nın Şubat 1903’te yayınlanan 33. sayısında, Ermeni Sosyal Demokratlar Birliği’nin manifestosunu değerlendiren bir yazı yazacaktı. Lenin, yazdığı yazıda Ermeni Sosyal Demokratlar Birliği’ni, ulusal soruna doğru bir yaklaşım geliştirdikleri için kutlamaktaydı. Öte yandan Lenin manifestoda ifade edilen federalist talebe de karşı çıkacaktı:

“Ermeni Sosyal Demokratlarının bakış açısına göre federatif bir cumhuriyet talebinden bahsetmek mümkün müdür? Federasyon için bir önkoşul olarak bağımsız ulusal birimler var olmalıdır, fakat Birlik ulusal bağımsızlık talebini reddetmektedir. Tamamen tutarlı olmak açısından, Birliğin programından federatif cumhuriyet talebini silmesi gerekmektedir (…) Federalizm ve milli bağımsızlık vaazları vermek proletaryanın işi değildir; ister istemez bağımsız bir sınıf devletinin oluşması yönünde bir talebe dönüşen böylesi talepleri ileri taşımak proletaryanın işi değildir. Proletaryanın işi, bütün milliyetlerden mümkün olan en fazla işçi kitlesini, daha da sımsıkı duracak biçimde bir araya toplamaktır.” [37]

Öte yandan, ayrı bir örgüt olarak Ermeni Sosyal Demokratlar Birliği zaten uzun sürmeyecekti. Kafkasların enternasyonalist Ermeni solu, hızla bağımsız bir Ermeni örgütlenmesinden ziyade, Kafkaslardaki bütün sosyalistlerin ortak bir örgütlenmesinin gerekliliği sonucuna varmaktaydı. Gürcü Marksistleri de benzer bir sonuca varmaktaydı. Bu minvalde 1903’ün Mart ayında, Ermeni Sosyal Demokratlar Birliği, Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin Kafkasya Birliği’ne katıldı. RSDİP’in Kafkasya Birliği, Gürcü Marksistlerinin Brztola (Mücadele) gazetesi ile Proletariat’ın yazı kurullarını ve Tiflis, Bakü ve Batum’daki komiteleri içeren bir örgütlenmeydi ve Kafkasya Sosyal Demokratlarının bir birlik örgütlenmesi olma amacındaydı. Birlik Gürcüce ve Ermenice yayın organlarını birleştirerek Proletari Krive (Proletaryanın Mücadelesi) isminde Gürcüce, Ermenice ve Rusça yayınlanan yeni bir yayın çıkartmaya başladı. Ağustos 1903’te RSDİP içerisinde gerçeklenen Menşevik-Bolşevik ayrımının ardından, eski Ermeni Sosyal Demokratlar Birliği’nin Melik Melikyan, Aşot Hümeyran ve Assadour Kakhoyan gibi önderleri, ilk Ermeni Bolşevikler olacaklardı[38]. Daha sonra Duma’da milletvekili olacak Arşak Zubaryan ve Aramayis Erzinkyan gibi eski Ermeni Sosyal Demokratlar Birliği önderleri ise, Menşevizm’den yana saf tutacaklardı[39].

Marksist Ermeni İşçiler Grubu’nun önderlerinden olup 1902’de tutuklandığı için Ermeni Sosyal Demokratlar Birliği’nin dışında kalmış olan Kafkasyalı Kevork Haraçyan ise RSDİP’nin bir üyesi olmasına rağmen, Menşevizm ile Bolşevizm arasında kararsız kalacaktı[40]. Öte yandan, Haraçyan’ın hapisten çıktıktan sonra, Devrimci Hınçak Partisi içerisindeki gelişmelere ciddi etkisi olacaktı. Haraçyan, Ermeni sosyalistler arasında, çok kuvvetli bir biçimde Kafkasya’daki Devrimci Hınçak Partisi üyelerinin RSDİP’e katılmaları gerektiğini savunmaya başlamıştı[41]. 1903’te Kafkasya’da Ermenilere karşı uygulanan devlet baskılarının artmasının ardından Devrimci Hınçak Partisi hızla büyümekteydi[42]. Sınıf mücadelesi de yükseldikçe, Devrimci Hınçak Partisi içerisinde, partinin Kafkasya örgütlerinin RSDİP’e girmesini, Devrimci Hınçak Partisi’nin ise Osmanlı’da mücadeleye devam etmesini savunan bir sol kanat ortaya çıktı. Bu sol kanadın başını, parti kurucularından Avetis Nazarbekyan, Maro Vardanyan, Ruben Han-Azat gibi militanlar çekiyordu. Örgütün muhafazakâr kanadının başını ise Stepan Sabah-Gulyan isimli, Nahçivan doğumlu ama Türkiye’de faaliyet gösteren bir Ermeni militan çekiyordu. 1903’le 1905 arasında şiddetle devam eden bir hizip savaşının ardından 1905’te Paris’te toplanan Kongre’de hizipler kozlarını paylaştılar. Kongre’de Sabah-Gulyan’ın görüşleri hakim geldi ve Hınçak Partisi’nin birliği vurgulandı. Fakat Kafkasya temelli sol kanat, kongre dönüşü kongre kararlarını tanımayarak RSDİP’ne girdi. Nazarbekyan, Vardanyan ve Han-Azat gibi önde gelen kimi önderler, Haraçyan gibi Bolşevikler veya Menşeviklere katılmayıp, yalnızca RSDİP’nin programını benimsediler. Erivan ve Bakü gibi şehirlerdeki Hınçak örgütlerinin kimileriyse Bolşeviklere katıldı[43].

Kafkasya Ermeni sosyalistlerinin büyük çoğunluğunun sınıf mücadelesi yükseldikçe benimsemeye başladıkları enternasyonalist tutum, hem Kafkasya’daki Ermeni işçilerin çıkarları, hem de genel olarak Kafkas proletaryasının çıkarları doğrultusunda belirlenmişti. Öte yandan Kafkas Ermeni sosyalistleri, Osmanlı Ermenilerinin kurtuluşunun Rusya’daki devrimle gerçekleşebileceği görüşünü savunuyorlardı ve Osmanlı İmparatorluğu’nda siyasi çalışma yapmayı kimi zaman tamamen yadsımaya varan yaklaşımlar gösteriyorlardı. Böylesi bir tutum ise, hem Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni sosyalistleri için, hem de Kafkasya’da bulunan ama Osmanlı kökenli ve Osmanlı Ermenileriyle bağlantılı olan Ermeni sosyalistleri için yeterli ve ikna edici olmaktan uzaktı. Hınçaklar arasında, Nazarbekyan’ın başını çektiği kanat hiç şüphesiz soldaydı ama Sabah-Gulyan ve yoldaşları Nazarbekyan’ın çok da sağında değillerdi – sınıf mücadelesindeki gelişmeler Hınçakları bir bütün olarak sola çekmişti[44]. 1905 Kongresi’nde Sabah-Gulyan ve yandaşlarının aldığı karar “Kafkasya’da proleter devrimci etkinlikleri gerçekleştirmek ve Türkiye’de Marksist ilkelere dayalı bir siyasal demokrasi kurmak için mücadele etmek” şeklinde ifade edilmişti[45]. Hınçakların 1905 kongresi, ayrıca partinin ismine ilk defa sosyal demokrat ifadesini ekleyerek Hınçak Sosyal Demokrat Partisi ismini aldıkları kongre olacaktı. Parti, 1909’da İstanbul’da gerçekleştireceği kongresinde ismini son defa değiştirerek Sosyal Demokrat Hınçak Partisi adını alacaktı[46].

Kafkasya’da ise Osmanlı Ermeni’lerinin sorunlarıyla daha fazla ilgilenen yeni bir sosyalist örgüt ortaya çıkmıştı. Sosyal Demokrat Ermeni İşçiler Örgütü, kimileri Hınçak, kimileri Taşnaklardan gelen, kimileriyse Marksizmle Avrupa’da, Plekhanov ve Kautsky’nin yazıları üzerinden tanışan Kafkasyalı Ermeni öğrencilerce 1903’te kurulmuştu. Öte yandan, bu örgüt her ne kadar Osmanlı sorunlarına değinse, kendisini enternasyonalist olarak görse ve özellikle Taşnakların milliyetçiliğini eleştirse de temelde Kafkas sosyalistlerinin enternasyonalizmine karşı kurulmuş bir tepki örgütüydü. Yalnızca Kafkasya hareketinin sağ kanadında bulunmuyor, aynı zamanda uluslararası sosyal demokrasinin Yahudi Birliği ve Avusturya Marksizmi gibi sağ kanat eğilimlerinden esinlendiğini açıkça söylüyordu. Milliyetler meselesinde de örgütün tutumu bir hayli sağdaydı; farklı milletlerden işçilerin ortak çıkarları değil, milli farklılıkları vurgulanıyordu. Sosyal Demokrat Ermeni İşçiler Örgütü’nün Ermeni proletaryasının yegâne temsilcisi olarak tanınma isteği, Kafkas sosyal demokratlarınca soğuk karşılandı; örgüt hiçbir zaman yapısından esinlendiği Yahudi Birliği’ne yaklaşacak kadar kitleselleşemedi ve işçi mücadelelerinin güçlü bir sınıfsal birlik eğilimi yarattığı Kafkaslarda küçük ve önemsiz bir sağ-sosyalist eğilim olarak kaldı[47]. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni sosyal demokrasisi için belki de en büyük öneme sahip olan çalışmayı ise, birkaç yıl sonra, Kafkasya’da bulunan Osmanlı kökenli Ermeni sosyalistleri yapacaklardı.

Bu sırada, Osmanlı İmparatorluğu’nun doğusundaki Ermeni ve Kafkas sosyalist hareketindeki gelişmeler, imparatorluğun batısındaki Makedon ve Bulgar sosyalist hareketinde de benzer bir biçimde bir yansıma bulmaktaydılar. Yeni yüzyılın başına gelindiğinde, Bulgar Sosyal Demokrat İşçi Partisi içerisinde, genel olarak ulusal soruna ve özelde Makedonya hareketine dair şiddetli tartışmalar başlamıştı. BSDİP’nin lideri Blagoev, ulusların ve ulusallığın, kapitalist düzenin yaygınlaşmasıyla ortadan kalkmakta olan geçici burjuva kavramları olduğunu ifade etmeye başlamıştı. BSDİP’in uzlaşmacı sağ kanadı, esasında 1900’den beri, bir tür parti içi hizip olarak mevcuttu. Sağ kanadın başını, 1894’te Blagoev’in Bulgar Sosyal Demokrat Partisi’nin birleştiği Bulgar Sosyal Demokratlar Birliği’nin kurucusu olan Yanko Sakazov çekiyordu. Hizip Sakazov’un çıkardığı Obshto Delo (Ortak Amaç) isimli yayın etrafında oluşmuştu. 1901’de Bulgar partisinin Blagoev’e yakın militanlarından Gavril Georgiev ise, partinin yayın organı Rabotnicheski Vestnik’te (İşçi Gazetesi) yayınladığı bir yazıda, Makedonya mücadelesi gibi küçük burjuva işleriyle uğraşan parti üyelerinin, proletaryaya karşı yükümlülüklerini ihmal etmekte olduğunu ifade ediyordu. Hem Makedonya Devrimci Sosyal Demokratlar Birliği’nin hem de Makedonya İç Devrimci Örgütü’nün bir üyesi olan Dimo Hacıdimov, Bulgar partisinin sağ kanadının bu konudaki itirazlarının sesi olarak Obshto Delo’da Georgiev’e şiddetle karşı çıktı[48].

Bulgar Partisi ve dolayısıyla Makedonya Devrimci Sosyal Demokratlar Birliği hızla bir bölünmeye gidiyordu. Bölünmenin kaynağındaki meselenin en somut yansıması Makedonya sorunuydu ve hem pek çok tartışma, hem de sol ve sağ kanadın çatışması bu mesele üzerinden yürümekteydi. 1901’de BDSİP Merkez Komitesi’nin, parti üyelerinin Makedon milliyetçisi örgütlere girişini yasaklaması, sağ kanada karşı ciddi bir darbe olmuştu. Öte yandan, mesele sadece Makedonya’daki milli soruna yaklaşım ile ilgili değildi. Blagoev’in önderliğindeki sol kanat, çok net bir biçimde burjuva ve küçük burjuva kesimlerle uzlaşmaya gitmeye karşıydı, ve savunulması gerekenin yalnızca işçi mücadelesi olduğu görüşündeydi. Sakazov’un başını çektiği sağ kanat ise, partinin yalnız işçi sınıfına değil, farklı toplumsal sınıflara yaslanması gerektiğini düşünüyordu. Aynı zamanda sağ kanat burjuva ve küçük burjuva eğilimlerle işbirliğine gitmekte bir sıkıntı görmüyordu. Ayrıca, sol kanat ile sağ kanadın örgütlenme yaklaşımları da farklıydı. Bulgar solu, Bolşeviklerin yaklaşımına benzer bir biçimde inşa edilmiş bir dar kadro partisi inşa etmekten yanaydı, Sakazov’un sağ kanadı ise geniş bir kitle partisi görmek istiyordu. Bütün bu zıtlaşmalar, BSDİP’ni, 1903’te gerçekleşen 10. parti kongresinde ayrışmaya götürdü. Blagoev ve yoldaşlarının örgütü bundan sonra (Dar) Bulgar Sosyal Demokrat İşçi Partisi, Sakazov ve yandaşlarının örgütü ise (Geniş) Bulgar Sosyal Demokrat İşçi Partisi olarak anılacaktı. Bu ayrışma ile Bulgar dar sosyalistleri, Bolşeviklerle birlikte, dünya sosyalist hareketinde ayrı bir örgütlenmeye giden ilk sollardan oluyordu.

Bulgar Partisi’nin bölünmesi, Makedonya Devrimci Sosyal Demokratlar Birliği’ni de parçalamış oldu. Geniş sosyalistlerin Makedonya’daki yegane lideri, Dimo Hacıdimov’du. Onun önderliğindeki (Geniş) Bulgar Sosyal Demokrat İşçi Partisi üyeleri, bağımsız bir örgütlenmeye gitmek yerine faaliyetlerini Makedonya İç Devrimci Örgütü’nde sürdürmeye başladılar ve bu hareketin sol kanadıyla ilişkiler geliştirdiler[49]. Dar sosyalistler için ise, 1903’te gerçekleşen İlinden Ayaklanması, Makedonya sorununa ve ulusal meseleye dair görüşlerinin tamamen netleşmesine önayak oldu. 1903’ün Eylül ayında Rabotnicheski Vestnik’te çıkan bir yazıda dar sosyalistler, ayaklanmanın doğru düzgün hazırlanmamış olduğunu, Makedonya’nın kurtuluşunu ancak işçi sınıfının gerçekleştirebileceğini, dolayısıyla bir ayaklanma olacaksa, bunun ancak işçi sınıfı önderliği altında olursa başarılı olabileceğini savunuyorlardı[50]. Makedonya’da dar sosyalistlerin başını çeken, ülkedeki ilk sosyalist örgütlenmelerin temelini atmış olan Vasil Glavinov olacaktı. Özellikle 1903’ten sonra dar sosyalistler ile birlikte hareket etmek isteyen herhangi bir militan aynı zamanda Makedonya İç Devrimci Örgütü üyesi idiyse, Makedon dar sosyalistlerinden ayrılmamak için bu üyelikten vazgeçmek zorundaydı. 1904’te ise, artık Makedon milliyetçiliğine tamamen karşı olan ve proletarya enternasyonalizmini savunan Vasil Glavinov önderliğindeki Makedonya dar sosyalistleri, yeni dönemde nasıl bir siyasi pratik izleyeceği yönünde tartışmalara başlamak adına Makedonya Devrimci Sosyal Demokratlar Birliği’nin yerine, Makedonya ve Edirne Sosyal Demokrat İşçi Örgütü ismini aldılar. Bu örgüt uluslararası sosyal demokrasinin sol kanadının Osmanlı İmparatorluğu içindeki ilk örgütü olacaktı[51].

Gerdûn

 


 

30 Nalbandian, Louise. "The Hunchakian Revolutionary Party 1887-1896"

31 Ter-Minasian, Anahide. “Ermeni Devrimci Hareketinde Milliyetçilik ve Sosyalizm (1887-1912)”. İletişim. 1992. İstanbul. s. 24-25

32 Nalbandian, Louise. "The Hunchakian Revolutionary Party 1887-1896"

33 Ter-Minasian, Anahide. “Le mouvement révolutionnaire arménien, 1890-1903” Cahiers du monde russe et soviétique. Vol. 14 N°4. pp. 536-607. 1973. p. 581, 595-597, 599 Aşot Hümeryan için ayrıca Ter-Minasian, Anahide. “Ermeni Devrimci Hareketinde Milliyetçilik ve Sosyalizm (1887-1912)”. İletişim. 1992. İstanbul. s. 48

34 Ter-Minasian, Anahide. “Ermeni Devrimci Hareketinde Milliyetçilik ve Sosyalizm (1887-1912)”. İletişim. 1992. İstanbul. s. 47

35 Ter-Minasian, Anahide. “Le mouvement révolutionnaire arménien, 1890-1903” Cahiers du monde russe et soviétique. Vol. 14 N°4. pp. 536-607. 1973. p. 597

36 http://marxistsfr.org/archive/lenin/works/1903/feb/01b.htm

37 http://marxistsfr.org/archive/lenin/works/1903/feb/01b.htm

38 Ter-Minasian, Anahide. “Ermeni Devrimci Hareketinde Milliyetçilik ve Sosyalizm (1887-1912)”. İletişim. 1992. İstanbul. s. 49

39 Ter-Minasian, Anahide. “Ermeni Devrimci Hareketinde Milliyetçilik ve Sosyalizm (1887-1912)”. İletişim. 1992. İstanbul. s. 59

40 Ter-Minasian, Anahide. “1876-1923 Döneminde Osmanlı Toplumunda Sosyalist Hareketin Doğuşunda ve Gelişmesinde Ermeni Topluluğun Rolü”. “Osmanlı İmparatorluğunda Sosyalizm ve Milliyetçilik” Derleyen: Mete Tunçay ve Erik Jan Zürcher. İletişim. 2004. İstanbul. s. 234

41 Ter-Minasian, Anahide. “Le mouvement révolutionnaire arménien, 1890-1903” Cahiers du monde russe et soviétique. Vol. 14 N°4. pp. 536-607. 1973. p. 599

42 Ter-Minasian, Anahide. “Ermeni Devrimci Hareketinde Milliyetçilik ve Sosyalizm (1887-1912)”. İletişim. 1992. İstanbul. s. 53

43Ter-Minasian, Anahide. “Ermeni Devrimci Hareketinde Milliyetçilik ve Sosyalizm (1887-1912)”. İletişim. 1992. İstanbul. s. 62-63

44 Taşnaklar bile sola kaymışlardı. Taşnak Partisi 1907 kongresinde sosyalizmi belirlediğini ilan ederek Kafkasya sosyal demokratlarının bütün itirazlarına karşın İkinci Enternasyonal’e başvurup kabul edilecekti. Bkz. Ter-Minasian, Anahide. “Ermeni Devrimci Hareketinde Milliyetçilik ve Sosyalizm (1887-1912)”. İletişim. 1992. İstanbul. s. 72-73

45 Ter-Minasian, Anahide. “Ermeni Devrimci Hareketinde Milliyetçilik ve Sosyalizm (1887-1912)”. İletişim. 1992. İstanbul. s. 63

46 Turabian, Hagop. “The Armenian Social-Democratic Hentchakist Party Part 1”. Ararat No. 34. Nisan 1916. Londra. http://www.hunchak.org.au/aboutus/historical_turabian.html

47 Ter-Minasian, Anahide. “Ermeni Devrimci Hareketinde Milliyetçilik ve Sosyalizm (1887-1912)”. İletişim. 1992. İstanbul. s. 54-55

48 Adanır, Fikret. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ulusal Sorun ve Sosyalizmin Oluşması ve Gelişmesi: Makedonya Örneği”. “Osmanlı İmparatorluğunda Sosyalizm ve Milliyetçilik” Derleyen: Mete Tunçay ve Erik Jan Zürcher. İletişim. 2004. İstanbul. s. 45

49 Adanır, Fikret. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ulusal Sorun ve Sosyalizmin Oluşması ve Gelişmesi: Makedonya Örneği”. “Osmanlı İmparatorluğunda Sosyalizm ve Milliyetçilik” Derleyen: Mete Tunçay ve Erik Jan Zürcher. İletişim. 2004. İstanbul. s. 54

50 Adanır, Fikret. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ulusal Sorun ve Sosyalizmin Oluşması ve Gelişmesi: Makedonya Örneği”. “Osmanlı İmparatorluğunda Sosyalizm ve Milliyetçilik” Derleyen: Mete Tunçay ve Erik Jan Zürcher. İletişim. 2004. İstanbul. s. 53

51 Adanır, Fikret. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ulusal Sorun ve Sosyalizmin Oluşması ve Gelişmesi: Makedonya Örneği”. “Osmanlı İmparatorluğunda Sosyalizm ve Milliyetçilik” Derleyen: Mete Tunçay ve Erik Jan Zürcher. İletişim. 2004. İstanbul. s. 54

Tags: