Cinayet Endüstrisi

 

 

 

 

 

Bangladeş'teki Dhaka'da bulunan Rana Plaza fabrikasının çökmesinin ardından ölen işçilerin sayısı bini geçti. Aynı şehirdeki Mirpur'da ise sekiz işçi çıkan yangında katledilmişlerdi. Geçtiğimiz Kasım ayında 112 işçinin ölümüne neden olan Tazreen fabrikası yangınında olduğu gibi, eğer bir de yangın meydana gelseydi ölenlerdeki artış bununla da sınırlı kalmayacaktı.[1]

Bu 'kazalar' endüstriyel cinayetten başka bir şey değil. Gerçekler ise Bangladeş'teki tekstil işçilerinin sefalet ücretleri için çalıştıkları fabrikalarda topyekün bir güvenlik zaafının olduğunu gösteriyor. Ancak bu durum birkaç kötü niyetli patronun suçlanması için yeterli bir gerekçe oluşturmuyor. Bu gibi bir durumun temel sebebi, dünya ekonomisinin temel kitabında zaten yazılı: işgücünün fiyatını düşürmek sadece fabrikaları olan yerel patron haydutlarının yararına değil, aynı zamanda Primark gibi 'üçüncü dünyanın' düşük ücretli işgücünden karlar elde eden büyük ve uluslar arası giyim firmaları da bundan nemalanıyor.

Dahası, 'batıda' endüstriyel üretimin ilerlemesi ve yapılan reformlara rağmen, sermaye her yerde artı-değeri insan yaşamının üzerinde ve ondan daha önemli görüyor. Geçtiğimiz günlerde ABD'nin batıdaki Boston eyaletinde bir gübre fabrikasının yakınlarında gerçekleşen ve sonucunda 14 kişinin hayatını kaybedip 200'ünün ise yaralandığı terörist saldırı gerçekleşti. Bu aynı zamanda ilk başta bir kaza olarak nitelendirilmişti. Daha yakın zamanda ise şüpheli olduğu gerekçesiyle bir sağlık mensubu patlamadan sorumlu tutulmuştu. Ancak gerçek her ne ise, bu patlama kapitalist üretimin bariz sorumsuzluğunu gözler önüne serdi. Çünkü bu maratonun yapıldığı bölgede bu türden yüksek etkili patlayıcıların zaten huzurevine, okula ve birçok yerleşim yerine çok yakın biçimde konuşlandırılmış durumda. Bu hemen akıllara 2008'de Toulouse'ta meydana gelen ve biri çocuk yirmi sekiz işçinin ölmesine neden olan fabrika patlamasını getiriyor. On bin beş yüz kişi yaralanmıştı ve bunlardan dörtte biri ciddi yaralanmalardı. Oradaki bütün bu fabrikaları işletenler ilerleyen süreçlerde aklandılar. Aynı şekilde depremler ve tsunamiler nedeniyle meydana gelen nükleer sızıntının Japonya'nın Fukushima kentinde yerleşim yerlerine çok yakınlarda kurulmuş bir nükleer santralden gerçekleştiğini de hatırlıyoruz.

Bangladeş'ten haberler geliyorken, bir sempatizanımızın tartışma forumumuza gönderdiklerini ve taşıdığı öfkeyi bütünüyle sahipleniyoruz:

Bangladeş'teki durum, dehşete düşüren felaketler olan ve bıktıran sıklıkta gerçekleşen endüstriyel cinayetler ile trajik noktalara ulaşıyor. Peki neden insanlar hala Bangladeş'te işlerine gidiyorlar, çalışmaya devam ediyorlar? Hepsine çok az ve zar zor ödeme yapılıyor. Peki neden hala devam ediyorlar? Ceevap tabii ki de kapitalizmin bize vermek için ayırdığı çok küçük bir miktara ihtiyacımız olması – ücretler: “adil bir gün için adil bir ücret” ve bunun gibi şeyler günden güne devam ediyor. Yaşamlarımızı sıklıkla tehdit eden koşullarda, kapitalizmin bizlere razı gördüğü çok az miktarlardaki bir para miktarı için yaşıyoruz. Bu tehditler sadece fiziksel (yani yangınlar, binaların yıkılması ya da zehirli ya da kirlenmiş ortamlar, vb.) değil, bunlar aynı zamanda ruhsal ızdırap ve mutsuzluk üreten psikolojik etkenler olarak da düşünülebilirler. İşte! Burjuvaziye onun cömertliği ve insanlık aşkı için ne kadar da minnettarız; burjuvazi dünya ve dünya genelindeki barış için bitmeyen bir endişe gibi! Onlar olmasaydu biz nerede olurduk şimdi? Onlarsız, onların aşırılıklarla dolu yaşamlarını ve varoluşlarını güçlendirmek ve böylece onların kar elde etmesi için nasıl yönetirdik? Ve tabii ki onların kendi savaşlarında nasıl savaşır ve ölebilirdik? Eğer siz hiç yıkılan bir binanın altında ezilerek ölmemiş ya da bir fabrikanın içerisinde kilitli kalıp yanarak katledilmediyseniz, radyoaktif tsunamiler, ani uzaktan kumandalı patlamalar, roketler ya da uyuşturucudan, ya da kimyasal silahların acı veren kitle imhaları ile veyahut şu ya da bu çetenin keskin nişancılarının anlık bir parmak hareketi ile, resmi ya da değil, ölüme terkedilebilir, yavaş yavaş ölümünüzü bekleyebilirsiniz. Bu sadece burjuvazinin gerçekleştirdiği bir 'endüstriyel cinayet' değil, kitle katliamını bir endüstriye çevirmenin de adıdır. Onların şu anda yapabildikleri tek şey budur.

Amos

1. Hindistan'daki yoldaşlarımızın kaleme aldığı yazıya gözatabilirsiniz: Bangladeş'te İşçiler Alevler İçerisinde Yandılar