EKA online

  • Pazar, Haziran 6, 2010 - 19:34
    Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak, bugün Cevizlideki Tekel İşletmesi Spor Tesislerine gitti. Bakanın geldiğini haber alan 20 kadar Tekel işçisi saat 3 civarında işletmeye geldi. Bakanı “Gün Gelecek Devran Dönecek, AKP halka hesap verecek”, “İsrail uşakları” sloganları ile protesto etti. Korumalarla işçiler arasında yaşanan arbedede bir kadın işçi başından yaralandı. Bakan çareyi apar topar arabasına binerek kaçmakta buldu. İşçiler arabayı tekmeleyerek kovaladılar. Kadın işçinin bir sağlık problemi olmadığı öğrenildi.
  • Perşembe, Haziran 3, 2010 - 21:00
    turk-is_isgal_26_mayis_09.jpg
    Bilindiği üzere, 22 Şubat 2010 tarihinde Türk-İş, Kamu-Sen, KESK ve DİSK'ten oluşan sendika konfederasyonları, Ankara'da günlerdir eylem yapmakta olan Tekel işçilerine, 26 Mayıs tarihinde bir genel grev yapılacağını duyurmuşlardı. Bu kararın açıklanmasının ardından, ekmekleri için mücadele eden Tekel işçileri, sorunlarının aciliyetine rağmen böylesi bir eylemin üç ay sonrasına konulmasını çok sert bir biçimde protesto etmişlerdi. Bu karar Tekel mücadelesi sürecinde, işçiler ile sendikacılar arasında gerçekleşecek pek çok kapışmadan bir tanesini tetikleyecek, ve nihayetinde Tekel işçilerinin mensubu Tek Gıda-İş Sendikası başkanı ve Türk-İş genel sekreteri Mustafa Türkel'in, konfederasyon genel sekreterliğinden istifasına neden olacaktı.
  • Salı, Mayıs 25, 2010 - 22:31
    fft2mm240823.jpg
    Haklarını arayan işçiler, konfederasyonların "teşhir ve tecrit" tehdidini boşa çıkardı: 1 Mayıs 2010"un mücadele ateşi Türk-İş Bölge Temsiciliklerinde yanıyor... Dört konfederasyon (Türk-İş, DİSK, KESK, Kamu-Sen) 22 Şubat'ta, Tekel işçilerinin mücadelesi sürerken 12 maddelik talepler listesi yayınlayarak "Eğer hükümet bu konularda adım atmazsa 26 Mayıs'ta üretimden gelen gücümüzü kullanacağız" demiş ve tarih vererek genel grev kararını açıklamışlardı. 12 maddelik talepler listesinin birinci maddesi şöyleydi: "Başta 4-C olmak üzere güvencesiz, kuralsız, esnek tüm istihdam uygulamalarından vazgeçilmesi ve bu alandaki yasal düzenlemelerin değiştirilmesi, iş güvencesinin çalışma yaşamında temel bir hak olarak uygulanması, geçici işçiliğin bir kölelik düzeni olarak yaygınlaştıran ve kamuoyunda "kiralık işçilik" olarak bilinen düzenlemenin yasalaştırma girişimlerinden tümüyle vazgeçilmesi, taşeronlaşma girişimlerine son verilmesi"...
  • Pazar, Mayıs 23, 2010 - 19:35
    kumlu_kursu.jpg
    9 Mayıs'ta Türk-İş, Hak-İş, DİSK, Memur-Sen, Kamu-Sen ve KESK konfederasyonları 1 Mayıs değerlendirmesi yaparak, kürsüden sözünü söyleyen işçileri "teşhir ve tecrit" edeceklerini ilan ettiler. Kendilerini hedef gösteren sendika patronlarına karşı, işçiler kamuoyunu bilgilendirmek üzere bir değerlendirme yayınladılar. İşçiler, bu yanıtlarını ve görüşlerini aktarabilmek için 18 Mayıs günü yapılan KESK Şubeler Platformu toplantısına gittiler ve toplantıda söz alıp bilgi vermeleri SES Şişli Şube başkanı tarafından engellendi. İşçiler de hazırladıkları metni platforma bırakıp toplantıdan ayrıldılar. Hem konfederasyonların işçi-karşıtı açıklamasını hem de işçilerin verdikleri yanıtı içeren ve ayrıca bir 1 Mayıs değerlendirmesi niteliğinde olan yazıyı sitemizde yayımlıyoruz. Yazının süreci analiz ederken, 1 Mayıs öncesi ve sonrası olayların nasıl geliştiğini incelerkenki netliği, KESK ve DİSK gibi pek çok işçinin ötekilere göre daha iyi, daha mücadeleci gördüğü sendikaların da gerçek işlevini ortaya koyması ve sendika patronlarının provokasyonuna karşı işçilerin ortaklaşa bir cevabını ifade etmesi açısından çok büyük önem taşıdığını okuyucularımıza vurgulamak istiyoruz. Yazının sonunda yapılan 'sendikalara sahip çıkma, sendikaları denetlemek' yönündeki sloganın, yazıda ifade edilen genel görüşlerle kanımızca çelişmekte olduğunu belirmemiz gerekiyor, zira yazıdaki analiz sendikalarla üyeleri arasında böylesi bir ilişkinin gelişmesinin mümkün olmadığına işaret etmektedir.Bununla birlikte, başka işçilere sendika bürokratlarına karşı mücadele etme çağrısı yapılıyor olması açısından, bu ifade de kanımızca önem taşımaktadır. EKA
  • Pazar, Mayıs 23, 2010 - 19:30
    zonguldak1.jpg
    Merhaba kadın ve erkek işçiler, emekçiler; Hepinizi Tekel, İSKİ, İtfaiye, Esenyurt Belediyesi işçileri adına selamlıyorum. Arkadaşlar, Bugün her zamankinden daha fazla öfkeliyiz, hüzünlüyüz. Zonguldak'ta 32 madencinin yaşadığı katliamı başbakan "kader" diye açıklıyor. Madene inen işçilerin ölmesini makul görüyor. Eğer madenciysen Başbakan ve Çalışma Bakanı için ölmen işin bir parçası sayılıyor. Oysa biliyoruz ki, Karadon Bölgesindeki kazada öldürülen işçiler, gerekli önlemler alınmış olsaydı ölmeyecekti.
  • Pazar, Mayıs 23, 2010 - 19:26
    denizleridamhy2_1241636201.jpg
    Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilişlerinin yıldönümünde direnişteki bir işçinin kaleme aldığı bu yazıyı web sitemizde yayınlıyoruz. Yazıda ifade edilen, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının TİP/DİSK çizgisinden devrimci bir kopuş ifade ettiği görüşünü paylaşmamamıza rağmen, yazının TİP/DİSK çizgisine dair söylediklerine, DİSK'in 15-16 Haziran'da yaptıklarına dair analizine, ve günümüz için mücadeleci işçilerin sendikacılıktan bir kopuş yaratmaları fikrini tamamen katıldığımızı ifade etmek istiyoruz. Türkiye'de 68 hareketine dair görüşlerimizi detaylı bir biçimde açıklayan bir yazıyı ayrıca hazırlamaktayız.
  • Salı, Mayıs 18, 2010 - 17:58
    Merhaba İşçi arkadaşlarım... Ben Santana Otel'inde henüz işe başlamış bir işçiydim ve üç günün sonunda hiçbir sebep gösterilmeden işten kovulduğum haberini aldım. Bu yazıyı yazmamın sebebi eski bir deyişle 'söz uçar yazı kalır' denir ya, işte o sebeple ben de iş sürecinde yaşadıklarımı ve neden kovulduğumu ele alan bir metin yazma ihtiyacı hissettim. Çünkü biliyorum ki bugün benim başıma gelenler, yarın sizin de başınıza gelebilir. Beni bir kardeşiniz olarak görmenizi ve söylediklerimi dikkate almanızı istiyorum.
  • Pazar, Mayıs 16, 2010 - 10:08
    iski.jpg
    Asağıda yayınladığımız yazı, www.iskiiscileri.com adresinde, İSKİ işçileri genelinden bağımsız bir biçimde, site şifrelerini ele geçiren bir unsur tarafından yayınlanmış olan, ve 2 Mayıs'ta 'İşçi' Filmleri Festivali'nde olaylar için direnişteki işçileri suçlayıp festivali düzenleyenleri aklayan, dışarıdan unsurların manipule etmiş olduğu bir basın bildirisine yanıt olarak İSKİ işçileri tarafından yazıldı. İşçileri bu yazıyı yazmaya iten, burjuva solunun kimi yapılarının bulaşmış olduğu iddia edilen tertip, direnişteki işçilerin birliklerini parçalamak ve mücadelelerini baltalamak amacı gütmektedir. Bu bağlamda İSKİ işçilerinin ortaklaşa olarak verdikleri bu yanıt kanımızca çok büyük önem taşımaktadır. İSKİ işçilerinin sitelerinden kaldırmış oldukları tertip yazısı ise, halen Halkevleri denilen örgüte yakınlığı ile bilinen sendika org isimli sitede yayınlanmaktadır.
  • Perşembe, Mayıs 6, 2010 - 20:35
    festival2.jpg
    Mücadeleci işçilerin kaleme aldığı, 2 Mayıs'ta İstanbul'daki İşçi Filmleri Festivali'nde, festivali duzenleyenler ile festivale çağırılmış işçiler arasında çıkan olayları açıklayan bu yazıyı sitemizde yayınlıyoruz. Sendika patronlarına her dünyayı dar eden mücadeleci işçilerin kararlılığının ve kaleme aldıkları metnin netliğinin önemini ayrıca vurgulamak istiyoruz.
  • Pazar, Mayıs 2, 2010 - 17:11
    1mayis_2010_taksim9.jpg
    Yayınladığımız bu konuşma, Taksim'deki 1 Mayıs eyleminde kürsüyü işgal edip, Türk-İş başkanı Mustafa Kumlu ve diğer sendika bürokratlarını kaçmak zorunda bırakan işçilerce, alanları dolduran 200,000'i aşkın insana yapılmıştır. Sendikacılara karşı bu eylemi gerçekleştirmiş olan işçilerin, son aylarda mücadeleleri ile ülke gündemine damgasını vuran işçiler oluşu, işçilerin böylesi bir eylemi öz-örgütlülükleri ile ve tamamen kenetlenmiş bir biçimde gerçekleştirmiş olmaları ve kürsüden verdikleri mesaj, kanımızca sınıf hareketi için devasa bir önem taşımakta ve bütün işçi sınıfı için zafere giden yolu açıkça göstermektedir.

Dünya Devrimi

  • Pazar, Mayıs 2, 2010 - 18:06
    IHA_20100402_89938.jpg
    Türkiye çapında, 2010 yılının ilk aylarına damgasını vuran sınıf mücadeleleri oldu. 2003'ten beri uluslararası olarak yükselişte olan mücade dalgası sonunda Türkiye'de yansımasını bulurken, ülkedeki işçi sınıfı da, mücadele içerisindeki işçilerin de değimiyle, 90'lardaki mücadelelerin yenilgisinin ardından üzerinde birikmiş "ölü toprağı"nı atmaya koyuldu.
  • Pazar, Mayıs 2, 2010 - 18:00
    tent.jpg
    İlk yazımızda Tekel mücadelesinde 20 Ocak tarihine kadar olan gelişmeleri aktarmaya çalışmıştık. Bu yazıda ise, kaldığımız yerden devam ederek çadırların kurulmasından, 2 Mart günü sökülmesine uzanan süreci aktarmaya çalıcağız. Anlattığımız, tüm işçi sınıfının hikayesidir. Deneyimlerini paylaşarak yazımıza katkı sunan ve bu deneyimlerin hem Tekel mücadelesinin devamına hem de bundan sonraki mücadelelere ışık tutmasını sağlayan Tekel işçilerine teşekkürü borç biliriz.
  • Pazar, Mayıs 2, 2010 - 17:51
    tekel-açlık-grevi.jpg
    ANKARA DENEYİMİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 2007'de gerçekleşen Türk Telekom grevinin ardından, yayın organlarımızda bu mücadelenin işçi sınıfı için ne ifade ettiğine dair açık bir tartışma yürütmüştük. Bu defa da, aynı şeyi, TEKEL grevinin ortaya attığı meselelere dair yapmak istiyoruz. İşçilerin, böylesi deneyimlerden nasıl dersler çıkartılabileceğini ve bu derslerin gelecek mücadelelere nasıl uygulanabileceğini tartışmalarının önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu yazıyı hazırlama amacımız da böylesi önemli bir tartışma açabileceğini umduğumuz bazı soruları ortaya atmaktır.
  • Pazar, Mayıs 2, 2010 - 17:47
    96x_tekel-isci-eylem.jpg
    2 Mart'ta çadırlar tüm karşı çıkışlarımıza rağmen sendika ağaları tarafından dağıtılıp illerimize dönmemiz istenip Türk-İş'in önü boşaltıldı. Biz 70-80 kişi, Ankara'da kalıp neler yapabileceğimizi 3 gün boyunca tartıştık. 3 gün sonunda 60 arkadaşımız illerine döndü. Ben ve 20 kadar arkadaşım 2 gün daha kaldık yani Ankara direnişimiz 78 gün sürse de bizler 83 gün kaldık. Direnişi daha ileriye taşımak için çok sıkı çalışmamız gerektiğine hem fikir olduk ve ben de Adıyaman'a döndüm. Ankara'dan döner dönmez Gaziantep'teki Çemen Tekstil direnişine destek olmak için 40 arkadaşımla beraber Çemen Tekstildeki sınıf kardeşlerimizi ziyaret ettik. Tekel direnişi sınıfa artık örnek oluyordu. Ben de bir Tekel emekçisi olarak hem gururluydum hem de sınıfımız için birçok şey yapabileceğimizi ve sınıfımıza daha fazla katkı sağlamalıydım. Ekonomik durumum el vermese bile 83 gün boyunca yaşadığım yorgunluk ve birçok rahatsızlığa rağmen bu süreci daha ileriye taşımak için elimden gelenin daha fazlasını yapmalıydım. Yapmamız gereken resmi bir komite kurup süreci elimize almaktı. Resmi olmasa da her ilden arkadaşlarla irtibatı kesmeden komiteyi oluşturmaktı çünkü 1 Nisan'da Ankara'ya tekrar gidecektik.
  • Pazar, Mayıs 2, 2010 - 17:40
    Kyrgyzstan2_1611167c.jpg
    Son zamanlarda basın devrimlerden söz ediyordu ve televizyonlarımızda kitlesel sokak protestoları ve şiddeti görüyorduk. Kırgızistan'da silahlı işçiler hükümeti devirdiler. Tayland'da 'kızıl gömleklilerin' kitlesel siyasi protestoları bir ayı aşkın süredir devam etmekteydi. Komünistler için bu hareketlerin doğası nedir sorusunu sormak önemlidir.
  • Pazar, Mayıs 2, 2010 - 17:32
    greece.jpg
    Yunan devleti en sonunda IMF'den yardım istedi. IMF, 1970'lerde İngiltere'den sonra hiçbir Batı Avrupa ülkesinde müdahalede bulunmak zorunda kalmamıştı. Avrupa Birliği ve IMF ile 45 milyar avroluk bir yardım paketi ayarlandı. Tabii ki böylesi paketler öylesine bedavaya verilmiyor. "Yapısal düzenleme" diye bilinen bir dizi koşulla geliyor bu paketler. Gündelik dile uyarlayacak olursa, bu tabiri "işçi sınıfına saldırılar" diye çevirebiliriz, zira Yunanistan'daki durum nazarında, bu işçilerin bütün kesimlerine, özellikle de şu ana dek krizin en kötü etkilerinden mağdur olmamış olan kamu sektörüne saldırıları ifade ediyor. Şüphesiz bu biraz da göreceli, zira burjuva basını dahi "ortalama Yunanlı'nın" bu önlemler duyurulduğundan beri %30'luk bir gelir kaybı yaşadığını ortaya koyuyor.
  • Pazar, Mayıs 2, 2010 - 17:23
    slide_3739_52972_large.jpg
    Önümüzdeki yazın Haziran ayında, bütün futbol hayranlarının bildiği üzere, Güney Afrika’da Dünya Kupası gerçekleşecek. Türkiye’nin bu dünya kupasına katılamamış oluşu, ülkedeki insanlarının bebeklerinin ‘kutlama’ ateşine kurban gitmelerini ve büyük şehirlerdeki bar ve kafelerde yabancıların yanlış futbol takımını tuttukları için kötü davranışlara ve saldırılara maruz kalışının önüne geçecek. Başka ülkelerde yaşayan insanlar bu kadar şanslı olmayabilirler. İnsanların futbol izlemesinde bundan hoşlanmasında hiçbir sıkıntı olmamakla birlikte, futbolun hakim sınıf tarafından milliyetçilik pompalamak ve işçi sınıfını bölmek için sıkça kullanıldığını vurgulamak gerekli. Böylesi durumlar yalnızca milli takımlar arasındaki maçlarda da gerçekleşmiyor. Bu ülkede ne zaman büyük bir takım Şampiyonlar Ligi veya Avrupa Ligi’nde oynasa, benzeri bir atmosfer geliştiğine şahit olduk. Galatasaray’ın 2000’de gerçekleşen UEFA kupası zaferi, yarı final maçı sırasında iki, final maçı sırasında ise üç kişinin bıçaklanarak hayatlarını kaybetmelerini de beraberinde getirmişti.
  • Perşembe, Şubat 4, 2010 - 19:22
    Scenes-from-Port-au-Princ-003.jpg
    Katiller... Kapitalizm, onun devletleri, onun burjuvazisi yalnız katillerdir, başka hiçbir şey değillerdir. On binlerce insan, bu insanlık dışı düzen yüzünden bir anda yaşamlarını yitirdi. 12 Ocak Salı günü, yerel saat ile 16:53'te, 7 şiddetinde bir deprem Haiti'yi paramparça etti. İki milyon kişiyi barındıran ahtapotvari bir gecekondu mahallesi olan başken Port-au-Prince toprağa gömüldü. Akılalmaz sayıda insan öldü. Her geçen saat yeni cesetler bulunuyor. Felaketten dört gün sonra, 15 Ocak Cuma günü, Fransız Kızıl Haç örgütünün tahminine göre ölü sayısı 40 bin ile 50 bin arasındaydı ve çok sayıda insan ağır yaralı idi veya sakat kalmış idi. Bu kuruluşa göre, deprek 4 milyon kişiyi doğrudan etkiledi. Birkaç saniyede 200,000 aile şurdan burdan toplanmış parçalar ile yapılmış 'evlerinden' oldular. Devasa binalar iskambil kağıdından yapılan evlermişçesine yerlebir oldular. Zaten hasarlı yollar, havaalanı, antik demiryolları: hiçbiri depreme dayanamadı.
  • Perşembe, Şubat 4, 2010 - 19:19
    capt.e143d45c6a1647b696ed0af66.jpg
    Aralık ayında İran'da yine kitlesel eylemler baş gösterdi. 'Muhalif' molla Büyük Ayetullah Hüseyin Ali Muntazeri'nin Qom'da gerçekleşen cenazesinde yüzbinlerce insan sokağa döküldü ve Aşure vaktine gelininceye kadar bütün ülkede protestocular ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar başlamıştı ve İran devlet televizyonuna göre 15 kişi hayatını kaybetmiş, ve binlerce kişi tutuklanmıştı. İran dışından gelen kaynaklara göre ise, ölü sayısı iddia edilenin bir hayli üstündeydi ve polislerin eylemcilere ateş açmayı reddedip onların saflarına katılmaları ve eylemcilerin bir polis istasyonuna saldırıp ele geçirmesi gibi olaylar gerçekleşmişti.
  • Perşembe, Şubat 4, 2010 - 19:14
    2351057391_e92bf24394.jpg
    Bir sene önce Yunanistan sokaklarında, polisin Alexandros Grigopoulos isimli genç bir anarşisti katletmesinin ardından devasa mücadeleler gerçekleşmişti. Öte yandan sokaklarda, okullarda ve üniversitelerde gerçekleşen bu hareket, iş yerlerindeki mücadele ile bağlar kurmakta ciddi bir biçimde zorlanmıştı. Hareketi destek amaçlı tek bir grev gerçekleşti. Bu grev, ilk okul öğretmenlerinin yalnızca sabah saatlerinde gerçekleşmiş olan greviydi. Oysa Yunanistan'daki bu hareketin gerçekleştiği sırada, bir genel grev içeren kitlesel işçi eylemleri de olmaktaydı.Bağlantılar buna rağmen kurulamadı.