Ekonomik Kriz: Cevap Mali Düzenleme Değil, Kapitalizmin Yıkımı

See also :

"Bir sonraki patlama şüphesiz gelecek ve şiddetli olacak. Kesinlikle hiçkimse kurtarma planlarına inanmıyor. Pazarların tıka basa dolduğu ve borsaların sonlandığı biliniyor. Ekonominin nasıl kurtarılacağı esnafın umrunda bile değil. Bu şartlarda bizim işimiz para kazanmak. Her gece rüyamda konjuktürel gerilemeyi görüyorum. 1929 patlamasında çok az insan kazanç elde etti, bugün bunu yalnızca elit kesim değil, herkes yapabilir. Bu ekonomik kriz kanser gibi. Siz daha kötüsünü düşünün! Hükümetlerin bu problemi çözebileceğini düşünmenin zamanı değil. Hükümetler dünyayı yönetmiyor, dünyayı Goldman Sachs yönetiyor. Bu banka kurtarma planlarıyla ilgilenmiyor. Tahminimce 12 aydan daha az zaman içinde milyonlarca insan yok edilecek ve bu daha bir başlangıç." Bütün bu satırlar BBC'nin 26 Eylül'de Londra esnafı Alessio Rastani ile yaptığı röportajdan. Bu video o zamandan beri internette muntazam bir ilgi toplandı. [1]

Şüphesiz bu ekonomistin olumsuz perspektifine katılıyoruz. İtinalı tahminlerimizi yapmayı denemeden, krizin daha da kötüleşerek tahripkar olacağı ve insanlığın giderek artan bir bölümünün, kapitalizmin çöküşe geçtiğini, bunun katlanılması gereken sonuçlarının olduğunu anladığını, tereddüt etmeden kabul ediyoruz. Buna rağmen Alession Rastani'nin açıklamaları son yıllardaki büyük yalanlara daha yakın: Yeryüzünün dünya finansmanından dolayı ve yalnızca dünya finansmanından dolayı zor durumda olduğu: Goldman Sachs dünyayı yönetiyor gibi. Ve bütün sol, radikal sol, globalizm karşıtları bu koroya katılıyorlar. Çok korkunç, işte bizim bütün problemimizin asıl nedenide burada yatıyor. 'Ekonominin kontrolünü tekrar kazanmak zorundayız.' 'Banka ve spekülasyonlarına sınırlar koymak zorundayız.' 'Güçlü ve hümanist bir devlet için mücadele etmeliyiz!' Bu tür söylemler 2008 yılından bu yana, ABD'deki banker Lehmann Brothers'ın etrafında çınlayarak durmadan dolanıp durmaktadır. Bugün klasik sağın bir kanadı bile vahşileşen finans ekonominin bu‘radikal' kritiğine inanmakta, devleti manevi olarak davranmaya ve daha fazla etki yapmaya çağırmaktalar. Bütün bu propagandalar, dönemin vahşetinin gerçek nedeninin kapitalizmin tarihsel iflasi olduğunu gizlemek için, ümitsizlige düşen ideolojilerin önlerine çektikleri perdeden başka bir şey değil. Burada söz konusu olan nüans veya kavram sorunu değil. Neoliberalizmi suçlamak ile kapitalizmi suçlamak iki farkli temel şey. Bir tarafta sömürü sisteminin reformize edilebileceği hayali, diğer taraftan kapitalizmin geleceğinin olmadığı, tamamen parçalanması ve yerine zorunlu başka bir toplumu geçirme anlayışı. Egemen sınıfın medya ve bilirkişilerine bu kadar çok enerji harcayarak, neden herkese finans pazarının sorumsuz tüccarlarını işaret ettiğini ve onları şimdiki ekonominin bütün sıkıntıları için suçladığını kavrayabiliyoruz. Onlar böylece sistem üzerindeki dikkatleri başka yöne saptırarak, zorunlu olarak gelmekte olan radikal bir değişimin yani bir devrim üzerine düşünülmesini engellemeye çalışıyorlar.

Tüccarlar: Suçlu ya da Günah Keçisi Arayışı

Son dört yıldır her borsa patlamasında tüccarların karanlığı masalı vurgulanıyor. Ocak 2008'de Jerome Kirviel skandalı manşetlerdeydi. O Fransız bankası Bank Societe Gegenerale'nin fiyaskosunun kötü yatırımlardan dolayı, 4,82 milyar euro kaybetmesinden sorumlu tutuldu. Krizin gerçek nedeni olduğu söylenilen ABD'deki emlak gevezelikleri arka plana itildi. Aralık 2008'de yatırımcı Bernard Madoff'a karşı zimmetine 65 milyar dolar geçirdiği ortaya atıldı. O pratik olarak ABD devi Lehmann Brothers'ın yıkılışının üzerindeki dikkatleri kendi üzerine çekerek her dönemin alçak herifi oldu. Eylül 2011'de esnaf Kweku Adoboli İsviçre bankası UBS'nin 2,3 milyar dolarını gasp etmekle (dolandırmakla) suçladı. Bu olay "tesadüfen'' dünya ekonomisinin yeniden büyük bir perişanlık içine girdiğinde gündeme geldi. Tabii ki herkes, bu bireylerin sadece bir günah keçisi olduğunu biliyor. İpler, kabarık olan kendi suçlarını örtbas etmek için bankalar tarafından çekildi. Güçlü medya propagandası herkesin dikkatinin, köhnemiş büyük sermayeye odaklanmasını sağlıyor. Bu kurgu canavarlarının imajı kullanılarak, kafalarımız fethedilmek ve düşüncelerimiz karartılmak isteniyor. Bir adım geri giderek biraz düşünelim. Çok yönlü bu olay kendisini nasıl anlatıyor, dünya neden uçurumun kenarında? Dünyanın her tarafında milyonlarca insanın açlıktan öldüğü bu dönemde, milyarlık gasplar ne kadar tiskinti uyandırırsa uyandırsın ve Alesssio Rastani'nın sözleri ne kadar edepsizce ve zararlı olursa olsun, şayet borsa düşüşlerinde zengin olunabileceğini umut ediyorsa, bu ekonomik krizin her bölümde ve bütün ülkelerdeki boyutunu anlatmaktan başka bir şey yapmıyor. İster banker isterse endüstri kaptanı olsunlar, hiç kimsenin çıkarını, insanlığın refahını değil, sürekli kendi azami karlarını düşünüyorlar.

Bunlar yeni şeyler değil. Kapitalizm başından beri her zaman insanlık dışı sömürüye dayalı bir sistemdi. 18. ve 19. yüzyıllarında Afrika ve Asya'nın barbarca ve kanlı bir şekilde yağmalanması buna trajik bir örnek. Bunun için sermaye tacirleri ve bankerlerin düzeni, şimdiki kriz hakkında bize yeni bir şey ögretmiyor. Şayet aldatıcı para ticareti büyük zarar veriyor ve bazen bankaları dibe vurmaya zorluyorsa, pratikte bu, krizin neden olduğu hassaslığın bir sonucu, aksi değil. Örnek olarak, şayet 2008'de Lehmann Brothers iflas etmiş olsaydı, bu onun sorumsuz yatırım politakalarından dolayı değil, çünkü aksine 2007 yaz aylarında, ABD emlak pazarları çökmüştü ve bu banka yığınla değersiz borç yükü altında müşkül bir durumda kalmıştı. Bu düşük prim krizi Amerikan ekonomisinin iflas ettiğini ve ona verilen krediyi hiçbir zaman geri ödeyemecegini göstermektedir.

Kredi değerlendirme acentalarına ya da ateşi ölçen termometreye karşı suçlamalar

Kredi değerlendirme acentaları da ateş altında. 2007'nin sonlarında yetkisizlikle suçlandılar, çünkü borçların miktarı üzerindeki devlet hakimiyetini ihmal etmişlerdi. Bugünde aksine ABD (für Standard and Poor's)'deki ve Euro bölgesindeki (für Moody's) devlet borçlarına daha fazla dikkat etmekle suçlanıyorlar. Bu acentaların tarafsız olmamaya özellikle ilgi duydukları doğru. Çin kredi değerlendirme acentaları, ABD'nin kredi notunu düşürenlerin başındaydı, ABD acentaları ise aksine Avrupa'ya karşı kendi ülkelerinden daha sert davrandı. Uygun, finans dünyasının her gerilemesi spekülasyonlara baş vurulmasının ortamını ve bu da ekonomik durumun kötüleşmesini hızlandırıyor. Bilirkişiler bu durumlarda ‘kendi kendini icra eden kehanet'den bahsediyorlar. Fakat, aslında bu acentalar durumun ölçüsünü tamamen küçümsüyorlar. Onların bahşettiği değerlendirmeler, bu borçları geri ödeyebilmeleri için bankalar, işverenler ve bazı devletlerin gerçek kapasitelerine oranla çok yüksek. Ekonominin aslını kritik etmek acentaların çıkarına değil, çünkü dünya ekonomisi herkesin üstüne bindiği bir dal ve bu panik yaratır. Değerlendirme düşürülecekse bunun minumum inandırıcı seviyede muhafaza edilmesi gerekir. Dünya ekonomisinin karşı karşıya olduğu ciddi durum tamamen gizlenirse, gülünç duruma düşülür ve ona hiçbir kişi inanmaz. Eğemen sınıf açısından belli zayıflıkları tanımak, sistemin ana sorunlarını gizlemek için daha akıllıca. Kısa bir zaman önce değerlendirme acentalarını suçlayanlar bunun tamamen farkında. Onlar termometrenin kalitesinden şikayet ediyorlarsa, bu yanlızca bizim dünya kapitalizmini sarsıntı içine sokan bu iğrenç hastalık üzerine düşünmemizi engellemek, bu hastalığın tedavisinin mümkün olmadığını ve daha da kötüleşeceğini zorunlu olarak itiraf etmekten korktuklarındandır.

Finans dünyasının suçu veya hastalık ile belirtilerinin karıştırılması

Ticarethane ve değerlendirme acentalarının kritiği, finans sektörünün manasız büyüklük iddiaları üzerine olan daha büyük propaganda kampanyalarının bir parçasıdır. Her zamanki gibi ufak bir tanecik, ideolojilerin temelini teşkil eden gerçekliğe dayanmaktadır. Fiiliyatta sermaye dünyasının son on yılda kibirli ve her zaman verimsiz bir garibe ile büyüdüğü tartışılmaz. Bunların kanıtları bol miktarda bulunuyor. 2008 yılının toplam küresel mali büyüklüğü 2,2 milyon dolara yükseldi, küresel toplam sosyal hasılayla karşılaştırılırsa 0,55 milyar. [2] Böylece kurgu, ekonomi ortalama söylenilen ‘gerçek ekomomi'den daha büyük! Ve bu milyarlar yıllar boyu çılgınca büyüyerek ve kendini mahvedercesine yatırıldı. Anlaşılır bir örnek, boş satım mekanizması. Burada mevzu bahis olan ne? Boş satış mekanizması ile başlayalım, elimizde olmayan bir şeyi sonra almak için satmak. Bu hilenin amacı açıkça şurada bulunuyor, belli bir fiyatla satın alınana yatırım yaparak, daha sonra onu daha uygun fiyatla geri satın almak ve aradaki farkı kar olarak hesaba kaydettirmek. Gördüğümüz gibi, bu mekanizmayı önce ele geçirmek ve sonrada tekrar satmanın tamamen karşıtı. [3] Somut olarak boş satışlar, kurgu kapitalin fiyat üzerine iddialaşan belli yatırımlarını içeren, ara sıra hedeflenen yatırımların çökmesine götüren, büyük bir nehir. Bu bir skandal haline geldi, bir yığın iktisatçı ve politikacı bize bunun ana problem olduğunu söylüyor. İflaslar ve euronun düşüş nedeni. Bunun için çözümü basit: boş satışların yasaklanmasıyla her şey düzelecek, güllük gülistanlık olacak. Boş satışların tamamen manasız olduğu ve ekonominin bir bölümünü telef ettiği doğru. Fakat tam da bu boş 'hızlanma' ve ana nedenler değil. Herşeyden önce şiddetli ekonomik kriz, ticaretin verimli olabilmesi için buna ihtiyaç duyar. Asıl gerçek, kapitalistlerin pazarların artmasına oynamadıkları, aksine düşmesi, dünya ekonomisinin geleceğine ne kadar az güvendiklerini gösteriyor. Bunun için giderek daha az, uzun vadeli ve sabit yatırım: yatırımcılar hızlı kazanç elde etmek için, uzun süreli kazanç vaat edebilen endüstri sektörlerinin özellikle fabrikaların hemen hemen olmayışı ve işverenlerin uzun yaşayamama endişesini istemiyor. İşte burada problemin özüne geliyoruz. Reel veya geneleksel denilen ekonomi çoktandır kötü durumda. Sermaye bu alandan verimliliği giderek azaldığı için kaçıyor. Dünya ekonomisi doydu, metaların satılması zorlaşıyor, fabrikalar üretmekte ve birikim yapmakta güçlük çekiyor. Sonuç: kapitalistler semayesini spekülasyonlara ‘gizli' ekonomiye yatırıyor. Finans dünyasının büyüklük iddiası, kapitalizmin tedavi edilemez hastalığının yanlızca bir belirtisi olan, üretim fazlası.

Suçlu neoliberalizm veya sömürülenler nasıl sadıklaştırılırlar?

Şu neoliberalizmi yöreselleştirenler, reel ekonominin nasıl kritik dönemde olduğunu tamamen kabul ediyorlar. Fakat onlar kapitalizmin çıkmazını bir an bile ileriye götürerek geliştirmiyorlar. Kapitalizmin çürüdüğünü ve can çekişmekte olduğunu reddediyorlar. Küreselleşme karşıtı ideologlar, böylece endüstrinin yıkılması suçunu, 1960'lardan beri yapılan kötü politikalara ve neoliberal ideolojilere veriyorlar. Onlar için bizim, Alessio Rastani'nin dediği gibi, dünyayı Goldman Sachs yönetiyor. İşte böyle daha fazla sosyal haklar, daha fazla düzenleme ve devlet müdahalesi için mücadele ediyorlar. Neoliberalizmin kritiğiyle başlıyorlar ve bizi yönlendirecek yeni yanılmalarla, devletçilikle sonlandırıyorlar. Sermaye üzerindeki daha fazla devlet kontrolü ile sosyal ve müreffeh yeni bir ekonomi kurabiliriz. Fakat biraz daha fazla devlet müdahalesi, kapitalizmin ekonomik problemlerini çözemeyecek. Sistemi dinamitleyen kendi eğilimi, pazarın emebileceğinden daha fazla meta üretmesi. On yıllar boyunca borçlanmaya dayalı suni bir pazar oluşturularak, ekonominin felç olması engellendi. Başka bir kelime ile söylemek gerekirse, kapitalizm 1960'lardan bu yana veresiye yaşadı. Bundan dolayı bugün bütçe, bankalar ve devletler şiddetli borç yükü altında inlemekte ve şimdiki borsa düşüşleri bunun için "borç krizi" olarak adlandırılmaktadır. Yanlızca, devlet ve merkez bankaları, özellikle Fed ve Avrupa Merkez Bankası 2008'den, Lehmann Brothers'ın batışından sonra ne yaptı? Milyarlarca dolar ve euro ekonomik dolaşıma yatırarak başka iflasları engellemeye çalıştılar. Bu milyarlar nereden geliyordu? Yeni borçlardan! Bütün yaptıkları özel borçları resmileştirmek ve Yunanistan'da gördüğümüz gibi böylece, bütün devletlerin iflas etmesinin temellerini hazırladılar. Önümüzde duran ekonomik akım, kontrol edilemez bir vahşiliği zorluyor. Daha büyük Avrupa ya da dünya hükümeti düşüncesi bir çıkmaz sokaktır. Onlar bunu ister yalnız ister başkalarıyla birlikte yapsınlar, devletlerin sürekli ve gerçek çözümleri yoktur. Onların bir araya gelmesi büyüyen krizlerin yavaşlamasını ve aynı zamanda parçalanmaların hızlanmasına olanak sağlayabilir. "Krizi kontrol edemezsek dahi, devlet sosyalleşerek böylece bizi koruyabilir" diyerek koro halinde bağırıyor bütün sol. Devletin sürekli patronların en kötüsü olduğuna dair bir kelime bile yok. İşçiler için devletleştirmeler asla iyi yenilikler değildi. İkinci dünya savaşından sonraki devletleştirmelerin amacı, savaştan sonra tahrip olan üretim araçlarını yeniden canlandırmak ve vahşi bir sekilde iş temposunu yükseltmekti. O zamanlar Fransa Komünist Partisi'nin genel sekreteri ve De Gaulle Hükümetinin devlet bakanı Thorez, Fransız işçi sınıfına özellikle devlet sektörlerinde çalışan işçilere verdiği ünlü (bildiride) mesajında: "Eğer maden işçileri görevdeyken ölürse onların yerini hanımları alacak." Veya, "Ulusal ekonomiyi kurmak için kemerlerinizi sıkınız" ve "grev tröstlerin işidir", diyordu. Devletleştirilmiş teşebbüslerin mükemmel dünyasına hoşgeldiniz! Bunlar beklenmedik veya şaşılacak (sürpriz) şeyler değil. 1871 Paris Komunü deneyiminden bu yana, devrimci komunistler sürekli, devletin işçi karşıtı ıslah olmaz rolünü vurgulamışlardı. "Modern devlet, burjuva toplumun söylediği gibi, yalnızca kapitalist üretim ilişkilerinin genel belli şartlarına saldıran, işçilere karşı korumak ne de, yalnızca tek tek kapitalistlerin örgütü değildir. Ve modern devletin biçimi ne olursa olsun, özünde kapitalist makine, kapitalistlerin devleti, bütün kapitalistlerin ruhudur. Ne kadar çok üretim aracı mülkiyetine alırsa, o kadar çok, gerçek bütün kapitalist olur, o kadar çok vatandaşı sömürür. İşçi, ücretli işçi-proleter olarak kalır. Sermaye ilişkileri ortadan kalkmaz, çoğalarak daha da yükselir. (Kap.5, Anti düring, MEW bd 20)" Friedrich Engels bu satırları 1878'de yazdığı zaman bile devletin dokunaçlarını bütün topluma uzatarak ve ekonomi politiği, resmi teşebbüsler gibi bütün özel teşebbüsleri üstlenmesi gerektiğini kavradığını göstermektedir. O zamandan beri devlet sürekli güçlendi. Bütün ulusal burjuvaziler kendi devletlerinin arkasına gizlenerek aralarında katı bir neticeye ulaşıncaya kadar acımasız ticari savaşlar sürdürüyorlar.

BRHÇG bizi kurtaracak... Ya da ekonomik mucize için dua edecek

Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika (BRHÇG) ekonomide hatırı sayılır bir başarı gündeme getirdi. Özellikle Çin'in artık dünyada ikinci büyük ekonomiye sahip olduğu söyleniyor ve bir çok kişi ABD'nin tahttan düşeceğini düşünüyor. Bu görünen gelişme bir çok ekonomisti, bu grubun, İkinci Dünya Savaşı'nda ABD'nin yaptığı gibi dünya ekonomisinin yeni lokomotifi olacağı noktasında umutladırıyor. Başlangıçta Çin, rizikoya rağmen, devlet borçları krizinden dolayı parçalanan İtalyan devleti bütçesinin bir kısmını doldurabileceğini önerdi. Küreselleşme karşıtı cephe insanların, bunu sevinç nidaları atmanın bir nedeni olarak görmeleri gerektiğine inanıyorlar: ABD üstünlüğünün, neoliberalizmin en kötü mahkumu oldugu teşhir edilerek (BRHÇG)'nin yükselmesi ile dengelenmiş centilmen bir dünyanın oluşturulacaği şeklinde delillendiriliyor. BRICS 'in gelişmesine beraberce bağladıkları bu umut, sözde büyük burjuvazi ve anti-kapitalistleri, sadece komik duruma düşürmekle kalmıyor, onların kapitalist dünyaya ne kadar çok bağlı olduklarınıda gösteriyor. Bu umudun nasıl bir sabun köpüğü gibi patladığını düşündürüyor. Bu ekonomik gevezelik bir deja-vu duygusu uyandırıyor. Seksen ve doksanlı yıllardaki Arjantin ve Asya kaplanları veya daha önce İrlanda, İspanya ve İzlanda o zamanlar ekonomik mucize ile ödüllendirilmişlerdi. Ve her mucize gibi baş döndürücü bir şekilde çok geçmeden dışarı atıldılar. Bütün bu ülkeler hızlı gelişimlerini sınırsız borçlanmaya borçlular. Bunun için onların hepsi aynı akışkanlıkla sona gittiler. Konjonktürel düşüş ve iflas. BRHÇG de aynen böyle davranılıyor. Daha şimdiden Çin kırsalında bu büyüklükteki borç ve yükselen enflasyon üzerine büyüyen endişe mevcut. Çin devlet yatırım kuruluşu fonlarının başkanı Gao Xiping, kısa bir süre önce "biz koruyucu değiliz. Önce kendimizi kurtarmalıyız", dedi. Daha açık bir şekilde izah edilemez.

Gerçek: Kapitalizmin çözümü ve geleceği yok

Kapitalizm reformize edilemez. Realist olarak yanlızca devrimin bu faciayı engelleyebileceğini teslim etmek lazım. Kapitalizm kendinden önceki köleci ve feodalizm gibi yıkılmaya mahkum bir sömürü sistemi. Öncelikle 18.ve 19. yüzyılından beri 200 yıl boyunca gelişerek yeryüzünü denetimi altına aldı ve Birinci Dünya Savaşı'nı çıkardıktan sonra büyük bir gürültü ile çöküşe geçti. 1930' lardaki büyük buhran, İkinci Dünya Savaşı'ndaki iğrenç katliamlar, bütün bunlar sistemin yaşlandığını ve insanlığın yaşaması isteniyorsa sona erdirilmesi gerektiğini kanıtlıyor. Evet 1950' lerden sonra 1929'lardaki gibi zorba kriz yoktu. Burjuvazi zararı nasıl sınırlayacağını ve ekonomiyi canlandıracağını daha iyi öğrenmişti, böylece bugün bir çoğu bugünkü krizin yalnızca son 60 yıl boyunca olan yıkımlar gibi olacağını ve büyümenin geri geleceğine inanıyorlar. Özünde ise 1967, 1970-1971, 1974-75, 1991-93 Asya ve 2001-2002'de sırası ile gelen krizler yanlızca bugünkü kötü durumun yolunu açtı. Burjuvazi her seferinde ekonomiyi yürütebilmeyi, sadece kredi musluklarını açarak başarabildi. Problemin köküne yanaşmayı hiçbir zaman beceremedi: Kronik üretim fazlalığı. Yapabildiği tek şey ödeme günlerini ertelemek. Bugün sistem bu borçların ağırlığı altında boğuluyor. Hiç bir bölüm ve devlet bunun dışında kalamıyor. Boğazına kadar borçlanma kendi sınırlarını aştı. Bu ekonominin tamamen durdugu anlamına mı geliyor? Tabii ki değil. Burjuvazi kendi olanakları içinde tartışarak veba ve kolera arasında seçim yapmak zorunda kalacak. Ya şiddetli tasarruf politikaları ya da yeni bir para politikası. Birincisi çok kuvetli konjokturel dalgalanmalara, ikinciside kontrol edilemeyen eflasyona neden olacaktır. Daha şimdiden kısa dönem konjonktürel gerileme ile uzun dönem arasındaki değişim kredilerinin tekrarlanması geçmişte kaldı: İşsizlik patlayacak, fakirlik ve barbarlık dramatik bir şekilde genişleyecek. Eğer 2010'daki gibi dönemin tekrarı olursa, geçici havada duran bir soluklanmadan öteye gitmez ve ekonomik felaket devamcısı olur. Bunun aksini iddia edenler biraz Empire State Building'in tepesinden atlayan ve her kata geldiklerinde, her şeyin şimdiye kadar iyi gittiğini söyleyen optimistlere benziyorlar. Unutmayalım ki; büyük buhran başladığında ABD başbakanı "refah devri görünürde" demişti. Belli olmayan tek şey insan kaderinin nasıl olacağı. Kapitalizmle birlikte batacak mı? Yoksa dayanışma ve karşılıklı yardımla, sömürüsüz, sınıfsız, devletsiz ve karsız yeni bir dünya kurabilecek durumda olabilecekler mi? Engels'in 120 yıl önce dediği gibi! Burjuva toplum bir ikilem karşısında durmakta: Ya sosyalizme geçiş süreci ya da barbarlık. Geleceğin anahtarı işçi sınıfı, çalışanlar, işsizler, emekliler ve kötü işlerde çalışan gençlerin mücadelelerini birleştirmesinde yatmaktadır.

[1] www.bbc.co.uk/news/Business-15059135http
[2] www.jacquesbgelinas.com/indexfiles/Page3236http
[3] www.jacquesbgelinas.com/indexfiles/Page3236