Güney Afrika'da İşçiler, Patron ve Sendikaya Karşı Mücadele Ediyor!

"(...) Siyasal ve ekonomik grevler, kitle grevleri ya da kısmi grevler, gösteri ya da mücadele grevleri ayrı ayrı sektörleri ya da tüm kentleri etkileyen genel grevler, barışçı talep mücadeleleri ya da sokak savaşları, barikat çarpışmaları - bütün bu mücadele biçimleriyle birbirleriyle kesişir ya da yakınlaşır, iç içe geçer ya da biri diğerine taşar." (Kitle Grevi, Siyasi Partiler ve Sendikalar, R.Luxemburg)

Bu başlığın konusu, Rustenburg kentindeki dünyanın en büyük platinyum üreticisi ve 17 bin 2 yüz işçinin bulunduğu şirket Impala Platinium'da, Ulusal Maden İşçileri Sendikası'nın (NUM) yaklaşık 5 bin kişilik bir işçi topluluğu ile, maaşların arttırılması yönündeki isteklerinin patron tarafından reddedilmesi. İşçiler patronun %18'lik arttırımına karşılık grevi devam ettirmek istemesi ile 5 haftadır düzen güçleri tarafından durdurulamıyor. Kaldı ki; bunun için yüzlerce polisi grev alanına yığmakta gecikmeyen devlet çatışmalarda iki işçinin de ölmesine neden oluyor. Bundan önce 12 Ocak'ta, işçilerin başlattığı eylemlerin hemen ertesinde gerçekleşiyor bu grev.[1]

Ancak geçen iki hafta boyunca hiçbir resmi açıklama yapılmaması nedeniyle işçiler artık üye oldukları NUM ile görüşmeleri sürdürmek istemiyor. Böylece sendika olmadan kendi mücadelelerini kendilerinin yürütebileceklerinin sinyallerini veriyor ve öyle de oluyor. Bunun üzerine bir grev komitesi kuran işçilerin gönderdiği temsilciler ile patron görüşmek istemiyor. Patronun yaptığı açıklamaya göre sendika ile kendileri ücret artışı miktarı konusunda daha başından anlaşmış durumda. %18'lik artış yerine şu anda 6 bin Rand[2] olan maaşlarının 9 bin Rand'a çıkartılmasını isteyen işçiler ile sendika gelip konuşmaya çalışıyor ve şunları söylüyorlar:

"Bu bir işe alım stratejisiydi. Biz sizinleyiz ve talepleriniz için ölümüne mücadele edeceğiz." [3]

Bir süre sonra grev, iki rakip sendikanın rant alanı haline gelmeye başlıyor. NUM 2009'daki bir grev hareketini de yine aynı şekilde kırmak istemesi ve bunu başarması, işçilerin giderek güvenini sendikaya karşı yitirmeleri ve NUM'ın işçileri ikna etmek için söylediği "yeni ücret görüşmelerini başlattık" yalanını takiben bu Implats tarafından yalanlanıyor ve işçiler ile sendikanın eylem birliktelikleri ayrılıyor. 2003'te NUM'dan ayrılan sendikacıların kurduğu Maden ve Yapı İşçileri Birliği (AMCU) işçilerin patron ile görüşmesinin engellenmesi üzerine ortaya çıkıyor ve grev komitesi ile bu sendika bir ittifak yaptıkları söyleniyor. Ancak Implats yine bir açıklama yapıyor ve kimsenin sendika adına kendileriyle görüşmediğini söylüyor.

Sonuçta patron sendika ile görüşmek istiyor. Karşısında Güney Afrika devleti tarafından yasalarca tanınmış bir sermaye aparatı sendika ile müzakere etmek, işçilerin mücadelesini teslim almak ve grevi bitirerek bir an önce işçilerin işyerinde yarattığı bu "huzursuzluğu" dağıtarak yeni karlara yelken açmak istiyor. Bunun için de birtakım atılımlar gerçekleştirmiş durumda ve işletmeye yeni işçileri almaya başlıyor.

Buna karşılık olarak eyleme geçen işçiler, işyeri binasını işgal ediyorlar. Ve bu "vahşi kedi" grevi sırasında bir tarihsel komedi yaşanıyor; NUM, "kontrol edilemeyen işçilere kararlı bir müdahalede bulunmaları" için devletin kolluk kuvvetlerini "göreve" çağırıyor. Daha bir süre önce çalışırken kırdıkları taşları müdahale için gelen polis araçları üzerinde "deniyorlar". 350 işçinin gözaltına alınıyor ve 2 işçi de yaşamını yitiriyor.

Tipik sendika manevralarına sahne olan bu "yasadışı grev" sırasında sendikanın yaklaşımına tanık olan işçilerin eylemlerini kendilerinin yönetmeleri ve grevin sürdürülmesi yönündeki kararlılığa rağmen şu anda yaklaşık 8 bin kadar işçi işlerine geri dönmüş durumda ancak eylemler devam ediyor. Burada söylememiz gereken belli başlı birkaç nokta var. İşçiler, sendikaların ranta yönelik manevralarını bariz bir biçimde gözlemleyebiliyorlar. Bunun üzerine kendi organlarını kurabiliyor ve eylemlerini yönetebiliyorlar. Sendikalar arası savaşta da önemli bir olguyu gözler önüne seriyor bu grev. Bir sendika gidiyor; diğeri geliyor.[4] Araç olarak sermayenin genel olarak tercihi sendikalar oluyor ve grevi kırma yönünde ellerinden gelmeyenleri sendikalara yüklüyor ve onlara aslında grev-kırıcı bir misyon atfediyorlar. Böylece sendikalar da grevi kırmak ve arkada patron ile yapılan pazarlıklardan nemalanmak, işletmedeki işçilerden kestikleri aidatlardan olmamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Sendikalar patron için çalışırken aslında polise sadece fiziki müdahale kalıyor; onlar da bunu yerine getiriyorlar. Her an sonlanma ihtimali taşıyan bu grevin verdiği ders bu yönde. Ama yine de belirleyici olanın işçilerin kendi mücadelelerini kendi ellerine alarak hareketi yönetmeleri, çeşitli araçlar ile şekillendirmeleri ve sonunda devlet ile karşı karşıya gelmeleri sözkonusu. Yaşanan bu grev aslında;

1 - işçilere işe geri dönün çağrısı yapan sendikaya karşı,
2 - yerel polis karakolunu yakan işçilerin üzerine saldıran kolluk kuvvetleri nezdinde devlete karşı,
3 - en nihayetinde ücretlerinden memnun olmadıkları ve daha iyi bir yaşam uğruna mücadele verdikleri düşman sınıfa karşı, her şeye rağmen devam etmeye çalışıyor.

Buradan hareketle grevin nasıl bir yön izleyeceğini, ülke genelinde ve Uluslar arası anlamda nasıl bir yankı bulacağını bekleyerek ve Güney Afrika'lı sınıf kardeşlerimizle dayanışmamızı, onların bu anlamlı eylemliliklerini selamlayarak, deneyimlerini sınıf içerisinde yayarak vermeye çalışıyor olacağız. İşçilerin dile getirdikleri nasıl bir yolun izleneceğinin de habercisi:

"Öfkeliyim, çocuklarımı okula göndermek istiyorum ancak yapamıyorum; evde yemeğimiz yok. (...) Gıda ve okul aidatları artıyor ancak maaşlarımız artmıyor".[5]

Bunun belirleyicisinin de işçilerin mücadelelerinde kendilerini ifade etme biçimleri olduğunu düşünüyoruz. Son dönem belki de hem patron ile hem de sendikalar ile mücadele eden işçilerin yegane araçları olarak "vahşi kedi grevleri"[6] ön plana çıkıyor da olabilir. Kendi kararlarını kendilerinin aldıkları eylem komiteleri, açık toplantıları ve eylem planlarının da bu grevin gidişatını etkileyeceği kesin gibi. İşçilerin kurtuluşunun kendi avuçları içerisinde olduğunun bir kanıtı bu grev ile dayanışmamızı ilan etmeliyiz ve sınıfın gelecek mücadelelerinde ibretlik bir deneyim olarak hatırlarda tutmalıyız.

Bunçuk

 

1. http://libcom.org/news/armageddon-implats-wildcat-strike-mine-eruptions-...

2. Güney Afrika para birimi.

3. http://www.miningmx.com/news/platinum_group_metals/Num-challenged-in-Imp...

4. http://dailymaverick.co.za/article/2012-02-22-impala-strike-welcome-to-t...

5. http://www.bloomberg.com/news/2012-02-22/impala-platinum-protest-deaths-...

6. http://en.wikipedia.org/wiki/Wildcat_strike_action