Mayıs 68: Fransa ve Dünya’daki Öğrenci Hareketi

EKA tarafından Cts, 03/05/2008 - 20:49 tarihinde gönderildi.
Kırk yıl önce, 22 Mart 1968'de, Paris'in batı banliyölerinden biri olan Nanterre'de, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra uluslararası tarihin önemli olaylarından bir tanesi; basının ve Fransız politikacıların genellikle '68 olayları' diye tabir ettiği olaylar başladı. O gün olanlar, kendi başına sıra dışı değildi. Paris'te bulunan Amerikan Ekspres şubelerine karşı bir saldırıya karıştığı söylenen aşırı sol bir öğrencinin tutuklanmasına karşı bir protesto düzenlenmişti. Onun 300 yoldaşı bir amfide toplantı düzenlediler ve 142'si akşam Üniversite Konsey odasını işgal etmeye karar verdiler. Bu Nanterre öğrencilerinin huzursuzluklarını ilk gösterişleri değildi. Tam bir sene önce zaten öğrenciler ile polis arasında üniversitede yurtlarında kızların yapabildiği ama erkeklere yasak olan serbest dolaşım meselesi üzerinde çatışmalar çıkmıştı. 16 Mart 1967'de, yurtlarda kalan 500 kişinin oluşturduğu bir ARCUN adlı bir gurup pek çok şeyin yanında 21 yaşından büyük öğrencilere bile reşit değil muamelesi yapan üniversite kurallarının yürürlükten kaldırılması çağrısı yapmıştı. Sonrasında, 21 Mart'ta, hükümetin talebi üzerine polis kızlar yurdunu orada bulunmuş olan ve binanın tepesinde barikat kurmuş olan 150 oğlanı tutuklamak amacıyla kuşatmıştı. Fakat ertesi sabah polis kendisini birkaç bin öğrenci tarafından çembere alınmış bulacaktı ve en sonunda öğrenci barikatlarına dokunmadan kaçma emrini alacaktı. Fakat bu olaylar, ve de öğrencilerinin öfkelerinin başka yansımaları, özellikle üniversite reformuna dair 1967 sonbaharında gündeme gelen ‘Fouchet Planı'na karşı tepkiler, kısa ömürlüydü. 22 Mart 1968 tamamen farklı bir olaydı. Bu tarihi izleyen olaylar birkaç hafta sonra savaştan beri en büyük öğrenci hareketine, ve daha önemlisi neredeyse bir ay boyunca 9 milyon işçinin katılımıyla uluslararası işçi hareketinin tarihindeki en büyük greve yol açacaktı.

Hindistan, Banlgadeş ve Türkiye: Zindan Endüstrinin Dehşeti

EKA tarafından Cts, 03/05/2008 - 20:46 tarihinde gönderildi.
Türkiye'de son zamanlarda Tuzla Tershanesi'nde sonu gelmeyen işçi ölümleri gündemdeydi. Kapitalizm hiçbir zaman işçilerin hayatlarına değer vermemiş ve onları ‘üretim gideri' görmüştür fakat çöken kapitalizmin ayakları üzerinde çürümeye başlamasının ve ekonomik krizden bir türlü kurtulamaması çalışma koşullarının gün geçtikçe korkunçlaşmasına, ve daha fazla işçinin bu korkunç koşullara kurban edilmesine yol açmıştır. Burada yayınladığımız yazı bu durumun sadece Türkiye'ye has olmadığı, bütün dünyadaki işçilerin benzer bir şekilde kurban edildiğini göstermektedir.

Fidel Kastro Emekli Oldu: Sorun Binici Değil, Sorun Atın Kendisi!

EKA tarafından Cts, 03/05/2008 - 20:43 tarihinde gönderildi.
Dominik Cumhuriyeti'ndeki ‘Enternasyonalist Tartışma Çekirdeği'nden bir yoldaşın yazdığı bu makale elimize geçti. SSCB'nin düşüşünden sonra 20. yüzyılın büyük yalanını devam ettirerek, Stalinist barbarlığı "sosyalizm" olarak sunan ve son yıllarda Chavez'in rejimiyle müttefik olarak bu yalanı onun "21. yüzyıl sosyalizmi" yalanıyla desteklemeye çalışan Küba rejiminin ipliğini pazara çıkaran bu katkıyı selamlıyoruz.

Tibet: Hem insan hakları hem devlet baskısı emperyalist çıkarlara hizmet ediyor

EKA tarafından Salı, 08/04/2008 - 22:04 tarihinde gönderildi.

Çin devletinin Tibet nüfusuna karşı korkunç davranışı üzerine gerçekleşen protestolar, Olimpik meşalenin geçişinin peşini yakıldığı andan itibaren bırakmadı. 21 Haziran'da meşale Tibet'in başkenti Lhasa'ya ulaştığında bu protestoların en uç noktasına ulaşması olası gözüküyor.

Mart ayında Tibet'teki gösteriler büyük bir hengameye dönüştü. Bu hengamede, Çin hükümetine göre 19 kişi Tibet'li güruhların kurbanı olurken, sürgündeki Tibet hükümetine göre büyük çoğu güvenlik güçlerinin kurbanı olmak üzere 140 kişi öldü. Önemli bir Tibet nüfusunun barındığı başka bölgelerde de hengamelerin çıktığı kaydedildi.

Chavez’in Burjuva Devleti Demir-Çelik İşçilerine Saldırdı

EKA tarafından Salı, 08/04/2008 - 22:02 tarihinde gönderildi.
Chavez hükümeti - muhalefetin ve sendikaların desteğiyle - Venezuela Demir-Çelik bölgesinde en temel ihtiyaçları için mücadele veren işçilere karşı bir baskı başlattı. Burada Senor Chavez'in ve onun "21. yüzyıl sosyalizmi"nin gerçek yüzünü açıkça görüyoruz.

 

Burada, Enternasyonal Komünist Akım Venezuela şubesi Internacionalismo'dan yoldaşlarımız tarafından dağıtılan bir bildiriyi basıyoruz. Yoldaşlarımızın Chavezci şantajlara ve baskılara karşı zorlu baskı koşullarında bu eylemi gerçekleştirme çabalarını selamlıyoruz. Proleteryanın mücadelesi uluslararasıdır ve burjuva devletlerinin her türüyle, ister "liberal" olsunlar, ister apaçık diktatörlükler olsunlar, isterse de "sosyalizm" maskesi taksınlar, yüzleşmek durumundadır.

 

Rusya: Baskılara Karşı İşçilerin Cesur Mucadelesi

EKA tarafından Pzt, 24/03/2008 - 19:54 tarihinde gönderildi.

İşçi sınıfına uygulanan baskılar, ister ‘demokratik' ister ‘diktatöryal' olsun bütün kapitalist rejimlerin bir özelliği. Burjuva sınıfı, sömürülenlere toplumsal düzenini dayatmak için terörü kullanıyor. Rusya'daki toplumsal, ekonomik ve siyasi düzenin doğası işçi sınıfına karşı devlet baskısının sürekliliğinin nedenidir. Bütün ekonomi, önde gelen şirketleri ve bölgesel ve ulusal hükümetleri kontrol eden oligarşik çetelerin elinde. İktisadi yaşamın tek hedefi bu hakim sınıf olan bu mafyaların ceplerini doldurmak. Ya KGB eskisi ya da düpedüz gangster olan patronların ve devlet bürokratlarının çoğu bitmez hizip çatışmalarının kolaylıkla bir anda onları yerlerinden edebileceğinin farkında, bu yüzden mümkün olan en kısa zamanda ceplerine mümkün olan en fazla nakit parayı doldurmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla, gerek 2001'de 24 saatten uzun sürecek her türlü grevi yasadışı ilan eden ‘çalışma yasası' gibi yasaları kullanarak, gerek polisin veya silahlı milislerin vahşetini işçilerin üzerine salarak işçi sınıfından elde edebilecekleri kadar fazla kar elde etmeye çabalıyorlar.

Almanya’da Sınıf Mücadeleleri

EKA tarafından Paz, 09/03/2008 - 16:20 tarihinde gönderildi.
Bütün bunlar artık geçmişte kaldı. Tam on ay devam ettikten sonra Ocak ayında son bulan demiryolu işçileri grevi bunu açıkça gösteriyor. Son yirmi yılda demiryolu işçisi sayısı yarı yarıya azılmıştı ve çalışma koşulları daha önce hiç olmadığı kadar kötüleşiyordu, ücret son 15 yıldır düştükçe düşüyordu, öyle ki demiryollarında çalışmak artık ülkede en az maaşlı iş olmuştu. Bu son on ay içerisinde Alman demiryolu işçileri her türlü dalaverenin, tehditin ve baskının hedefi oldular.

Dubai’deki İşçi Mücadeleleri: Bir Cesaret ve Dayanışma Örneği

EKA tarafından Pzt, 11/02/2008 - 16:22 tarihinde gönderildi.

Kasım ortasında, Dubai işçileri, devasa ve spontene ayaklanmalarının sona ermesinin ardından işlerine geri dönerken, televizyonlar Dubai Kralı Abdullah'ın yeğeni Al Walid ibni Talal'ın şahsi kullanım için satıl adığı Airbus A380'den bahsediyorlardı.

Bu devasa grev hareketiyle ilgili tek bir kelime bile söylenmiyordu! Aşırı sömürüye maruz kalan yüzbinlerce işçinin bu açık isyanına dair tek bir kelime yoktu! Burjuvazi bir kez daha uluslarası basını bir kez daha sınıf mücadele haberlerine karartma uygulamıştı.

Pakistan ve Bhutto suikasti

EKA tarafından Paz, 10/02/2008 - 16:05 tarihinde gönderildi.

Benazir Bhutto suikastinden iki hafta sonra, devlet başkanı Müşerref "Pakistan parçalanma sınırında değildir" dedi. Pakistan'ı sekiz yıl boyunca askeri bir diktatör olarak yönettiktn sonra bir anda medeni bir başkanına dönüşen Müşerref, ülkenin parçalanması ihtimaliyle ilgili yorum yapıyordu. Soruyu ‘hayır' diye yanıtlasa da, bize "Pakistan Lübnan değildir" dese de ve BM'nin suikastı incelemesine ihtiyaç duymasa da, yine de ülkenin parçalanması ve Lübnanlaşması ihtimali devlet başkanı tarafından ortaya atıldı.

Suikast, kim gerçekleştirmiş olursa olsun, açık bir şekilde hakim sınıfın siyasetini nasıl yürüttüğünü ve farklılıkları nasıl çözdüğünün bir örneği. Fakat, bu olay bu kadar dramatik koşullar altında gerçekleşmeseydi ve kurbanlarının temeli toplum geneli ve özellikle işçi sınıfı olacak bir karmaşa ortamına yol açmasaydı, burjuvazi için sadece ikincil bir mesele olacaktı.

Mısır: Kitle Grevinin Tohumları

EKA tarafından Paz, 10/02/2008 - 15:44 tarihinde gönderildi.
Senenin başında Mısır  pek çok sektöre yayılan bir grevle sarsıldı: çimento fabrikalarında, kümes hayvanı çiftliklerinde, madenlerde, otobüs ve demiryollarında, sağlık sektmründe ve herşeyden önce dokuma sektöründeki işçiler hızda düşen gerçek maaşlara ve ödenek kesintilerine karşı bir dizi yasa dışı grev örgtlediler. Bu mücadelelerin militan ve spontene niteliğini, hareketi tetikleyen mücadelenin patlak verdiği Kahire'nin kuzeyindeki Malhalla al-Kubra'nın büyük Misr Eğirme ve Dokuma fabrikasına bakınca kolaylıkla görülebilir. Aşağıdaki alıntı Joel Beinin ve Hossam el-Hamalawy tarafından yazılıp Çevrimiçi Orta Doğu Raporu'nda ve libcom.org internet sitesinde yayınlanmıştır ve fabrikada çalışan Muhammed Attar ve Sayyid Habib adlı iki işçiyle yapılan röportahlara dayanmaktadır.